Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2024/1145 K.2025/1495

🏛️ 6. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/1145 📋 K. 2025/1495 📅 15.04.2025

6. Hukuk Dairesi         2024/1145 E.  ,  2025/1495 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1394 E., 2023/1566 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Düzce 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/55 E., 2023/198 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 15.04.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davalı vekili Avukat ... ... ile davacı vekili Avukat ...’in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili davacı ile davalı arasında 30.05.2013 tarihinde alt müteahhit taşeron sözleşmesi adı altında sözleşme yapıldığını, sözleşme gereğince davalı tarafın sözleşmede belirtilen edimleri yerine getireceğini, müvekkili davacının da bunun karşılığı olan bedelini davalı tarafa ödeyeceğini, ancak müvekkili davacının üzerine düşen yükümlülüklerinin yerine getirilmesine rağmen davalı tarafından sözleşme gereğince yapılması gereken inşaat işlerini sözleşmeye aykırı şekilde yaptığını ve inşaatı eksik olarak yarım bırakıp gittiğini, müvekkili davacı ile davalı taraf arasında akdedilen sözleşmesinin Müddet ve Gecikme Cezası başlığını taşıyan 5. maddesi gereğince işin müddetinin 31.12.2014 tarihine kadar olduğunu, mücbir sebepler dışında işbu müddet dahilinde bitmediği takdirde geçecek her gün için taşerondan 1.000,00 TL gecikme cezası kesileceği hususunda anlaştıklarını, davalı tarafın süresi gelmiş olmasına rağmen inşaatı tamamlamadığını, bunun üzerine yapı denetim firmasının müvekkili davacıya 03.03.2015 tarihinde sözleşme ve ekli idari şartnameye aykırı ve eksik yapılan işlere ilişkin tespitlerinin ihtar ettiğini, müvekkili davacının 14.04.2015 tarihli ... Yapı Denetim Ltd. Şti'ne ait raporu ek yaparak davalıya noter kanalıyla ihtarname gönderdiğini, gönderilen ihtarnameye rağmen davalı tarafın ihtarnameye cevap vermediği gibi eksik işleri tamamlamadığını, müvekkili davacının daha sonra eksik kalan işleri kendisinin tamamlamak zorunda kaldığını, yine sözleşme gereğince davalı tarafından ödenmesi gereken yapı denetim bedellerini ödemediğinden müvekkili davacının ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla sözleşmede belirlendiği üzere inşaatın teslim tarihinden itibaren geciken her gün için sözleşmede belirlenen 1.000,00 TL cezai şarttan kısmi olarak şimdilik 10.000,00 TL'lik kısmın sözleşmedeki 31.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek geciken her gün için dönemsel olarak ayrı ayrı hesaplanacak mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsiliyle müvekkili davacıya ödenmesine, HMK’nın 107/2 maddesi gereği belirsiz alacak davası olarak şimdilik belirsiz olarak 5.000,00 TL'nin sözleşmenin eksik ve ayıplı olarak ifa edilmesi nedeniyle doğan zararın inşaatın iskânının alındığı tarihten itibaren işleyecek olan mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsiliyle müvekkili davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiş, 22.02.2023 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 1.665.770,22 TL’ye çıkarmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından iddia edilen sözleşmenin sahte bir sözleşme olduğunu, 30.05.2013 tarihli sözleşmede bulunan kaşe ve imzanın müvekkiline ait olmadığını, müvekkili ile davacı arasındaki müteahhit alt taşeron ilişkisinin kaynağının yalnızca 21.04.2013 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi olduğunu, işbu sözleşme gereğinin de davacı ve taşınmaz sahibi