Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2024/2183 K.2025/1610
6. Hukuk Dairesi 2024/2183 E. , 2025/1610 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/466 E., 2024/270 K.
BİRLEŞEN DAVA BAKIRKÖY 1.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2011/254 E. 2011/406 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, asıl ve birleşen davada davacı - karşı davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
1.Davacı ... End. Taah. A.Ş. vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında İstanbul İli, Büyükçekmece İlçesi, ... Köyü, 10 pafta, 3500 parsel ve 10 pafta, 3501 parsel no'lu yerlerde bulunan taşınmazlarla ilgili olarak Bakırköy 7. Noterliği'nin 26.03.1997 tarihli, 24991 yevmiye numaralı gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesinin kurulduğunu, bu sözleşmeye göre 3500 parseldeki % 45 hisse ile 3501 parseldeki % 42 hissenin müvekkiline kalacağını, müvekkilinin bu sözleşme gereğince üstlendiği yükümlülükleri 04.03.1997 tarihinde ifa ettiğini, davalının ise 3500 parseldeki inşaatı 22.09.1998 tarih ve 3501 parseldeki inşaatı 01.05.1999 tarihinde ifa etmeyi taahhüt ettiğini, bu tarihlerde inşaatların bitirilememesi halinde davalının temerrüde düşeceğinin davalı tarafından da kabul edildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 10. maddesinde temerrüt halinde ödenecek cezai şartın kararlaştırıldığını, 11. ve 12. maddelerinde ise kabul oranının % 90 olarak kabul edildiğini, davalının belirlenen vadelerde borçlarını ifa edemeyip temerrüde düştüğünü, bunun üzerine müvekkilinin 28.09.2004 tarihinde sözleşmeyi feshettiğini bildirdiğini, davalının süre istemesi üzerine 06.09.2006 tarihinde ifa süresinin 31.12.2007 tarihine kadar uzatılması konusunda mutabakata varıldığını, ancak bu sürenin sonucunda da davalının edimlerini ifa edemediğini, bu nedenle taraflar arasındaki sözleşmenin feshi ile Bakırköy 7. Noterliği'nin 26.03.1997 tarihli, 250005 yevmiye no'lu taahhütname ve muvafakatname ile kooperatife tahsis edilen 4 adet tapu tahsisinin iptalini ve müvekkili adına yeniden tescilini talep etmiştir.
2.Birleşen Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2011/254 - 406 Esas - Karar sayılı dosyanın davacısı ... Yapı Endüstri ve Taahhüt San A.Ş. vekili dava dilekçesinde; Kooperatife tapusu verilecek kısımdan tenzil edilmek kaydı ile davalının taşeronu olan ... ve ... adına bilabedel E blok 6,7,18 ve 28 no'lu dairelerin tapu tahsisinin yapıldığını, bu tapuların iadesi gerektiğini, sözleşme ile kararlaştırılan süre içinde dairelerin teslim edilmemesi nedeniyle kira kaybının oluştuğunu, ayrıca sözleşme sonrası dönem açısından ecri misil alacağının doğduğunu, müvekkilinin arsası üzerinde bitirilmemiş bir inşaatın bulunduğunu, kendisinin kâr edemediğini ve yüksek bir maliyetle karşılaştığını, Bakırköy 7. Noterliğinin 26.03.1997 tarihli ve 24991 yevmiye no'lu sözleşmenin feshi ve sözleşmeden kaynaklı ecrimisil tazminatı ve munzam zararları olarak şimdilik 10.000 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tazmini ile davalı kooperatif adına verilmiş olan 4 adet bağımsız bölümün (E blokta bulunan 6,7,18 ve 28 no'lu bağımsız bölümler) bedelinin davalı kooperatifin hak etmiş olduğu kalan bakiye hissesinden mahsubuna, sözleşmenin 10. maddesi uyarınca kabul edilen cezai şart olan inşaatın % 30'una tekabül eden kısmın müvekkili lehine terkine veya miktarının verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2007/46 D.İş sayılı dosyasındaki bilirkişi raporunda inşaatın % 82 oranında tamamlandığının tespit edildiğini, Bakırköy 10. Noterliğinin 18.05.2008 tarihli, 16132 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bu durum belirtilerek, müvekkili payına düşen taşınmazlann tapuda tescilini talep ettiklerini, ancak davacının bu ihtarnameyi almaktan imtina ettiğini, Bakırköy 7. Noterliği'nin 26.03.1997 tarihli/25005 yevmiye numaralı muvafakatname ve taahhütname ile davacının Kooperatife tahsis edildiğini beyan ettiği 6, 7, 18, 28 no'lu bölümlerin davacı tarafından müvekkiline değil şahıslara tescilinin gerçekleştirildiğini, bu nedenle bu hukuki işlemlerin iptalini talep etmesinin mümkün olmadığını, karşılık dava açısından, sözleşmenin 9. maddesine göre inşaatın tamamlanma aşamasına göre belli oranda arsa payının müvekkiline teslimi gerektiğini, ancak davacının bunu gerçekleştirmediğini, inşaatın bitim seviyesine göre devredilmesi gereken tapuların müvekkiline devrine karar verilmesini, E bloktaki 22 no'lu bağımsız bölümün müvekkilinin bilgisi dışında üçüncü kişiye satıldığını, bu satıştan elde edilen bedelin müvekkiline iadesi gerektiğini, E bloktaki tüm dairelerin müvekkiline verilmesi gerekirken davacının 6,7,18 ve 28 no'lu bağımsız bölümleri üçüncü kişilere satıp devrettiğini, inşaat seviyesine göre müvekkiline devri gereken C ve E bloktaki bağımsız bölümlerin müvekkili adına hükmen tesciline, bu talepleri kabul edilmezse, BK'nın m. 369 hükmü nedeniyle tam zararlarının tazminine, E bloktaki 22 numaralı bağımsız bölümün satışından elde edilen bedelin satış tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte müvekkiline verilmesine, E blokta mevcut olan 6, 7, 18, 28 no'lu bağımsız bölümlerin satış bedelinin davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 17.04.2014 tarihli kararı ile bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, takip edilmeyen asıl davanın HMK'nın 409/5. