Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2024/1060 K.2025/1428
6. Hukuk Dairesi 2024/1060 E. , 2025/1428 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1977 E., 2024/160 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/932 E., 2020/151 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 10.04.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davacı vekili Avukat ..., davacı şirket yetkilisi ... ile davalı vekili Avukat ...'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan 01.01.2012 tarihli servis sözleşmesi kapsamında, müvekkili şirketin Manisa ilinde Samsung ürünlerinin bakım ve servis hizmetleri ile ürünlerin yedek parçalarının teminine ilişkin tek yetkili olduğunu, 01.03.2017 tarihi itibarıyla sözleşmenin bazı maddeleri değiştirilerek yeni bir sözleşme imzalandığını, ancak davalının 11.05.2018 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini, feshin haksız olduğunu, davalının sözleşmede güçlü taraf olması nedeniyle sözleşmenin müvekkili aleyhine düzenlemeler içerdiğini, işbirliğine dair hususların müzakere edilmeden davalı tarafından belirlendiğini, sözleşmenin sona ermesi ile müvekkilinin malvarlığında ileride meydana gelecek çoğalmadan yoksun kaldığını, müvekkilinin Manisa ilinde tek satıcı sıfatıyla reklam ve tanıtım faaliyetlerinde bulunduğunu, yüksek meblağda istihdam, pazarlama, tanıtım ve satış yatırımları gerçekleştirdiğini, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle maliyetlerini karşılamayan yatırımların tazmini gerektiğini, bunun yanında müvekkiline portföy tazminatı ödenmesi gerektiğini, ayrıca sözleşmenin haksız feshi nedeniyle müvekkilinin ticari itibarının zarar gördüğünü ileri sürerek 10.000,00 TL manevi tazminat ile şimdilik yoksun kalınan kar olarak 10,00 TL, maliyetlerini karşılayamadığı yatırımlar olarak 10,00 TL ve portföy tazminatı olarak 10,00 TL'nin fesih tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını; gelişen teknoloji ve ürün kalitesinin artması ile onarım hizmeti adetinin azaldığını, servislerin uzak illerdeki cihazlar içinde servis hizmeti vermesi nedeniyle tamir sürelerinin aşıldığını ve bu durumun tüketici memnuniyetsizliğine neden olduğunu, Satış Sonrası Hizmetler Yönetmeliği ile 7 coğrafi bölgede toplam 20 adet servis açma şartı getirildiğini, müvekkili şirketin bu nedenlerle tüketici memnuniyeti artırmak ve yasal mevzuata uyum sağlamak için bölge servisleri sistemine geçme kararı aldığını, davaya konu sözleşmenin sona ermesinin ülke genelinde uygulanan yapılanmanın sonucu olduğunu müvekkilinin hernangi bir yükümlülüğü olmamasına rağmen sadece davalının faydalanması için sunduğu fesih protokolünü davacının kabul etmediğini, fesih protokolü ile davacıya çeşitli finansal faydalar sağlayacak imkanlar sunarak ticari ilişkinin iyiniyet çerçevesinde sonlandırılmasının amaçlandığını, benzer servislerin büyük bir çoğunluğunun fesih protokolünü kabul ettiğini, fesih protokolünün kabul edilmemesi üzerine müvekkilinin sözleşmenin 9.2 maddesinden doğan hakkını kullandığını ve davacı tarafa 90 gün süre vererek sözleşmeyi feshettiğini davacının talep ettiği zarar kalemlerini somutlaştırıp delillendirmediğini talep edilen maliyetleri karşılamayan yatırımların ne olduğunun açıklanmadığını, müvekkilinin ürünlerinin tanıtımı için büyük bir reklam bütçesi olup, davacının reklamına ihtiyacı olmadığını taraflar arasında denkleştirme (portföy) tazminatı talep edilebilecek hukuki ilişki olmadığını, TTK'nın 122/5 maddesi gereği tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi halinde denkleştirme tazminatı talep edilebileceğini, taraflar arasındaki sözleşmede müvekkilinin başka bir kişi ya da kurumu yetkili servis olarak atayabileceğinin kararlaştırıldığını, davacıya tek satıcılık, münhasırlık yetkisi verilmediğini, bu nedenle bu tazminatın talep edilemeyeceğini, aksinin kabulü halinde de denkleştirme tazminatı talep edilebilmesinin koşullarının bulunmadığını sözleşmenin sözleşme koşullarına uygun feshedilmesi nedeniyle davacının manevi tazminat talep edemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşmenin 9. 2 maddesinde taraflara herhangi bir sebep ileri sürmeden ilişkiyi sona erdirme hakkı verdiği, bu hakkın taraflardan birine değil, her ikisine de tanındığı, davalının 90 gün süre vermek suretiyle sözleşmeyi sona erdirdiği, fesih iradesi ile birlikte karşı tarafın muhtemel zararlarını, özellikle kıdem tazminatından kaynaklanan yükümlülüklerini vs ödemeyi de kabul eden davalının fesih hakkını kötüye kullandığının söylenemeyeceği, önel verilerek sözleşmenin feshine dair hükmün genel işlem koşulu oluşturmadığı, taraflar arasında acentelik ilişkisi bulunmaması ve davacının tek satıcı olmaması nedeniyle denkleştirme tazminatı istenemeyeceği, sözleşmenin feshinin davacının kişilik haklarına saldırı teşkil etmeyeceğinden manevi tazminatta istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Açılan davanın temel dayanağının sözleşmenin haksız feshi ve sözleşmenin genel işlem koşulları içermesine ilişkin olduğunu, sözleşmenin kurulmasından önce tek taraflı olarak hazırlandığının, müzakere edilmeden imzalandığının ispat edildiğini,
b. Sözleşmedeki genel işlem koşulunun niteliğinin objektif kurallara göre belirlenmesi gerektiğini, tarafların tacir sıfatının etkili olmadığını,
c. Genel işlem koşulları bakımından ilgili hükümlerin sözleşmede yok sayılması gerektiğini,
d. Sözleşmenin feshine ilişkin hükmün hem genel işlem koşulu olduğunun hem de dürüstlük ilkesine aykırı olduğunun kabulü gerektiğini,
e. Bilirkişi raporunda hukukçu bilirkişi marifetiyle karar verilmiş olmasının Anayasa'ya aykırı olduğunu,
f. Zararın ancak defter kayıtları incelenerek yapılabileceğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, tacirler arası hizmet sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,
28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak Yargıtaydaki duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.