annesi tarafından sözleşme gereğince yerine getirilmediğini, müvekkili tarafından taşınmaz üzerine HSBC lehine ipotek konulduğunun görüldüğünü, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yapılacak işlemlere engel teşkil edebilecek bu durumun ortadan kaldırılması için müvekkili tarafından davacının babası ...'e 116.000,00 TL ödendiğini, davacıdan kaynaklanan bu gibi engellerden dolayı arsanın, sözleşme tarihinden 5 ay sonra teslim alınabildiğini, yer tesliminin geç yapılmış olmasına rağmen müvekkilinin tüm gayret ve çabası ile inşaatın 2014 aralık ayında tam ve eksiksiz şekilde arsa sahibine teslim edildiğini, teslim edilen dükkan ve dairelerin kiraya verildiğini, davacının kötü niyetli olarak işbu davayı açtığını, müvekkili tarafından 21.04.2013 tarihli sözleşmenin 8. maddesine istinaden boş bir şekilde teminat senedi düzenlenerek davacıya verildiğini, davacının da işbu senedi anlaşmaya aykırı şekilde doldurarak ciro ettiğini ve akabinde müvekkiline karşı Düzce İcra Dairesi'nin 2019/5974 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, icra takibine karşı Düzce İcra Hukuk Mahkemesi'nde takibin iptali istemli dava açıldığını, yapılan yargılama neticesinde davanın kabulü ile takibin iptaline karar verildiğini ve davalı tarafça davacı hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, davacının kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taraflar arasında 30.05.2013 tarihinde alt müteahhit taşeron sözleşmesi adı altında sözleşme yapıldığı, iş bu sözleşmeye göre, davalının işin tamamının yapımını üstlendiği, davalının sözleşmeye aykırı şekilde ve eksik yaptığı işlerin mevcut olduğu, sözleşmenin Müddet ve Gecikme Cezası başlığını taşıyan 5. maddesi gereğince işin müddetinin 31.12.2014 tarihine kadar olduğu, mücbir sebepler dışında işbu müddet dahilinde bitmediği takdirde geçecek her gün için taşerondan 1.000,00 TL gecikme cezası kesileceği hususunda anlaştıkları, davalı tarafın süresi gelmiş olmasına rağmen inşaatı tamamlamadığı, bunun üzerine yapı denetim firmasının davacıya 03.03.2015 tarihinde sözleşme ve ekli idari şartnameye aykırı ve eksik yapılan işlere ilişkin tespitlerinin ihtar edildiği, davacının 14.04.2015 tarihli ... Yapı Denetim Ltd. Şti'ye ait raporu ek yaparak davalıya noter kanalıyla ihtarname gönderdiği, gönderilen ihtarnameye davalı tarafın cevap vermediği, eksik işleri de tamamlamadığı, davalı tarafından ödenmesi gereken yapı denetim bedellerini, davacının ödediği, TTK’nın 24. maddesi uyarınca tacir sıfatına haiz bir borçlunun, cezai şarttan indirim yapılmasını mahkemeden isteyemeyeceği, ancak kararlaştırılan cezai şartın, borçlunun ekonomik yönden mahfına sebebiyet verecek ölçüde fahiş olduğunun saptanması halinde bu kuralın istisnası olarak cezai şarttan indirim yapılabileceği, taraflar arasındaki sözleşmeye göre ödenmesi gereken cezai şart bedelinin davalının mahvına sebep olmayacağı gerekçesiyle, 146.422,81 TL eksik ayıplı iş bedeli, 7.347,41 TL yapı denetim bedeli olmak üzere 153.770,22 TL'nin temerrüt tarihi olan 15.06.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 1.512.