Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2024/839 K.2025/1360
6. Hukuk Dairesi 2024/839 E. , 2025/1360 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/281 E., 2023/557 K.
BİRLEŞEN DAVA DOSYASI DENİZLİ 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ 2016/657 E., 2019/1095 K.;
Mahkeme kararı asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekilince duruşmalı, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilince duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 25.03.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekilince Avukat ...’ün gelmiş olmasıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Asıl dava arsa payı karşılığı inşaat ve satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptâli ve tescil, birleşen dava gecikme tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
Asıl davada mahkemece 21.06.2016 tarihli ve 2013/178 E., 2016/454 K. sayılı kararıyla davanın kısmen kabulüne dair verilen karar taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizin (Kapatılan 15. Hukuk Dairesinin) 07.03.2019 tarihli ve 2018/5180 E., 2019/991 K. sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiştir.
Birleşen Denizli 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/657 E. sayılı davada 26.11.2019 tarihli karar ile asıl dava ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucu asıl davanın kabulüne, birleşen davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, bu karara karşı taraf vekillerince temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
6100 sayılı HMK’nın 166. maddesinin birinci fıkrasında; “Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davaların aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir ve bu karar diğer mahkemeyi bağlar” hükmüne yer verilmiştir.
Dosyalardan biri Yargıtay incelemesinden geçtikten sonra henüz kanun yolları aşamasına gelmemiş yeni bir dosya ile birleşmesi halinde, daha önce herhangi bir kanun yolundan geçmemiş dosyanın istinaf yoluna tabi olacağı açıktır. Zira davalar birleşmekle bağımsızlıklarını korur. Ayrı dava olma özelliğini devam ettirirler.
Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesinin 1. fıkrasında bölge adliye mahkemelerinin Resmi Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanun’un temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin, yine aynı maddenin 2. fıkrasında ise bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanun’un 427. ilâ 444. madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı, yani bu kararlara ilişkin dosyaların Bölge Adliye Mahkemelerine gönderilemeyeceği belirtilmiştir. Bu durumda 20 Temmuz 2016 tarihinden önce verilen kararlar, kanun yoluna başvurma tarihi ne olursa olsun, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 427 ilâ 444. maddelerindeki temyize ilişkin hükümlere tabi olup dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay Başkanlığı’na gönderilmesi gerekmektedir. Buna karşılık, 20 Temmuz 2016 tarihinde ve sonrasında verilen ve temyiz incelemesinden geçmeyen kararlara karşı yasa yoluna gidilmesi halinde ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 341.-360. maddesindeki istinafa ilişkin hükümlerin uygulanması için bölge adliye mahkemesine gönderilmesi zorunludur. Somut olayda, daha önce Yargıtay denetiminden geçen asıl dava dosyasının “İstinaf” kanun yoluna tabi olmadığı açıktır. Ne var ki, birleşen dava dosyasının karar tarihi 20 Temmuz 2016 tarihinden sonra olup, bu dosyada verilen kararla ilgili daha önce Yargıtay denetimi de söz konusu olmadığından, bu dosyada verilen kararın ''İstinaf'' kanun yoluna tabi olduğu anlaşılmaktadır. Birleşen dava dosyasında verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından sunulan temyiz dilekçelerinin, istinaf başvuru dilekçesi olarak kabulü gerekir.
Bu durumda mahkemece, anılan birleşen davanın bağımsız dava olma özelliğini kaybetmediği gözetilerek, ''İstinaf'' kanun yoluna tabi olduğu gerekçesiyle, istinaf incelemesi yapılmak üzere ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesinin sağlanması, Bölge Adliye Mahkemesi'nce yapılacak istinaf incelemesi neticesinde verilecek kararın temyiz yolunun açık olması halinde, karara karşı yasal temyiz ve temyize cevap süreleri beklenerek, temyiz edilmesi halinde buna ilişkin evrakların da eklenmesi suretiyle asıl dava ve mevcut olur ise birleşen dava hakkındaki temyiz itirazlarının değerlendirilmesi için dosyanın kül halinde Dairemize gönderilmek üzere mahalline iadesine karar vermek gerekmiştir.
KARAR
Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Birleşen dava dosyasında verilen kararın; kanun yolu incelemesi bakımından istinafa tabi olduğu anlaşıldığından, dava dosyasının istinaf incelemesi yapılmak üzere ilgili Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine gönderilmesi ve birleşen dava dosyasının istinaf incelemesi yapıldıktan sonra asıl ve (temyiz edilmesi halinde) birleşen dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE, 07.04.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.