Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2025/559 K.2025/1536

🏛️ 6. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/559 📋 K. 2025/1536 📅 16.04.2025

6. Hukuk Dairesi         2025/559 E.  ,  2025/1536 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/398 E., 2024/1792 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/185 E., 2023/797 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı tarafından 5 adet lisanssız güneş enerjisi santrali kurulması amacıyla yaptıkları başvuruların "kapasite nedeniyle olumsuz" tespiti uyarınca reddedildiğini ve sözleşme imzalanmadığını, başvuruların reddedilmesinin açıkça hukuka aykırı ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, başvuruların yürürlükteki mevzuata uygun olduğunu belirterek davacı ile bağlantı anlaşması yapılmaması şeklinde oluşan muarazanın giderilmesine, davalı ... Şirketinin trafo kapasitesi tahsis etmek zorunda olduğunun tespitine, davalı ... Şirketinin ise çağrı mektubu vermek ve bağlantı anlaşması yapmak zorunda olduğunun tespitine ve hükmen sözleşmelerin kurulmasına, ifanın mümkün olmaması halinde 1.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, idari yargının görevli olduğunu, davacının başvurularının yürürlükteki mevzuat hükümlerine göre değerlendirildiğini ve reddedildiğini, başvuruların üzerinden 7 yıl geçtikten sonra dava açılmasının yerinde olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; idari yargının görevli olduğunu, eksik harcın tamamlanmasının gerektiğini, taleplerin zaman aşımına uğradığını, başvuruların incelenmesine ilişkin yetkilerinin bulunmadığını, görüş bildirme görevinin olduğunu, mahkeme kararı ile hükmen bağlantı anlaşması yapılamayacağını, davacıya karşı herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda bilgileri yazılı kararı ile teknik değerlendirme komisyon çalışmalarının gecikmesi ile ilgili herhangi bir değerlendirme dışı bırakma veya tahsisin başkalarına fayda sağlayacak şekilde geciktirilmesi hususunun bulunmadığı, başvuruların en yakın hattın mülkiyetinin özel olması ve bağlantı mesafesi ile yürürlükteki mevzuat hükümleri kapsamında kapasite artışına veya dağıtım şebekesi iyileştirmesine imkan bulunmaması nedeniyle olumsuz görüş bildirildiği, dağıtım şebekesinin enerjilendirme alanında ilerleyen zamanlarda işletme ve arıza bakımından riskler oluşturacağının tespit edildiği, davacının talep ettiği bölgede başkaca kişi veya firmalara tahsis yapılmadığı, davacının başvurularının reddedilmesinin başvuru tarihlerinde yürürlükteki mevzuat hükümlerine uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; eksik harcın tamamlanması ve davanın heyet tarafından görülmesinin gerektiğini, davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığını, davalılar yararına ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin gerektiğini, esas talep dikkate alınarak davanın reddi nedeniyle davalı yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin gerektiğini, eksik harç tamamlanarak davalılar yararına ayrı ayrı nispi vekalet ücretine, aksi halde maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, lisanssız güneş enerjisi santrali kurulmasına ilişkin taleplerin reddi nedeniyle muarazanın giderilmesi, hükmen sözleşme yapılması; terditli olarak ise maddi tazminat istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı ... vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.04.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)
MUHALEFET ŞERHİ
Dava, taraflar arasında sözleşme kurulmaması yönünde çıkan muarazanın giderilmesi, olmazsa 1000 TL tazminat isteğiyle terditli olarak açılmış belirsiz alacak davasıdır.
Mahkemece tüm taleplerin reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir.
Sayın çoğunluk ile aramızda oluşan uyuşmazlık, öncelikle dava değeri açısından yasa yollarının açık olup olmadığı, bundan sonra davalı lehine takdir edilen vekalet ücretinin yerinde olup olmadığına ilişkindir.
Dava, asıl talep açısından herhangi bir değer gösterilmeden harca esas değer olarak ikinci talep olan 1.000 TL gösterilmiş ve yargılama bu değer üzerinden sürdürülmüş ve sonuçlanmıştır.
Dava, her ne kadar belirsiz alacak davası olarak açılmış ise de asıl dava bakımından bir miktarın belirtilmemesi, belirsiz alaçak davasını düzenleyen HMKnın 107.m.sine uygun olmamıştır. Yargılama sırasında bilirkişi incelemesi yaptırılmış ne var ki yine dava değeri belirlenmemiştir. Hal böyle olurca öncelikle dava değeri belirlenmeli, peşin nispi narç tamamlanmalı ve sonucunda dava reddedilirse bu dava değerine göre vekalet ücreti hesabı yapılmalı, diğer yandan yasa yollarının açık olup olmadığına da bu değere bakılarak karar verilmelidir.
Diğer yandan vekalet ücretine gelince, taleplerden tümünün reddedilmesine rağmen ikinci talep olan 1.000 TL esas alınarak davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmesi de doğru olmamıştır. Bilindiği üzere terditli dava HMK'nın 111. maddesinde düzenlenmiş, 2.fıkra ile açıkça “Mahkeme, davacının asli talebinin esastan reddine karar vermedikçe, fer’i talebini inceleyemez ve hükme bağlayamaz.” demektedir. Bu madde metninden de anlaşılacağı üzere asıl olan birinci taleptir. Taleplerin tamamının reddi halinde yargılama giderlerinin tayininde birinci talebin esas alınması gerektiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca kararın, öncelikle dava değerinin belirlenmesi, temyiz yolu açık ise dosyanın içeriğine bakılarak karar verilmesi, temyiz yolu mümkün ise davalı lehine vekalet ücretinin asıl talep esas alınmak suretiyle belirlenmesi yönünde bozulması gerekirken onanması yönünde oluşan sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum.