Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2023/4335 K.2025/1528

🏛️ 6. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/4335 📋 K. 2025/1528 📅 16.04.2025

6. Hukuk Dairesi         2023/4335 E.  ,  2025/1528 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/13 E., 2023/1013 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/604 E., 2021/655 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı-karşı davalı alt yüklenici vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında, davalı tarafından yürütülen inşaatın, şap, seramik ve basamak kaplama işlerinin yapımı konusunda sözleşme yapıldığını, davacı şirketin sözleşmeden doğan yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini ve işi teslim ettiğini, teslim sonrasında bildirilen kullanımdan doğan eksiklerin de tamamlandığını ve teslim edildiğini, bakiye iş bedelinin ödenmesi için ihtar gönderildiğini, ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 12.000,00 TL alacağın işin teslim tarihinden itibaren işleyecek reeskont ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 26.05.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile tanzim edilen bilirkişi raporu doğrultusunda dava değerini 391.658,84 TL’ye yükselterek, temerrüt tarihi olan 15.07.2018 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 27.09.2021 tarihli karar celsesindeki beyanında; dava ve ıslah dilekçesinde belirtilen reeskont faiz talebini avans faizi olarak düzelttiklerini belirtmiştir.
II. CEVAP VE KARŞI DAVA
Davalı-karşı davacı yüklenici vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; taraflar arasındaki 25.04.2016 tarihli sözleşme ile 8 kalem işin malzeme + işçilik dahil olmak üzere yapılmasının kararlaştırıldığını, devamında düzenlenen 5 adet zeyilname ile yeni iş kalemlerinin eklendiğini ve iş bitim tarihinin 30.04.2017 tarihine ötelendiğini, davacı taşeronun sözleşme ve zeyilnamelerde belirtilen işlere dair yükümlülüklerini yerine getirmediğini, eksik ve ayıplı imalâtları uyarı ve ihtarnamelere rağmen gidermediğini, Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/173 D. İş dosyasına sunulan bilirkişi raporuna göre eksik ve ayıplı imalâtların düzeltilmesi bedelinin KDV hariç 801.494,30 TL olduğunu, tespit edilen ayıplı imalâtların düzeltilmesi sırasında yapılması gereken bağlı imalâtların tadilat/yenileme bedelinin KDV hariç 1.398.220,27 TL olduğunun tespit edildiğini, KDV dahil toplam tutarın 2.595.663,20 TL olduğunu, teminat alacağı ve cari borcun hesaba dahil edilmesiyle taşeronun 2.442.409,02 TL borcunun olduğunu, sözleşmeler kapsamında eksik ve ayıplı imalatların giderilmediğini, davalının sözleşmeden beklediği amaçların karşılanmadığını, geçici kabulün ve dolayısıyla kesin hakedişin yapılmadığı ve şartları oluşmadığı dikkate alındığında davacı taşeronun dava tarihi itibariyle muaccel bir alacağı olmadığını belirterek ve davacının borçları kapsamında takas talebinde de bulunarak, davanın reddini savunmuş; karşı davasında ise; davalı-karşı davacı yapılan kesin hakediş tanzimi sırasında taşeronun yapmış olduğu imalatların ölçüm ve metrajlarının yapıldığını, 31.05.2017 tarihinde taşerona teslim edilen malzemelerle ilgili malzeme teslim tutanağı düzenlendiğini, yapılan hesaplamada taşerondan kesilmesi gereken fire bedelinin 91.929,39 TL + KDV olarak tespit edildiğini, yine temizlik işleri yapılmadığından, temizlik işleri gideri 157.005,64 TL + KDV’nin taşeron hak edişinden kesilmesi gerektiğini, sözleşme gereği taşerondan alınması gereken sarf malzemelerinin hakedişlerde kesilmeyen 186.056,90 TL + KDV’lik kısmının da taşeron hakedişinden kesilmesi gerektiğini, taşeronun