Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2024/786 K.2025/1419
6. Hukuk Dairesi 2024/786 E. , 2025/1419 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/1004 E., 2023/784 K.
BİRLEŞEN DAVA BAKIRKÖY 4.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2017/223 ESAS
BİRLEŞEN DAVA BAKIRKÖY 5.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2017/391 ESAS
Taraflar arasında görülen asıl ve birleşen itirazın iptali davalarında, mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, asıl ve birleşen davalarda davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 10.04.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde asıl ve birleşen davada davalı vekili Avukat ... ile asıl ve birleşen davada davacı vekili Avukat ...'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı arsa sahibi şirket ile dava dışı yüklenici ... İnş. Ltd. firması arasında İstanbul Esenyurt 1335 ada, 16 parselde bulunan arsa üzerinde iki blok halinde inşaat yapılması hususunda anlaşma yapıldığını, inşaatın yapı denetim hizmetinin de müvekkili şirket tarafından yerine getirildiğini, müvekkiline yaptığı bu hizmet nedeni ile kısmi ödeme yapıldığını, bakiye borcun ödenmemesi üzerine hem iş sahibi davalı şirket hem de yüklenici ... İnş. Ltd. hakkında takibe geçildiğini, taraflar arasında yapı denetim hizmet sözleşmesi imzalanmamış olsa da davalının iş sahibi olması sıfatı ile borçtan sorumlu olduğunu, davalının takibe yaptığı itirazın haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile %40 icra inkâr tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davalarda ise asıl davada alınan bilirkişi raporunda tespit edilen alacak miktarına göre bakiye alacaklarının tahsili için yaptıkları icra takiplerine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazların iptali ile takiplerin devamına ve %40 icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Asıl ve birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili arsa sahibi ile dava dışı yüklenici ... İnş. Ltd. arasında 18.10.2006 tarihinde düzenleme şeklinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını ve müvekkilinin tapunun bir kısmını yükleniciye devrettiğini, sözleşme uyarınca tüm masraf ve giderlerin dava dışı yükleniciye ait olduğunu ve yüklenici firmanın davacı şirketle yapı denetimi hususunda 22.10.2007 tarihinde sözleşme imzaladıklarını, bu nedenle davacının muhatabının yüklenici firma olduğunu savunarak asıl ve birleşen davaların reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin, bozmaya uyarak verdiği, 01.03.2017 tarihli ve 2016/318 Esas, 2017/236 Karar sayılı kararı ile ilgili yasa ve yönetmelik hükümleri uyarınca, yapı denetimi hizmet bedelinden yapı sahibi olan davalının sorumlu olduğu, yapı denetim hizmeti için düzenlenen hak ediş miktarının 1.033.657,58 TL olduğu, davacı hesabına yapı denetim hizmet bedeli olarak 66.000,00 TL ödeme yapıldığı, davalının bakiye borçtan sorumlu olduğu, davacının takip miktarının üzerinde alacağı bulunduğu gerekçesiyle, asıl davanın kabulü ile itirazın iptali ile takibin 371.128,00 TL üzerinden devamına ve icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin (kapatılan 23. Hukuk Dairesi) 13.12.2018 tarihli ve 2017/1352 Esas, 2018/5816 Karar sayılı kararıyla, yapı denetim hizmet bedelinin ne şekilde hesaplandığının anlaşılamadığı, dosyaya gelen belediye yazılarında çelişkiler bulunduğu, bu durumda, söz konusu çelişkiler giderilerek, yapı denetim hizmet sözleşmesi hükümleri, sözleşmenin feshedildiği tarih itibariyle inşaatın geldiği seviye, davacı şirketin inşaatın ne kadarlık kısmı için yapı denetim hizmeti verdiği, yapının sınıfı ve yıllar itibariyle yapı yaklaşık birim maliyetleri göz önünde bulundurularak takip tarihi itibariyle davacının yapı denetim hizmet bedeli alacağının ne kadar olduğu hususunda, konusunda uzman bilirkişi kurulundan rapor alınarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek, mahkeme kararı, asıl davada davalı yararına bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkındaki