Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2024/24 K.2025/1176

🏛️ 6. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/24 📋 K. 2025/1176 📅 20.03.2025

6. Hukuk Dairesi         2024/24 E.  ,  2025/1176 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Alanya 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/172 E., 2023/137 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar asıl ve birleşen davada davalı............ vekili tarafından duruşmalı, davalılar .................. vekillerince duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 04.03.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde asıl ve birleşen davada davalı..... vekili Avukat ................. ile asıl ve birleşen davada davacı............. vd. vekili Avukat .................. geldiler. Tebligata rağmen başka gelen olmadığı anlaşılmakla onların yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl davada dava dilekçesinde; davalı yükleniciler ............. ve........................ ile dava dışı arsa sahipleri arasında düzenlenen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca, davalı yüklenicilere isabet eden daire ve dükkanların 06.04.2001 tarihli Noter sözleşmesi ile müvekkillerinin de aralarında bulunduğu kişilere satıldığını, davalı yüklenicilerin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan edimlerini yerine getirerek söz konusu daire ve dükkanlara hak kazandıklarını, iskan ruhsatının alındığını, ancak yüklenicilerin dükkanların tapu devirlerini yapmadıklarını, (A) blok 21, 22, 23 no'lu (B) blok 21, 22, 23 no'lu dükkanların muvazaalı olarak yüklenic............’in eşi diğer davalı .................’e devredildiğini ileri sürerek anılan bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarının iptali ile hisseleri oranında müvekilleri adına tescilini talep ve dava etmiştir.
2.Davacı vekili birleşen davada ise, asıl davaya konu bağımsız bölümlerin yargılama sırasında yine muvazaalı olarak davalı................’e devredildiğini ileri sürerek bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarının iptali ile hisseleri oranında müvekkkilleri adına tescilini, bu talebin kabul edilmemesi halinde, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 92.300,00 TL’nin davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl ve birleşen davada davalı ............. vekili, dava konusu dükkanların, daire satın alan kişilerin borçlarına mukabil yüklenicilere bırakıldığını, bir grup üye ile bu hususta yazılı sözleşme düzenlendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Birleşen davada davalı .............., müvekkilinin de aralarında bulunduğu arsa sahipleri ile diğer davalı yükleniciler arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiğini, müvekkilinin yükleniciden daire ve dükkan satın alan davalılara karşı herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
3.Diğer davalılar, davaya cevap vermemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Yerel Mahkemenin 20.12.2013 tarihli ve 2009/283 Esas, 2013/634 Karar sayılı kararı ile "iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre asıl ve birleşen davalarda davalı yükleniciler ............. ve ............’in, dava dışı arsa sahipleri ile yaptıkları arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı olarak, kendilerine düşen daireler ile dava konusu dükkanları 06.04.2001 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesiyle davacıların da aralarında bulunduğu kişilere sattıkları, taşınmaz satış vaadi sözleşmesinde dükkanların mülkiyet hakkının daire sahiplerine ait olacağının düzenlendiği, ancak inşaatın yapım aşamasında daire satın alan kişilerin borçları bulunduğunun tespit edildiği ve dükkanlara biçilen bedelin, bu borçlardan mahsup edilmesi hususunda anlaşmaya varıldığı, bu kapsamda dükkanların, davacılar tarafından borçlarına karşılık davalı yüklenicilere verildiği, daha sonra davalı yüklenici .............’in de hissesini diğer yüklenici davalı .. ..’e devrettiği, bu itibarla davacıların dava konusu dükkanlarda hak ve alacaklarının kalmadığı" gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Yerel Mahkemenin kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davalarda davacılar vekilinin temyiz başvurusunda bulunması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi'nin 04.10.2018 tarihli ve 2015/8311 Esas, 2018/4510 Karar sayılı kararı ile "Birleşen davada davalı arsa sahibi .........'