Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2024/753 K.2025/1177

🏛️ 6. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/753 📋 K. 2025/1177 📅 20.03.2025

6. Hukuk Dairesi         2024/753 E.  ,  2025/1177 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2023/597 E., 2023/999 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, taraflar arasında 15.02.2018 tarihinde fason üretim sözleşmesinin imzalandığını, bu sözleşme gereğince müvekkili tarafından temin edilen kuru incirlerin davalı şirketin isteklerine, iş tariflerine, sipariş formlarına ve spesifikasyonlarına uygun olarak işlenerek ihracata hazır şekilde muhatap firmaya teslim edileceğini ve karşılığında davalı tarafından müvekkiline USD cinsinden ödeme yapılacağını, sözleşmenin “fiyat-ödeme” başlıklı 4.1 maddesinde; “her siparişte tespit edilen fiyata karşılık gelecek fatura bedelinin ödeme şekli sipariş formunda belirtilecektir.” 4.2 maddesinde; “üretilen ürünün miktarı (adet ve/veya kg olarak) üreticinin düzenleyeceği fatura üzerinde belirtilecektir.” düzenlemelerine yer verildiğini, taraflar arasında imzalanan 13.02.2018 tarihli satın alma sipariş formunda “toplam 55.526 kg organik kuru incirin 4 sevkiyat halinde muhataba tesliminin, karşılığında toplam 366.474,24 USD’nin müvekkiline ödenmesinin” kararlaştırıldığını ve ödemenin müvekkili tarafından düzenlenecek faturaya dayalı olarak 60 gün vadeli çek karşılığında yapılacağının belirtildiğini, müvekkili tarafından teslim edilen kuru incirlerin muhatap firma tarafından “temiz çıktığı” hususu müvekkiline bildirildikten sonra 11.04.2018 tarihli 13 numaralı 84.122,50 USD bedelli, 11.04.2018 tarihli 14 numaralı 84.122,50 USD bedelli, 27.04.2018 tarihli 15 numaralı 75.394,48 USD bedelli ve 27.04.2018 tarihli 16 numaralı 75.394,48 USD bedelli olmak üzere toplam 319.033,96 USD bedelli 4 adet faturanın düzenlendiğini ve faturaların muhatap firmaya teslim edildiğini, muhatap firmanın karşılığında en fazla 60 gün vadeli USD cinsinden çek vermesi gerekirken, 20.07.2018 tarihli 686.103,12 TL bedelli ve 17.08.2018 tarihli 614.344,38 TL bedelli 2 adet çeki müvekkiline teslim ettiğini, müvekkilinin bu çekleri tahsil ettiği tarihteki T.C. Merkez Bankası USD satış kuruna göre hesaplandığında 20.07.2018 tarihli 686.103,12 TL bedelli çekin 142.000,33 USD’ye 17.08.2018 tarihli 614.344,38 TL bedelli çekin ise 105.762,80 USD’ye tekabül ettiğini, müvekkilinin toplam 71.270,83 USD kur farkı alacağının ortaya çıktığını, müvekkilinin çeklerin fiili ödeme günündeki T.C. Merkez Bankası döviz satış kuruna göre toplam 71.270,83 USD kur farkı alacağına ilişkin faturayı davalıya gönderdiğini, ancak davalının faturayı iade ettiğini, bunun üzerine davalıya .............Noterliği’nden 18.09.2018 tarihli, 21544 yevmiye numaralı ihtarnameyi gönderdiklerini, davalı tarafın cevabında böyle bir borcunun bulunmadığını bildirdiğini, davalının hakkında başlatılan takibe de haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptaline, takibin devamına, müvekkili yararına alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, taraflar arasında 15.02.2018 tarihli sözleşmenin düzenlendiğini, davacının iddiasının aksine sözleşmede USD cinsinden ödeme yapılacağına ilişkin hiç bir ibarenin bulunmadığını, sözleşmenin 4.1 maddesinde “ücretin sipariş formu ile düzenleneceğinin” belirlendiğini, müvekkilinin buna uygun olarak davacıya sipariş formu gönderdiğini, müvekkili tarafından sözleşmede kararlaştırıldığı gibi çekler ile ödemelerin yapıldığını ve bu çeklerin davacı tarafça hiçbir itirazi kayıt konulmaksızın teslim alındığını ve tahsilat makbuzlarının düzenlendiğini, böylece taraflar arasındaki ticari ilişki sona ermişken davacı tarafından 17.08.2018 tarihli faturanın gönderildiğini ve kur farkının istendiğini, davacının TL olarak düzenlediği bu faturanın ................ Noterliği'nin 19.09.2018 tarihli, 19874 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile iade edildiğini, iade edilen faturanın müvekkiline ihtarname ile gönderilmesi üzerine müvekkilinin de..............Noterliği’nin 27.09.2018 tarihli 20609 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile faturayı ikinci kez iade ettiğini, faturaların TL olarak düzenlendiğini, tahsilat makbuzları ile TL ödemelerinin itirazı kayıtsız kabul edildiğini, dolayısıyla USD olarak belirlenen birim fiyatlarının TL’ye dönüştüğünü ve borcun sona erdiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmede kur farkı istenebileceğine ilişkin bir hükmün bulunmadığını, Yargıtay kararlarına