Kanun hükümleri uyarınca, yapı denetim hizmet sözleşmelerinin, yapı sahipleri ile yapı denetim kuruluşları arasında akdedilmesi gerektiği ve hizmet bedelinden yapı sahibinin sorumlu olduğu, ilgili belediyeye bu amaçla yapılan ödemeler mahsup edildiğinde, davalı yapı sahibinin bakiye yapı denetimi hizmet bedeli borcunun 996.710,22 TL olarak tespit edildiği, davalının asıl ve birleşen davalara konu icra takiplerine yaptığı itirazın haksız olduğu gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulüne ve birleşen davanın kabulüne, asıl ve birleşen davada hükmolunan icra inkâr tazminatlarının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
“Asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde:
a. Davalı müvekkili ile dava dışı yüklenici şirket arasında yapılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca, iskan alınıncaya kadar yapılacak tüm masraflardan yüklenicinin sorumlu olduğunu, yapı denetim sözleşmesinin, davacı ile yüklenici şirket arasında yapıldığını, öte yandan, müvekkilinin inşaat ruhsatından ve yapı denetim sözleşmesinden bir yıl önce taşınmazın %55 hissesini yüklenici şirkete devrettiğini, yüklenici şirketin aynı zamanda yapı sahibi olarak da davacı ile yapı denetim sözleşmesi yaptığını, bu nedenle müvekkilinin en fazla %45 oranında yapı denetim hizmet bedeli borcundan sorumlu tutulabileceğini,
b. Davacının yapı denetim işini kanun ve yönetmeliklere uygun olarak yerine getirmediğinin bilirkişi kurulunca tespit edildiğini ve buna göre alternatifli hesaplama yapıldığını, yapı denetim dosyasında bulunması gereken bir çok zorunlu evrakın bulunmadığını, edimin kötü ifa edildiğini,
c. Davacı alacaklının, itirazın iptali davasında, takipte dayanmadığı belgelere dayanamayacağını, icra takibinde borcun dayanağına ilişkin bir açıklama yapılmadığını,
d. İtirazın iptali davasında, İİK'nın 67. maddesi hükmü uyarınca, 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra ıslah yoluyla müddeabihin arttırılmasının mümkün olmadığını,
e. İcra inkâr tazminatının koşullarının oluşmadığını, alacağın likit olmadığını, davalının sorumluluğunun yargılamayı gerektirdiğini beyan etmektedir.”
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davada yapı denetim hizmet bedeli alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takiplerine vaki itirazların iptali istemine ilişkindir.
1. 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun’un 2. maddesindeki, “...Yapı denetim hizmeti, yapı denetim kuruluşu ile yapı sahibi veya vekili arasında akdedilen hizmet sözleşmesi hükümlerine göre yürütülür. Yapı sahibi, yapım işi için anlaşma yaptığı yapı müteahhidini vekil tayin edemez.” ve aynı Yasa'nın 5. maddesindeki, “Yapı denetim hizmet sözleşmeleri, yapı sahibi ile yapı denetim kuruluşu arasında akdedilir...Yapı denetim hizmet bedeli, yapı denetim kuruluşlarının hizmet bedellerinin ödenmesinde kullanılmak üzere yapı sahibince il muhasebe birimlerinde açılacak emanet nitelikli hesaba yatırılır.” şeklinde düzenlenen hükümler uyarınca yapı denetim hizmetini veren şirkete karşı yapı denetim hizmet bedelinin ödenmesinden arsa sahibi sorumludur.
Asıl ve birleşen davada davalı arsa sahibi şirket ile dava dışı ... İnş. ve Tic. Ltd. Şti. ile ... Adi Ortaklığı arasında düzenlenen 18.10.2006 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde, inşaatla ilgili tüm gider ve masrafların yüklenici tarafa ait olacağına dair hüküm, iç ilişkideki sorumluluğu düzenlemekte olup arsa sahibinin, yapı denetim şirketine karşı, yukarıda anılan yasadan kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Yapı denetim şirketine ödeme yapan arsa sahibi, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi hükümlerine göre yüklenici tarafa rücu edebilir. Ayrıca işin başında yükleniciye avans olarak yapılan tapu devirleri de yükleniciyi, yapı denetim hizmet bedelinden arsa sahibi gibi sorumlu hale getirmez. Sonuç olarak, yapı denetim hizmet bedelinden öncelikli olarak davalı arsa sahibi sorumludur.
