Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2024/61 K.2025/1156

🏛️ 6. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/61 📋 K. 2025/1156 📅 20.03.2025

6. Hukuk Dairesi         2024/61 E.  ,  2025/1156 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tic. Mah. Sıf.)
SAYISI : 2022/165 E., 2023/190 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı iş sahibi ile davalı yüklenici arasında 25.05.2018 tarihli eser sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme gereği yapılacak elektrik işlerine karşılık davalıya 9 adet çek verildiğini ancak davalının işi yapmadığını ileri sürerek çekler nedeni ile borçlu olmadıklarının tespitini ve çeklerin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, işin yarısına yakın kısmının yapıldığını, davacının da işin teminatı olarak davalıdan 250.000,00 TL bedelli bono aldığı dikkate alındığında çeklerin bedelsiz kaldığından söz edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 07.05.2019 tarihli ve 2019/53 Esas, 2019/268 Karar sayılı kararı ile menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurmanın dava şartı olduğu gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi'nin 08.06.2020 tarihli ve 2019/1411 Esas, 2020/292 Karar sayılı kararı ile istinaf başvusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 08.06.2020 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 18.03.2021 tarih, 2020/3044 Esas, 2021/996 Karar sayılı ilamı ile menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurunun dava şartı olarak kabul edilmeyeceği belirtilerek, karar kaldırılmış ve İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile çeklerin davacı tarafından aralarındaki sözleşme gereğince ilerde ifa edilecek elektrik işi karşılığında davalıya teslim edildiği, davalı tarafından bu çeklerin karşılığında herhangi bir mal veya hizmet ifasında bulunulmadığı, işin yapılmaması halinde davaya konu çeklerin davacıya iade edileceğine dair taraflar arasında protokol yapılmasına rağmen çeklerin iade edilmediği, bu nedenle çeklerin sözleşmenin tarafları bakımından bedelsiz kaldığı, çek iptali davası açılabilmesi için çeklerin ziyaa uğraması (çalınması, kaybolması, yırtılması veya yanması) davanın çekin yetkili hamili tarafından açılması gerektiği, çeklerin zayi olmadığı ve davacının keşideci olduğu gerekçesiyle, menfi tespit isteminin kabulüne, çek iptali isteminin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; yargılama devam ederken ihtiyati tedbir kararı verilmediğinden takiplere konu edilen çek bedellerinin ödendiğini, bu nedenle davanın talebe gerek olmaksızın kendiliğinden istirdat davası olarak görülmesi gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, eser sözleşmesine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
Menfi tespit davasının istirdat davasına dönüşmesi ve davaya istirdat davası olarak devam edilmesi İİK'nın 72/VI. maddesinde düzenlenmiş olup, bu madde hükmüne göre borçlu, dava konusu borcu ödemek zorunda kalmış olursa menfi tespit davası yasa gereği kendiliğinden istirdat davasına dönüşür ve davaya istirdat davası olarak devam edilir. Bu durumda menfi tespit davasının devamı sırasında borcun herhangi bir nedenle ödendiği iddiası üzerine mahkemece bu iddia araştırılıp ödemenin kanıtlanması halinde, talep olmasa dahi dava kendiliğinden istirdat davasına dönüşeceğinden açılan menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilmelidir.
Yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, dosyadaki belgelere göre, davaya konu edilen çeklere dayalı olarak başlatılan 4 ayrı icra takibinde alacakların haricen tahsil edildiğinin alacaklı vekillerince dosyalara bildirildiği anlaşılmakta olup, bu durumda menfi tespit talepli olarak açılan davanın takiplere konu edilen çekler bakımından İİK'nın 72/VI. maddesi gereğince kendiliğinden istirdat davasına dönüştüğü gözetilerek, ödenen bedelin istirdadına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde menfi tespit hükmü kurulması doğru olmamış kararın bu sebeple davacı yararına bozulması uygun bulunmuştur.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
20.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.