göre kur farkı isteğinin itirazı kayıt ile saklı tutulduğu durumlarda ileri sürülebileceğini, ne faturalarda ne de tahsilat makbuzlarında da herhangi bir itirazı kayıt bulunmadığını, davacının kur farkı nedeniyle bir zararının bulunmadığını, müvekkilinin herhangi bir borcunun olmadığını belirterek, davanın reddine, müvekkili yararına %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 24.01.2020 tarihli ve 2018/1205 Esas, 2020/58 Karar sayılı kararı ile "davanın kısmen kabulü ile" İzmir 27. İcra Müdürlüğü'nün 2018/11708 sayılı dosyasında davalının 71.270,83 USD asıl alacağa itirazının iptaline, takibin takip talebinde istenen şartlarda ve bu miktar üzerinden devamına, hükmolunan 71.270,83 USD asıl alacağın icra takip tarihindeki efektif satış kuru üzerinden TL karşılığı olan 431.102,99 TL’nin % 20’si olan 86.221,59 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, reddedilen kısım yönünden davalı vekilinin tazminat isteğinin reddine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 29.04.2022 tarihli ve 2020/1691 Esas, 2022/864 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesi kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 04.07.2023 tarihli ve 2022/3477 Esas, 2023/2592 Karar sayılı ilamı ile, "Davacı yüklenici tarafından 11.04.2018 tarihinde iki adet ve 27.04.2018 tarihinde iki adet olmak üzere düzenlenen faturaların toplam tutarı 1.300.447,50 TL'dir. Davalı iş sahibince bu faturalar karşılığında davacıya 686.103,12 TL ve 614.344,38 TL olmak üzere toplam 1.300.447,50 TL bedelli iki adet çek verilmiştir. Görüldüğü üzere davacıya verilen çeklerin bedeli faturalar ile uyumludur. Çekler ifa yerine geçmek üzere verilmiştir. Davacının çekleri teslim alırken herhangi bir ihtirazi kayıtta bulunduğu iddia ve ispat edilmiş değildir. Bu durumda davacıya çek ile yapılan ödemeler ifa yerine geçen ödeme mahiyetinde olduğundan davacının kur farkı adı altında bir talepte bulunamayacağı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyulmasına "davanın reddine, davalının tazminat isteğinin reddine" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde,
a.Taraflar satış bedelini dolar cinsinden belirleyip ödemenin de dolar cinsinden çek ile yapılacağını kararlaştırdığından, sözleşmede kur farkı alacağının saklı tutulduğuna ilişkin bir ibareye gerek bulunmadığını, davalının verdiği çeklerin ifa yerine geçen edim değil ifa olarak değerlendirilmesi gerektiğini,
b.Davaya konu çeklerin davalı şirket yetkilisi tarafından bizzat teslim edildiği ve davacı şirket yetkilisinin çekleri ihtirazi kayıtla teslim aldığı hususundan cevaba cevap dilekçesinde bahsedildiğini, davalının bu hususta isticvap edilmesi gerekirken haksız ve hukuka aykırı olarak buna ilişkin talebin reddedilmesinin bozma sebebi olduğunu,
c.Taraflar arasında görülmekte olan davanın yazılı yargılama usulüne tabi olmasına rağmen bozmadan sonra düzenlenen tensip tutanağında basit yargılamanın uygulanacağına karar verildiğini, bu sebeple talep etmelerine rağmen sözlü yargılama için ayrıca bir gün verilmemesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, beyan etmektedir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde,
a.Davacının tacir olup, 6102 sayılı TTK'nın 18/2 maddesi hükmü uyarınca her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini,
b.Davacının taraflar arasındaki ilişkiden kaynaklanan alacağının, müvekkilinin düzenlediği çekler vasıtasıyla ödendiğini ve davacının alacağının tamamını tahsil ettiğini,
c.Davacının, buna rağmen 2018 yılının ilgili dönemindeki kurdaki ani çıkışları bir fırsat olarak değerlendirerek haksız olarak lehine sonuç elde etmeyi amaçladığını, basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunan davacının, alacağının tamamını tahsil etmesine rağmen, müvekkili hakkında icra takibine girişmesinin haksız ve kötüniyetli olduğunu,
d.İlk Derece Mahkemesi kararının kötüniyet tazminatı talebinin reddine dair kısmı bakımından bozulmasına karar verilmesi gerektiğini,beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkâr tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı, İcra İflas Kanunu’nun 67/II. maddesi uyarınca, itirazın iptâli davasında alacaklının tazminat ile sorumlu tutulabilmesi için icra takibinde haksız olmasının yanında kötüniyetli olduğunun da kanıtlanması zorunlu olup, somut olayda davacı alacaklının icra takibinde kötüniyetli olduğunun kanıtlanmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı onama harçlarının temyiz edenlerden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.