Bu açıklamalara, tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Uyuşmazlık konusu yapı denetim hizmet sözleşmesi 22.10.2007 tarihli olup, bu tarihe göre uygulanması gereken 4708 sayılı Yapı Denetim Hakkında Kanun’un 5. maddesinin 5. ve devamı fıkralarında “Yapı denetimi hizmetleri için yapı denetim kuruluşlarına ödenecek hizmet bedelleri, asgarî hizmet bedelinden az olmamak kaydıyla, projenin özellikleri ile yapının bulunduğu bölgenin fizikî, ekonomik ve sosyal özellikleri dikkate alınarak bu sözleşmede belirtilir. Asgarî hizmet bedeli, yapı yaklaşık maliyetinin % 3’üdür. Yapım süresi, iki yılı aşan yapılarda, bu oran, her altı ay için % 10 artırılır, iki yıldan kısa süren yapılarda ise her altı ay için % 5 azaltılır. Yapı denetim kuruluşu, katma değer vergisi hariç yaptığı hizmetlerden dolayı yapı sahibinden başka ad altında ayrıca hiçbir bedel talebinde bulunamaz. Yapı denetimi hizmet sözleşmesi ve hizmet bedellerinin ödenme esasları Bakanlıkça hazırlanacak yönetmelikle düzenlenir.” düzenlemelerine yer verilmiş, uyuşmazlık konusu Yapı Denetim Hizmet Sözleşmesinin ilgili maddelerinde de hizmet bedelinin ne şekilde hesaplanacağı ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.
Dairemizin bozma kararında, yukarıda özetlendiği üzere, yapı denetim hizmet bedeli alacağının hesabına ilişkin çelişki ve belirsizliklerin giderilmesi gerektiği belirtilmiş ise de mahkemece bozma sonrası, yapılan inceleme araştırma yeterli olmayıp, alınan bilirkişi raporlarında bu husustaki çelişki ve belirsizlikler giderilmemiştir. Şöyle ki; 01.09.2022 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunun 2. alternatif görüş bölümünde (3. shf) Yapı Denetim Uyguluma Yönetmeliği'nin 5. maddesinde hakediş düzenlenmesinin yapı denetim fırmasının sorumluluğunda olduğu, yönetmeliğin ilgili maddelerinde hakediş evrakı eklerine yönelik muayene, deney, tutanak ve kontrol formlarının bulunması gerektiği, dosya içeriğinde, yapının belediye tarafından onay verilmiş tamamlanma seviyesi gözetildiğinde, YİBF=266484 için %60 ve %80, YİBF=266487 için %20, %60 ve %80 tamamlanma seviyelerine ait hakediş evrakı bulunmadığı, hakedişin eki olan teknik evrakların ilgili yapım döneminde (süresinde ve döneminde) temin edilmesi gerektiği, hakediş ekinde bulunması gereken Madde 5, 4.bent, c-ç-d fıkralarında belirtilen hakediş evrakı ekleri olan muayene, deney, tutanak ve kontrol formlarının işin yapım dönemine ait olması gereken süreli belgeler olduğu, mevcut durumda sonradan eklenecek belgeler olmadığı, bu durumda hakediş düzenlenmeyen tamamlanma seviyeleri için yapı denetim hizmeti verildiğine yönelik dönemin tutanak, kontrol formu gibi hakediş eki olan teknik bilgiler ve hakediş, dosya içeriğinde yer almadığından, hakediş düzenlenmeyen yapı tamamlanma seviyesi için yapı denetim hizmeti verildiğini dosya içeriğinden tespit edebilmenin mümkün olmadığı, bu 2. alternatif görüşün benimsemesi halinde, davacı şirketin inşaatın ne kadarlık kısmı için yapı denetim hizmeti verdiği hususunda dosya içeriğinde bulunan hakediş evrakları gözetilerek, YİBF=266484 için %20, YİBF=266487 için %10 seviyesinde yapı denetim hizmeti verildiğini kabul etmek gerekeceği belirtilmiş ve durumda, davacının herhangi bir alacağı bulunmadığı sonucuna varmıştır.
