Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/1990 K.2025/1414
3. Hukuk Dairesi 2024/1990 E. , 2025/1414 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/90 E., 2024/42 K.
DAVA TARİHİ : 16.09.2021
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/237 E., 2022/353 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; Can Eczanesinin sahibi ve mesul müdürü olan müvekkilinin davalı Kurumla ilaç teminine ilişkin olarak yaptığı sözleşmenin 2016 yılında feshedildiğini, feshin sebebinin müvekkili hakkında yürütülen FETÖ soruşturması olduğunu, ancak müvekkili hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, bunun üzerine müvekkilinin sözleşmenin yenilenmesi için davalı Kuruma başvuru yaptığını fakat sözleşmesinin daha önce feshedildiği ve feshin iptali talebinin de Mahkeme kararıyla reddedildiği gerekçesiyle talebinin reddedildiğini, davalı Kurumun gerekli belgelere haiz eczacılarla sözleşme yapma konusunda takdir hakkının bulunmadığını ileri sürerek; müvekkilinin sözleşme yapmasına dair davalı Kurumca verilen red kararının iptali ile davalı Kurumun sözleşme yapmaya zorlanmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; kamu davası açılmasına yeterli delil bulunamadığından Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş olan eczacılarla yeniden sözleşme yapılıp yapılmaması hususunun müvekkil Kurumun takdirinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı hakkında örgüt üyeliğinden kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, şu halde davacıya terör örgütü üyeliğinden atfı mümkün bir eylemin söz konusu olamayacağı, davalı Kurumun sözleşme yapmamasına gerekçe gösterdiği hususların sözleşme yapılmamasını gerektirir gerekçeler olarak kabul edilemeyeceği, bilirkişi heyet raporu ile protokol hükümleri ve ilgili mevzuat çerçevesinde davadaki talebin yerinde olduğu gerekçesiyle, davalı Kurumun davacı ile sözleşme yapmama şeklindeki menfi tutumunun hukuka uygun olmadığının tespiti ile taraflar arasındaki muarazanın meni'ne karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı Kurum ile Eczacılar Birliği arasında imzalanan Sosyal Güvenlik Kurumu Kapsamındaki Kişilerin Türk Eczacıları Birliği Üyesi Eczanelerden İlaç Teminine İlişkin Protokol hükümlerinin davalı Kurum yönünden bağlayıcı olduğu, sözleşme yapılmamasına gerekçe gösterilen FETÖ üyeliğinin yargı kararı ile tespit edilmediği, mevcut delillerin takdirinin ve kararın dayandığı gerekçenin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; terörün finansmanı bağlamında terör örgütü mensubu olduklarına dair haklarında kuvvetli şüphe ve karine olan kişiler ile müvekkil Kurumun sözleşme yapmasının kamu yararı ve hizmet gereği ile bağdaşmayacağı dikkate alınarak işlem tesis edilmesi gerektiğini, sözleşme özgürlüğü ilkesi de nazara alınarak yapılan soruşturma neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesinin müvekkil Kurumu, davacı ile sözleşme yapması yönünde zorlayıcı olamayacağını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, taraflar arasında sözleşme yapılmamasına ilişkin muarazanın giderilmesi istemine ilişkindir.
1. Davalı Kurum ile Türk Eczacıları Birliği arasında imzalanan ve temin edilecek ilaçlarla ilgili olarak eczanelerle yapılacak sözleşmeye ilişkin usul ve esaslar ile karşılıklı hak ve yükümlülüklerin belirlendiği bu Protokole istinaden, Türk Eczacıları Birliği üyesi olan eczacılar ile davalı Kurum arasında imzalanan sözleşme, iki taraflı irade ile oluşan ve özel hukuk hükümlerine tabi olan bir sözleşmedir.
2. 2016 ve 2020 tarihli anılan bu Protokollerin (7.1.) maddesi; “Kurumla eczane arasında bu Protokol esaslarına göre her yılın Nisan ayında sözleşme yenilenir. Kurum ile TEB arasında yapılacak Ek Protokol veya Protokollerle düzenleme yapılması halinde, sözleşmeli eczacı bu düzenlemelere uymakla yükümlüdür. Kurum, Protokol hükümlerini kabul eden ve başvuru formunu getiren eczacı ile (feshi gerektirecek hususlar nedeniyle sözleşmeleri feshedilenlerin fesih süreleri boyunca ve
muvazaalı olarak açıldığı kanıtlanan eczaneler hariç) sözleşme yapar. (Değişik: 22/05/2019-2019/1 Ek Protokol 16. md. Yürürlük:01/04/2019) Eczacı sözleşmenin Kurumda kalacak nüshasının ön yüzüne Protokol hükümlerini okuduğunu ve kabul ettiğini el yazısı ile yazarak imzalar diğer sayfaları paraflar. (03/05/2017-2017/1 Ek Protokol 10. md. Yürürlük:01/04/2017) (7.1) numaralı maddesinin uygulanmasında 5510 sayılı Kanun'un 103. maddesi ve Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Hizmeti Satın Alım Sözleşmelerinin/ Protokollerinin Hazırlanması ve Akdedilmesine İlişkin Yönetmelik hükümlerine uyulur.” hükmünü içermektedir. Dairemizin yerleşmiş uygulamasına göre; ilgili Protokollerde yer alan bu hüküm, tarafı durumundaki davalı Kurumu bağlamakla birlikte, Protokolün diğer tarafını teşkil eden Türk Eczacıları Birliği üyesi olan eczacılar açısından sözleşme yapıp yapmama konusunda tam bir serbesti getirmiştir. Bu Protokolle sözleşme yapmak isteyen ve belirlenen şartlara uyan eczacılarla davalı Kuruma mutlak ve takdir hakkına dayalı olmaksızın sözleşme yapma zorunluluğu getirilmesine karşın, diğer tarafı olan eczacılara ise, bu sözleşmeye taraf olmak isteyip istememek ve başvurup başvurmamak yönünden bir takdir hakkı tanınmıştır. Bu yönüyle de; anılan Protokol davalı Kurumun ayrıcalıklı, üstün hak ve yetkilerini içermemekte, diğer tarafı olan eczacı yönünden ise serbest iradeye dayanmaktadır. Uygulama birliğinin sağlanması için imzalanan ve davalı Kurumun kendisini kısıtlayan şekli düzenlemenin varlığı, koşulların mevcut olması halinde davalı Kurumu sözleşme yapmaya mecbur kılar. Diğer bir anlatımla, sözleşme yapmak için başvuran davacının Protokol hükümlerini yerine getirmiş olması halinde, davalı Kurum sözleşme yapmaktan kaçınamaz.
3. Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, davalı Kurumun sözleşme yapmamasına gerekçe olarak gösterdiği hususların ilgili mevzuat hükümleri ve yukarıda açıklanan Protokol kapsamında sözleşmenin yapılmamasını gerektiren bir durum kabul edilmediği, davalı Kurumun da sözleşme yapmama yönündeki davranışının haklı ve hukuka uygun olduğunu ispatlayamadığı, dosyada yer alan delillere göre davacı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen soruşturma dosyası haricinde ceza davası veya ceza soruşturmasının bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.