sözleşme hükümlerine aykırı olarak mevcut diğer imalâtlara vermiş olduğu zararların onarım/yenilenme bedelinin 234.991,86 TL + KDV olup, bunun da tahsili gerektiğini, yine taşeron tarafından sözleşme hükümleri kapsamında dozaj kontrolü yapılamadığından, şap imalâtı için yeni fiyat düzenlemesi yapılacağını, bunun sonucunda taşerondan tahsil edilecek bedelin alacağa eklenmesi gerektiğini, yine sözleşmeler kapsamında düzenlenen hakedişlerde taşerona fazla ödeme yapıldığını, davacı-karşı davalı taşeronun 76.608,63 TL cari hesap + 2.365.800,39 TL eksik ve ayıplı imalât borcu olmak üzere toplam 2.442.409,02 TL borcu olduğunu belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL alacağın temerrüt tarihinden itibaren en yüksek ticari kredi temerrüt faizi uygulayan üç bankanın ortalama faizi ile birlikte davacı-karşı davalı taşerondan tahsilini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı-karşı davalı vekilince ana sözleşme ve zeyilnameler haricinde fazladan iş yapıldığı savunulmuş ise de; bu işlerin yapıldığına dair dosya içerisine delil sunulamadığı, davalı-karşı davacı vekilince, davacı-karşı davalı tarafından yapılan imalatlara zarar verildiği ileri sürülerek buna ilişkin olarak kesin hakedişe esas tutanak başlıklı belgeye dayanılmış ise de, tek taraflı tanzim edilen tutanak içeriğinin hesaplamada dikkate alınmadığı, hükme esas alınan 09.04.2021 tarihli ek raporunda belirtildiği üzere; davacı defterlerine göre; dava tarihi itibariyle davacının davalı-karşı davacıya 209.817,66 TL borcu olduğu, davalı-karşı davacı defterlerine göre ise; davacının davalıya 209.817.66 TL borçlu olduğunun belirlendiği, buna göre tarafların defter ve kayıtlarının birbiri ile örtüştüğü, neticeten %2 nesafet kesintisi esas alınarak yapılan hesaplamada; davacı-karşı davalı alacağının 601.476,50 TL olarak belirlendiği, bu tutardan davacı-karşı davalının davalı-karşı davacıya olan cari hesap borcu olan 209.817,66 TL düşüldüğünde bakiye alacağının 391.658,84 TL olarak belirlendiği anlaşılmakla, asıl davanın kabulüne, Ankara 16. Noterliği'nin 11309 yevmiyeli 04.07.2018 tarihli ihtarnamesinin 09.07.2018 tarihinde davalı tarafa tebliğini müteakip, ihtarname ile tanınan 5 günlük sürenin sona erdiği 15.07.2018 tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesine karar verildiği, davalının asıl davadaki cevap dilekçesi ile takas mahsup talebi de dikkate alınarak, davalı alacağının asıl davada dikkate alınarak hüküm tesis edildiği anlaşılmakla, bakiye diğer taleplere ilişkin karşı davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraflar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1. Davalı-karşı davacı vekili temyiz dilekçesinde: bilirkişi raporlarının Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, denetime elverişlilik kriterlerine uygun olmadığını, içerik itibariyle eksik inceleme ve hatalı değerlendirmelere dayalı olduğunu, avans faizi istenemeyeceği, davacının reddedilen talepleri doğrultusunda davasının kısmen reddine karar verilmesi gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, asıl davada bakiye iş bedelinin tahsili, karşı davada ayıplı ve eksik işten doğan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup ve yine hükme esas alınan kök ve ek raporlarda tespit raporunun tartışıldığı, tespit raporundan ayrılma sebeplerinin açıklandığı, davalı-karşı davacı vekilinin itirazlarının karşılandığı, rapor ve ek raporların dosya kapsamına uygun ve denetlenebilir nitelikte olduğu ve istinaf aşamasında ileri sürülmeyen itirazların temyiz aşamasında incelenemeyeceği anlaşılmakla davalı-karşı davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.