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına, birleşen davada, verilen süreye rağmen harç tamamlanmadığından davanın reddine, karşı davada, davacı yüklenicinin edimlerini kabul edilebilir oranda gerçekleştirmediği gerekçesiyle karşı davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesinin 17.04.2014 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2016/8717 Esas – 2017/3268 Karar ve 16.11.2017 tarihli ilamı ile onama kararı verilmiş ve verilen karara karşı, karşı dava davacısı yüklenici vekilince yasal süresi içerisinde karar düzeltme talebinde bulunulmuş
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2018/1551-2019/1732 Karar sayılı ve 11.04.2019 tarihli ilamı ile "mahkemece; yüklenici tarafından yapılan inşaatın sözleşmeye, projeye ve imar mevzuatına aykırı olup olmadığı, aykırı ise düzeltilmesinin mümkün bulunup bulunmadığı, düzeltilmesi mümkün ise ne surette düzeltilebileceği, tadilat projesi ve ruhsatı ile düzeltilip düzeltilemeyeceği husularının da göz önünde bulundurularak inşaatın tamamlanma oranına göre sözleşmenin 9. maddesi uyarınca yüklenicinin haketmiş olduğu bağımsız bölüm olup olmadığını tespit etmek yükleniciye devri gerçekleştirilen bağımsız bölüm tapularını gözönünde bulundurularak hakettiği bağımsız bölüm varsa tesciline karar vermekten ibaret" şeklinde bozma kararı verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyulmasına asıl ve birleşen davalar hakkında daha önce karar verildiğinden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına ve karşı dava yönünden ise sözleşmenin 9. maddesinde yüklenicinin inşaatı getirdiği aşamaya göre bağımsız bölüm devirlerini talep edebileceği düzenlendiğinden bozma kararı sonrasında alınan 16.05.2022 tarihli bilirkişi raporu ve 29.01.2024 tarihli rapor incelendiğinde inşaatın bitim oranının %100 olduğu sözleşmenin 9. maddesi uyarınca yüklenicinin edimlerini yerine getirdiği ve hakettiği bağımsız bölümlerin adına tescili talebinin yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleşen davada davacı karşı davada davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Bakırköy 28. Noterliği'nin 19.01.2011 tarihli ve 02383 yevmiye nolu fesih ihbarı ile sözleşmenin feshedilmiş olduğunu, ancak gerek yerel mahkemece gerekse de Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin Bozma ilamında bu hususun gözardı edildiğini,
b. Bilirkişi raporunun eksik ve hatalı hazırlanmadığını,
c. Raporda inşaat süreci içerisinde taşınmazın kimler tarafından tamamlandığı hususunda tespit olmamasına rağmen, inşaatın karşı davacı tarafından tamamlandığının kabul edildiğini, müvekkiline usulüne uygun bir teslim söz konusu olmadığını, müvekkilinin inşaat aşamasında bir kısım bağımsız bölümleri 3. kişilere natamam halde devretmek zorunda kaldığını, devralan kişilerin bağımsız bölümlerini kendilerinin ikmal ettiğini, 15.06.2019 tarihli bilirkişi raporunun 4. sayfasında-ilk paragrafında- eksikliklerin daire sahipleri tarafından tamamlandığı hususunın teyit edildiğini,
d. Dava tarihi itibariyle müteahhidin yapmış olduğu imalata bağlı olarak müteahhide devri gereken payın ( % 5 haftirat başladığında, +% 10 su basmanı bitmiş temel üstü ruhsatı alındığında, +% 30 kaba inşaat, çatı bittiğinde=) % 45'e tekabül ettiğini, geri kalan aşamaların ( % 20 dış ve iç sıva ile kapı, pencereler takıldığında,+% 15 çevre düzenlemesi bittiğinde, +%10 geçici kabulden sonra + % 10 imalatın anahtar teslimi) ikmal edilmediğinin karşı dava tarihi itibariyle sabit olduğunu, değerlendirmenin dava tarihindeki koşullar kapsamında yapılması gerektiğini, yüklenicinin % 45 ikmali karşısında 14 dairenin tapusunun verildiğini ve makul bir oranlama olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3/2. maddesinin atfı ile uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439/2. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Asıl ve birleşen davada davacı- karşı davada davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Karara karşı kararın tebliğ tarihinden 15 gün içerisinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine,
21.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.