Bilirkişi kurulu, 1. alternatif görüşün benimsenmesi halinde ise fesih tarihi itibariyle inşaatın tamamlanma seviyesi %90 olduğundan, bu oran üzerinden yapı denetim hizmet bedeli hesabı yapmış ve sonuç olarak asıl ve birleşen davalara konu üç ayrı icra dosyasında, davacı şirketin toplam 996.710,22 TL alacağı bulunduğunu tespit etmiştir.
Mahkemece, bilirkişi kurulunun 1. alternatif görüşü benimsenerek, asıl ve birleşen davada yazılı şekilde hükmü kurulmuş ise de yapı denetim hizmetini verdiğini ispat yükü asıl ve birleşen davada davacı yapı denetim şirketine aittir. Bilirkişi kurulunun 2. alternatif görüşünde, yapı denetim hizmetine ilişkin hak edişleri hazırlama yükümlülüğünün davacı şirkete ait olduğu ve yönetmelik gereği hak edişe eklenmesi gereken belgelerin dosya içinde mevcut olmadığı belirtilmiştir. Her ne kadar inşaatın tamamlanma seviyesi %90 ise de bilirkişi kurulunca bu seviyeye kadar davacı şirketin yapı denetim hizmeti verip vermediği açıklığa kavuşturulamamıştır. Diğer bir anlatımla, dosyadaki mevcut bilgi ve belgeler YİBF=266484 için %20, YİBF=266487 için %10 seviyesinde yapı denetim hizmeti verildiğini göstermekte iken belediye tarafından UYDS mali kayıtları bildirilerek 02.05.2012 fesih tarihi itibariyle inşaatın tamamlanma seviyesi %90 olarak belirtilmiştir. Bu durumda, ispat yükünün davacıya ait olduğu da gözetilerek, %20 ve %10 seviyesinin üzerindeki yapı denetim hizmetinin davacı şirket tarafından verilip verilmediği, verilmiş ise ne şekilde verildiği, buna ilişkin yasa ve yönetmelikte belirtilen belgelerin bulunup bulunmadığı araştırılarak, dosyada rapor sunan bilirkişi kurulundan ek rapor ya da konusunda uzman yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınarak, asıl ve birleşen davaya konu yapı denetim hizmet bedeli alacağının bulunup bulunmadığı, varsa miktarı tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamıştır.
Öte yandan, asıl ve birleşen davalara konu alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirmekte olup alacak likit olmadığından, asıl ve birleşen davalarda davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmesi de bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Dairemizdeki duruşmada vekili hazır bulunan, asıl ve birleşen davada davalı yararına takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin, asıl ve birleşen davada davacıdan tahsili ile asıl ve birleşen davada davalıya ödenmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
10.04.2025 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
(Muhalif)
MUHALEFET ŞERHİ
Dava, yapı denetim hizmet bedeli alacağının tahsili istemine ilişkindir.
İcra İflas Kanununun 67/2. Maddesi gereğince borçlunun itirazının haksız olmasına karar verilmesi durumunda alacağın % 20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilir. Yine aynı maddenin 5. Fıkrası gereğince tazminata esas alacak yönünden takip talebi veya davadaki miktar esas alınır. İcra inkar tazminatına hükmedilmesi için itirazın haksız olmasının yanında alacağın likit olması gerekir.
Davaya konu olayda alacak sözleşmede kararlaştırılmış olup alacağın likit olması konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Sözleşme ilişkisinin ve alacak talebinin ispatının aranması alacağı likit olmaktan çıkarmaz.
Bu hususlar dikkate alınarak icra inkâr tazminatı verilmesi gerektiği düşüncemle sayın çoğunluğun bu yöndeki bozma görüşüne katılmamaktayım.