Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2025/421 K.2025/1414
6. Hukuk Dairesi 2025/421 E. , 2025/1414 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1608 E., 2024/1379 K.
BİRLEŞEN DAVA İSTANBUL 18. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN 2016/84 E.
BİRLEŞEN DAVA İSTANBUL 21. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN 2016/83 E.
İLK DERECE
MAHKEMESİ : İstanbul 44. Asliye Hukuk Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davalarda davalı ... vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Asıl davada davacılar ... ve ... vekili dava dilekçesinde, borçluya ait taşınmazın satıldığını, düzenlenen sıra cetvelinde, ihale bedelinin 1. sırada yer verilen ... ile sıra cetvelinde yer verilen diğer tüm alacaklılar arasında garame yapıldığını, sıra cetvelindeki 3. ve 4. sıradaki alacakların kamu alacağı olduğu, davalı ... dışındaki tüm alacaklıların alacağının ise ilama dayalı olup dava tarihlerinin davalı ...'ın takip tarihinden önce olduğu, davalı ...'ın alacağının dayanağı senet olup, dava dışı borçlu ile davalı ...'ın bu senedi ilamlı alacaklıların alacağını engellemek amacıyla düzenlediklerini, davalı ...’nin avukatı Avukat ...'ün borçlunun kardeşinin eşi olduğunu, ödeme emrini borçlunun eniştesi olarak tebliğ aldığını ve bir süre borçlunun avukatlığını da yaptığını ileri sürerek davalı ...’ın alacağının muvazaalı olduğunu, sıra cetvelinde davalı ...'a ayrılan payın müvekkillerinin alacaklı oldukları dosyalara ödenmesini talep etmiştir.
Birleşen İstanbul 21. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/83 Esas sayılı dosyasında davacı ... ... vekili dava dilekçesinde, davalı ...'ın alacaklı olduğu takip dosyasında haczin düştüğünü, yine davalı ...’nin alacağının muvazaalı olduğunu, dava dışı borçlu ile davalı ...’nin yakın dost olduğu ve aralarında ortaklık ilişkisi bulunduğunu, davalı ... ile borçlunun mahkeme kararları ile kesinleşen alacaklıların alacağına kavuşmasını engellemek amacıyla takibe konu senedi muvazaalı olarak düzenlediklerini, yine sıra cetvelinin 6. sırasında yer alan alacaklılar ..., ..., ...’ın haczinin düştüğünü sıra cetvelinden çıkarılmaları gerektiğini ileri sürerek davalıların hacizlerinin düştüğü ve muvazaa iddialarının kabulü ile müvekkilinin bakiye alacağının davalı ...'a ayrılan paydan ödenmesini talep etmiştir.
Birleşen İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/84 Esas sayılı dosyasında davacı ... ... vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin alacağının ilama dayalı olduğunu, davalı ...'ın haczinin düştüğünü, aynı zamanda alacağının muvazaalı olduğunu, yine sıra cetvelinin 6. sırasında yer alan davalı alacaklıların süresinde satış avansı yatırılmadığı için hacizlerinin düştüğünü ileri sürerek davalı ...’nin alacağına ilişkin muvazaa iddialarının kabulü ile müvekkilinin bakiye alacağının davalı ...'a ayrılan paydan ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl davada davalı ... süresinden sonra verdiği cevap dilekçesinde, alacaklı olduğu icra dosyasında yasal çerçevede işlemler yapıldığını, alacağına karşılık bono aldığını, ödenmeyince takip başlattıklarını, takibin kesinleştiğini, davanın sıra cetveline itiraz davası olduğunu, muvazaadan bahsedilemeyeceğini, davacının talebi ile bağlı olduğunu, davanın genişletilmesine muvafakat etmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Birleşen davalarda davalı ... cevap dilekçesinde; ekonomik durumunun çok iyi olduğunu, 40 yılı aşkın süredir ticaret yapan bir kişi olduğunu, Avukat ...'