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taraflar arasında 21.04.2013 ve 30.05.2013 tarihli sözleşmeler imzalanmış olup davalı tarafça 30.05.2013 tarihli sözleşmenin kendisini bağlamadığı savunulsa da, yaptırılan imza incelemesi ile sözleşmedeki imzanın davalıya ait olduğu tespit edildiğinden 30.05.2013 tarihli sözleşme nedeniyle davalının davacıya karşı sorumluluğu bulunduğu, buna göre, 30.05.2013 tarihli sözleşme ile davalı, davacıya karşı yüklendiği işi anahtar teslimi suretiyle bitirip teslim etmesi gerekeceğinden 153.770,22 TL eksik ayıplı iş bedeli yönünden davalının davacıya karşı sorumluluğu bulunduğu, her ne kadar hesaplama yöntemi piyasa rayici yerine çevre şehircilik verileri esas alınarak yapılması nedeniyle hatalı ise de, davalının hesaplama yöntemine ilişkin açık istinafı bulunmadığı,taraflar arasında kararlaştırılan 30.05.2013 tarihli sözleşmenin Müddet ve Gecikme Cezası başlığını taşıyan 5. maddesinde kararlaştırılan cezanın, belirtilen sürede işin bitirilmemesi halinde ödenmesi öngörüldüğünden, 6098 sayılı Yasa'nın 179/2. maddesinde düzenlenen ifaya ekli cezai şart olup bunun istenebilmesi için sözleşmenin feshedilmemiş olması ya da sözleşmede fesih halinde de ceza koşulu istenebileceğine dair hüküm bulunması gerektiği, aynı hüküm gereğince eserin teslimi sırasında, ifa çekincesiz olarak kabul edilmişse artık cezai şartın talep edilemeyeceği, somut olayda, davalı davacıya karşı dava konusu yapım işini anahtar teslimi suretiyle yüklendiği için davalının edimini tam olarak ifa edebilmesi için işin fiilen bitirilmesi yeterli olmayıp aynı zamanda iskân ruhsatının da davalı tarafından alınması gerektiği, buna karşılık, davacı tarafça davalıya 28.04.2015 tarihli ihtarname ile eksik işlerin tamamlanması ihtar edilmesine rağmen davalının iskân ruhsatını almadığı, iskânın davacı tarafından 22.2.2019 tarihinde alındığı, davalı, yüklendiği işi tam olarak teslim etmediği, iskân koşullu hukuki teslim mevcut olmadığından, davacı, sözleşmenin yukarıda belirtilen maddesi uyarınca işin teslimi gereken tarih ile iskân tarihine kadar davalıdan ceza isteme hakkına sahip olduğu gibi teslimin davalı tarafça yapılmaması nedeniyle davacının ihtirazi kayıt dermeyan etmesinin de gerekmeyeceği, öte yandan davalı tarafça kat irtifakının kurulumu ve taşınmazdaki ipotek fekki işlemleri nedeniyle taşınmazın kendisine geç teslim edildiği savunulsa da, belirtilen iş ve işlemlerin işin tamamlanmasına engel teşkil etmediği gibi davalının bu işlerin tamamlanması için davacıya herhangi bir ihtarı da bulunmadığından bu yöndeki iş ve işlemlerin teslim süresine eklenmesi gerekmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Müvekkilin taşeron sıfatıyla yer aldığını, inşaat ilişkisine istinaden olan teamüller nazarında düşünüldüğünde müvekkilin sözleşmeye konu cezai şart bakımından sorumluluğu bulunmadığını, sorumluluğun davacı yükleniciye ait olduğunu, yerel mahkeme ve Bölge Adliye Mahkemesi müvekkili müteahhit olarak düşünse dahi bu durumda yine davacının dava ve talep hakkı bulunmadığını, zira bu durumda sözleşmenin arsa maliki sıfatı olan Nurgül Kısa'nın dava ve talep hakkı bulunduğunu,
b. Talepler hesaplanabilir olduğundan belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını,
c. Cezai şartın yasal unsurlarının oluşmadığını, karşı yanın herhangi çekince koymadığını, bu duruma ilişkin ihtarname çekmediğini ve öncesinde çekilen ihtarnamelerde de cezai şart hususuna değinmediğini,
d. Müvekkile vekaletname verilmediğini, bu haliyle iddia konusu hususların müvekkilince gerçekleştirilmesinde objektif imkansızlık durumu söz konusu olduğunu bu nedenle de yükleniciden yapı kullanma izni alınmasını isteyemeyeceğini,
e. Davacının hakkaniyet gereğince ve usul bakımından hak etmiş olduğu bedelin sözleşme kapsamında kendisine verilmesi taahhüt edilen yüzdelik oranı kadar olduğunu,
f. Davacı müteahhitin iskân ruhsatını alması gerektiğini,
g. 2 farklı sözleşmenin olduğunu, bu itibarla teslim tarihi açısından hangi sözleşmenin esas alınacağına ilişkin bir değerlendirme yapılmadığını,