ın, dava konusu dükkanları, dava tarihinden önce 26.02.2009 tarihinde, yüklenici ............'in eşi diğer davalı ..............'e devrettiği anlaşılmış olup, dava tarihi itibariyle pasif husumet ehliyeti kalmadığı anlaşılmaktadır. Davanın bu davalı yönünden bu gerekçeyle reddi gerekmekte ise de sonucu itibariyle bu davalı aleyhine açılan birleşen davanın reddine karar verilmesi yerinde olmuştur. Somut uyuşmazlıkta, davalı yüklenicilerin dava konusu dükkanların tapularına hak kazandıkları uyuşmazlık dışı olup, bu taşınmazları temlik alan davacılara devretmekle yükümlü olup olmadıklarının saptanması gerekir. Mahkemece, davalı yüklenici .............'in savunmasını dayandırdığı, 30.08.2003 tarihli "80 Daireli ................... İnşaat Baz Fiyat Teslimine Esas Sözleşmedir" başlıklı sözleşme ve temlik alan bir kısım kişiler tarafından imzalandığı savunulan "Sözleşme" başlıklı belgeler dikkate alınarak, davacıların, inşaatın yapımı sırasında ortaya çıkan borçlarına mahsuben dava konusu dükkanları yüklenicilere bıraktıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, 30.08.2003 tarihli sözleşmede davacılardan sadece ............ ve.........'un, diğer belgelerde ise yine sadece ........'ın ve diğer bir davacı .........'ın imzası bulunmaktadır. Öte yandan, adı geçen davacılar da bahsi geçen belgeleri imzalamadıklarını beyan etmişlerdir. Bu nedenle, mahkemece, davacılar........................ ve .............. dışındaki diğer davacılar yönünden bu belgelere dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi ve ayrıca, adı geçen davacılar yönünden de bu belgeleri imzalamadıklarına dair beyanları üzerinde durulmadan hükme varılması doğru olmamıştır.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda açıklandığı üzere, davalı yüklenicinin dava konusu dükkanlara hak kazandığı gözetilerek, davacıların tapu devirlerindeki muvazaa iddiası ve birleşen davada davalı tapu maliki ............'in iyiniyetli olup olmadığı hususları da incelenerek, dükkanların mülkiyetinin hisseleri oranında daire sahiplerine ait olacağına dair taraflar arasında düzenlenen 06.04.2001 tarihli sözleşme hükümleri uyarınca,............................ dışındaki diğer davacılar yönünden, tapu iptal ve tescile, olmadığı takdirde bedele hükmedilmesi, adı geçen davacılar yönünden ise, imzaya ilişkin itirazları değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye ve yanılgılı gerekçeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. Öte yandan, 11.02.2011 tarihli raporda, dava konusu dükkanların değerleri tespit edilmiş olup, dava edilen toplam hisse miktarının değerine göre harç tamamlanmadan, müteakip işlemlere devam edilerek, davanın esası hakkında karar verilmesi hatalı olmuştur. Ayrıca, davacılardan................... 07.06.2010 tarihli kimlik tespiti yapılmış dilekçesi ile davadan feragat ettiğini bildirmiş olup adı geçen davacı yönünden feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi de usul ve yasaya aykırı olmuştur." gerekçesiyle kararın asıl ve birleşen davalarda davacılar yararına bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "bozma ilamında belirtildiği üzere öncelikle davacı .................... ve................'ın imzaya itirazları sorulmuş, imzaya itirazları bulunmadığı beyanları alınmış ve imza inkarında bulunmadıkları, imzaların bu şahıslara ait olduğu anlaşılmıştır. Yargıtay Bozma ilamında işaret edilen ve tartışılması gereken bir diğer husus ise Davalı İbrahim'in iyi niyetli olup olmadığıdır. Bu amaçla ............Jandarma Karakolu'na müzekkere yazılmış ve 12.04.2023 tarihli cevabında; A bloktaki dükkanların davalı ...... .. tarafından kullanıldığı, B bloktaki dükkanların ise .............. tarafından kiraya verildiği, ..............Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne yazılan müzekkereye cevaben 04.04.2023 tarihli yazı ve ve eki belge ile vekaletnamelerde; dava konusu taşınmazlarda bulunan ...............Cafe isimli işletmenin ............ İnş. Ltd Şirketi tarafından işletildiği, bu şirketin yetkilisinin ise ........... olduğu, adresinin ise dava konusu bağımsız bölümler olduğu,................ isimli kişiye yetkili vekalet verildiği, bu kişinin ise............'in oğlu olduğu görülmüştür. Bir kısım tanık beyanlarının da aynı yönde olduğu görülmekle dükkanların satışa rağmen fiillen davalı ............ tarafından kullanıldığı anlaşılmış ve davalı İbrahim'e yapılan satışın muvazaalı olduğu kanaatine varılmıştır."gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile,
Davalı ............... mirasçıları yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine,
Davacılar .................... yönünden davanın esastan reddine,