ün icra dosyasında avukat olmadığını, bağımsız ve yeni bir dava olan İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/84 Esas sayılı dosyasında avukatı olmasının ise bir sakıncası olmadığını ve bunun muvazaa nedeni yapılamayacağını, insanın tanıdığı ve güvendiği kişiye borç vereceğini, iddiaların afaki olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Birleşen davalarda davalılar ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; öncelikle davanın süresinde açılmamış olduğunu, sıra cetvelini hazırlayan icra müdürlüğünün müvekkili dosyasında sıra cetveline esas olmak üzere haczin devam edip etmediğinin sorulduğunu verilen yazı cevabında haczin devam ettiğinin bildirildiğini, itiraz konusu icra alacağının ölümlü iş kazasından kaynaklı maddi tazminata ilişkin işçi alacağı olduğunu bu nedenle rüçhanlı olduğunu, her halükarda sıra cetveline iştirakinın mümkün olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, birleşen davalarda davalı ...'ın alacaklı olduğu dosyasından uyguladığı ilk haczinin düştüğüne ilişkin itiraz bakımından yasal süresinde satış avansı yatırıldığından haczin düştüğüne yönelik itirazın yerinde olmadığı, birleşen dosyalarda davalılar ... mirasçılarının haczinin düştüğüne yönelik itiraz bakımından ise davalıların alacaklı oldukları dosyada yasal süresinde satış isteminde bulunarak satış avansı depo edilmediğinden haczin düştüğü, asıl ve birleşen davalarda davalı ...'ın alacağının muvazaalı olduğuna yönelik itirazlar bakımından ise, ispat yükü üzerinde olan davalının yasal süresi içerisinde davalara cevap vermediği, alacağının gerçek bir hukuki ilişkiye dayandığını takipten önce düzenlenmiş ve birbirini teyid eden sözleşme, irsaliye, fatura, ticari defter kaydı vs. delillerle ispatlaması gerekirken alacağının neden kaynaklandığını açıklamadığı, alacağın varlığının yegane delili olarak gösterilen banka hesap hareketleri incelendiğinde bononun tanzim edildiği tarihte taraflar arasında 950.000,00 TL'lik bono düzenlenmesini gerektirecek bir işlem hacmi bulunmadığı davalı ...'ın alacağının muvazaalı olduğu gerekçesiyle sıra cetveline ve davalı ...'ın alacağına herhangi bir itiraz ileri sürülmeyen Didim Vergi Dairesi ve Aydın SGK İl Müdürlüğü'nün payları sabit kalmak şartıyla sıra cetvelinde davalı ...'a ayrılan payın öncelikle asıl ve birleşen dosya davacılarına garame yapılarak ödenmesine; davalı ... mirasçıları açısından açılan birleşen davaların hukuki yarar bulunmadığından reddine; asıl ve birleşen davalardan sonra artan kısım bulunması halinde davalı ...’ye bırakılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davalarda davalı ... tarafından tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleşen davalarda davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; müvekkili ... tarafından Av....'e vekaletame verilmiş ise de, icra dosyasında ödeme emrinin Av....'e tebliğ edildiğinden müvekkilimin bilgisinin olmadığını, Avukat ...'ün eyleminin Avukatlık Kanunu kapsamında kendisiyle ilgili olarak değerlendirilebileceğini, bu durumun müvekkilin alacak hakkını ortadan kaldıramayacağını Avukat ...'ün, borçlunun akrabası olmasının icra takibinin geçerliliğini ve tek başına muvazaayı ispata yeterli olmadığını, sıra cetvelinde 5. sırada ve 7. sırada yer alan dosyalarda takibin dayanağı ilamların yargıtayca bozulmuş olduğunu, Didim 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/1009 E. sayılı dosyasının halen derdest olduğunu, mahkemece bu hususların değerlendirme dışında tutulduğunu, ayrıca borç-alacak hesaplamalarının hatalı yapıldığını, müvekkilinin borçlu ile borç-alacak ilişkisinin banka kayıtları ile ispatlanmış olduğunu, alacağın miktarı kadar bir işlem hacmi bulunmadığı yönündeki tespiti kabul etmediklerini, mahkemece alacağın ispatına izin verilmediğini, delillerin toplanmadığını, kıymetli evrakın tanzimine neden olan temel borç ilişkisinin ve dolayısı ile senedin geçersizliğini ileri sürme yükümünün sadece senet borçlusuna ait olduğunu, bu nedenle davacıların takip konusu senedin geçersizliğine dönük iddialarının dinlenemeyeceğini, davanın kabulü gerekçesi aynı hukuki gerekçeye dayandığı halde her davacı için ayrı vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının da yasaya aykırı olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, sıra cetveline itiraz istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen davalarda davalı ... vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.04.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.