h. 2014 ve 2019 tarihleri arasında davacının kendi payına düşen yerleri kiraya verip gelir elde ettiğini,
ı. Yapı denetim hizmet sözleşmesinin muhteviyatı irdelendiği takdirde arsa maliki sıfatına haiz arsa sahibinin sorumlu olduğunu,
i. 30.05.2015 tarihinde akdedilmiş ve karşı yanın dayanmış olduğu sözleşmenin herhangi bir geçerliliği olmayan sadece SGK'ya verilmek üzere imzalanmış bir sözleşme olduğunu,
j. Taşınmazda tasarrufu kısıtlayıcı mahiyette ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yapılacak işlemlere engel teşkil edebilecek ipoteğin ortadan kaldırılması gayesiyle müvekkil tarafından davacının babası olan ...'e 116.000,00 TL bedel ödendiğini, davacıdan kaynaklanan bu gibi birçok engellerden dolayı arsanın, sözleşmenin imza tarihinden 5 ay sonra teslim alınabildiğini,
k. Müvekkil tarafından inşaatın, teslim tarihinden daha önce tamamlandığını, bu hususun en önemli kanıtının binanın doğalgaz, su, elektrik abonelikleri ile DASK sigortasına dair işlemleri olduğunu,
l. Sözleşme gereğince arsa malikine ait olacak şekilde 4 taşınmazın herhangi bir şerh ya da beyan koyulmaksızın teslim edildiğini,
m. Eksikliklerin açık ayıp şeklinde olduğunu,
n. Teslim alırken çekince konulmadığını bu nedenle TBK 179/2 maddesi kapsamında cezai şart talep edemeyeceğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklı alacak istemine ilişkindir.
1. Somut olayda taraflar arasında 30.05.2013 tarihinde alt müteahhit taşeron sözleşmesi adı altında sözleşme imzalandığı, iş bu sözleşmeye göre, davalının, dava dışı Nurgül Kısa arsasında davacı tarafından yaptırılacak olan iki blok bina inşaatı yapım işini anahtar teslimi suretiyle davacıya karşı üstlendiği, iş bedelinin kat karşılığı inşaat sözleşmesinde gösterildiğinin belirtildiği, sözleşmenin Müddet ve Gecikme Cezası başlığını taşıyan 5. maddesi gereğince işin müddetinin 31.12.2014 tarihine kadar olduğu, mücbir sebepler dışında işbu müddet dahilinde bitmediği takdirde geçecek her gün için taşerondan (davalıdan) 1.000,00 TL gecikme cezası kesileceğinin kararlaştırıldığı görülmüştür. Sözleşmedeki cezai şarta ilişkin düzenleme, sözleşmenin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan TBK’nın 179/2 maddesinde kararlaştırılan ifaya ekli cezai şart olup, sözleşmede aksine hüküm bulunmadıkça teslimde cezai şartın saklı tutulduğuna dair ihtirazî kayıt konulması zorunludur. Sözleşmeye göre cezai şart verilebilmesi için iskân raporu alınması şart olmayıp, inşaatın iskân raporu alma seviyesine getirilmesi yeterlidir. Bu şekilde fiili teslim yapılması halinde en geç buna uygun fiili teslime kadar ihtirazi kaydın iş sahibince ileri sürülmesi gerekir. Bu nedenle, ifaya ekli cezai şartın talep edilebilmesi için davacı iş sahibinin dava konusu taşınmazları teslim alıp almadığı, teslim almış ise bu kez ihtirazi kayıtla teslim alıp almadığı araştırılarak cezai şart talebi yönünden oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
2. Bozma nedenine göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
3. Kabule göre, davanın belirsiz alacak davası niteliğinde olmadığı, kısmi dava niteliğinde olduğu, temerrüd koşullarının bu kabule göre değerlendirilerek faize hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde faize hükmedilmesi de doğru olmamıştır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
(2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Yargıtay duruşmasında vekili hazır bulunan davalı yararına takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin, davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.