Davacılar.................. ve...................... yönünden davanın kabulü ile davaya konu ............... ile ........... ilçesi ............... Mahallesi,........... ada ............ parselde (Eski ..........Ada ...... Parsel) bulunan A blok 21, 22, 23 no'lu bağımsız bölümler ve B blok 21, 22, 23 no'lu bağımsız bölümlerin......... .. adına olan tapu kaydının ayrı ayrı 5/36 oranında iptali ile her bir davacıya 1/36 pay oranında tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davalı ................ vekili temyiz dilekçesinde,
a. Davacı tarafın kötü niyetli olarak davayı ikame ettiğini, davayı taşınmazların son devir işleminden 10 yıl gibi fazla bir süre geçtikten sonra ikame etmesinin bile davacının kötü niyetini ortaya koyduğunu,
b. Davacıların davasının zamanaşımına uğradığını, mahkemenin zamanaşımı def'ini değerlendirmediğini,
c. Davaya konu taşınmazların bulunduğu arsa sahiplerinin, diğer davalı .........'e dava konusu bağımsız bölümlerin devri için vekalet verdiklerini, vekil konumunda olan kişinin kendisine devir yapamayacağı gerçeği karşısında davalı...............'in, İnşaat Sözleşmeleri ile kendi hakettiği taşınmazları kendi üzerine devir alamayacağından dolayı arsa sahiplerinden aldığı vekaletname ile eşi olan davalı müvekkili üzerine tapuda kaydettiğini,
d. Davalı müvekkilinin ise daha sonrasında hiçbir akrabalığı olmayan, soy isim benzerliği bulunan 3. kişi konumundaki diğer davalı ..............'e tapuyu devrettiğini, bu satışın, mal kaçırmak amacıyla yapılmış muvazaalı bir işlem olmadığını,
e. Davalı ...... adına yapılan devir işlemlerinin gerçek satış işlemleri olması, muvazaalı işlemler olmaması nedeniyle davanın reddi gerekmekte iken mahkemenin muvazaa nedeniyle tapunun iptali ve tesciline karar vermesinin isabetsiz olduğunu beyan etmektedir.
2. Davalı ............. vekili temyiz dilekçesinde,
a. Mahkemenin kararına esas dayanak olarak aldığı 1988 tarihli Yargıtay İBBGK kararında belirlenen şartların hiç birisinin gerçekleşmediğini, bunlara rağmen mahkemece Yargıtay İBBGK kararında belirlenen ilkelere dayanılarak davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu,
b. Davacıların hakları varsa olsa olsa ödedikleri bedelle müsavi olacak şekilde tazminat talep edebileceklerini,
c. Dava konusu taşınmazların.............'e satıldığını ve adı geçenin mülkiyetinde olduğunu, ............ ile müvekkilin soyadında benzerlik olup akrabalık bağları olmadığını, davalı .............. tarafından dükkanların bir kısmında bir cafe işletildiğini, burada davalı ............'in kiracı olduğunu,.. ..'le birlikte yürüttükleri ortak işleri de bulunmakta olup, ......... ve............ arasındaki kiracılık ilişkisi nedeniyle davalının ivazını vermek suretiyle bu dükkanları kullandığını, mülkiyeti................'e ait olan dükkanlarda davalı ..... muvazaalı hareket etmiş olsa, yıllardır süregelen davada kendi adına cafe işletmeyeceğini, uzun zaman önce iş yerini kapatması ya da taşıması gerekeceğini, müvekkilinin dürüstlük kurallarına da uygun olarak bu durumu gizleme gereği dahi duymadığını, bu hususun davada aleyhine değerlendirilme ihtimalini görmesine rağmen başka bir yol tercih etmediğini beyan etmektedir.
3. Davalı............ vekili temyiz dilekçesinde,
a. Müvekkili .............'in hiç bir zaman muvazaalı iş ve işlemler ile diğer davalı ...............'ten bir edim elde etmediğini, davalılar arasında herhangi bir akrabalık bağı vs olmadığını, soy isimlerinin aynı olmasının tamamen tesadüf olduğunu, yine müvekkilinin anılan taşınmazların bedelini ödemek suretiyle devraldığını,
b. Mahkemece gerekçeli kararda sanki muvazaa ispat edilmiş gibi bir değerlendirme yapılmışsa da muvazaanın ispatı için gerekli olan şartların sağlanmadığını, müvekkilinin baştan beri iyiniyetli olup halihazırda kendinden önceki hukuki işlemler sebebiyle zarara uğratıldığını, bu hususun iyiniyetli üçüncü kişinin haklarına halel getirdiğini,
c. Halihazırda anılı dükkanların müvekkili tarafından kullanıldığını,tüm kiralama ve diğer tasarruf işlemlerinin müvekkili tarafından yapıldığını,
d. Mahkemece yalnızca bir adet işletmenin diğer davalı ile ilintili olması ve birtakım tanık beyanlarında geçen net olmayan ifadeler sebebiyle müvekkilinin iyi niyetli olmadığına kanaat getirilmiş olduğunu, bu hususun açıkça hatalı bir değerlendirme olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı ve özellikle, davalı.................'e yapılan satışın muvazaalı olduğunun kanıtlandığı anlaşıldığından; davalı ......., davalı............. ve davalı................ vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı ............, davalı .......... ve davalı .............. vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı onama harçlarının temyiz edenlerden alınmasına,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
20.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.