Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2024/243 K.2025/781
6. Hukuk Dairesi 2024/243 E. , 2025/781 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/3384 E., 2023/3500 K.
vekili Avukat ...
DAVALILAR :1-... vekili Avukat ...
2-... (İl Özel İdaresi) vekili Avukat ...
İFLAS İDARE MEMURU :1... 2-... 3-Nesrin Sayın
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorum 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2014/648 E., 2023/137 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince duruşmalı, davalılar vekillerince duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 27.02.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davacı vekili Avukat ... ile davalı ... vekili Avukat ... ..., davalı ... İl Özel İdare vekili Avukat ...'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı yüklenici vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Tipi Havaalanı Yapım İşini üstlendiğini, taraflar arasında 6 hakediş düzenlendiğini, 6 nolu hakkediş ile 327.070,00 m3'lük kazı bedelinin davalılar tarafından ödendiğini, müvekkili firma tarafından 29.04.2012 tarihine kadar, çıkacak ödeneklere istinaden kazı faaliyetlerine devam edildiğini ve 189.425,58 m3’lük daha kazı işi gerçekleştirildiğini, davalılar tarafından yapılan bu kazının tespit edildiğini, sözleşmeye konu havaalanı inşaatının 2002 yılında DHL Yatırım Programından çıkarıldığının ve bu nedenle ödemelerin yapılmadığının şifaen öğrenildiğini, müvekkili firma tarafından davalı idareye başvurularak tasfiye sürecinin başlatılması ve kesin hakedişin yapılmasının talep edildiğini, bu kapsamda 26.04.2012 tarihinde davalı idarece “Durum Tespit Tutanağı” düzenlendiğini, söz konusu tutanakta iş sahasında toplamda 516.495,580 m3 kazı işleminin yapıldığının tespit edildiğini, bununla birlikte davalı idarece düzenlenen 12.06.2012 tarihli Kesin Hakediş raporunda müvekkili firmaya herhangi bir hakediş ödemesi çıkarılmadığını belirterek 189.425,580 m3’lük kazı ve harfiyat işi nedeniyle ödenmesi gereken 284.927,25 TL’nin bilirkişi marifetiyle tespit edilecek senelere sair eskale tutarları bakımından da belirsiz alacaklarının davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçelerinde özetle; 12.11.1999 tarihli 6 numaralı hakkedişle yükleniciye ödeme yapıldığını, çalışmalara devam etmesi yönünde davacıya herhangi bir talimat verilmediği gibi davacının, idarenin bilgisi dahilinde çalışması olmadığını, havaalanı sahasında daha evvel Köy Hizmetleri ve DSİ tarafından kazı çalışmaları yapıldığını, söz konusu 201.698,700 m3'lük imalatın kimin tarafından yapıldığının bilinmesi gerektiğini, netice olarak kimin tarafından ve ne zaman yapıldığı belli olmayan 201.698,700 m3 imalâtın yıl sonu tespitlerine dahil edilmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; davalı idarenin 189.425.580 m3'lük kazıyı bilgi ve denetimleri dışında ve ne zaman yapıldığı tespit edilemeyen imalat olduğunu iddia ederek davanın reddini talep etmiş ise de, bu kadar büyüklükteki bir kazının devlet kurumları tarafından (DSİ, Karayolları, İl Özel İdare... gibi) belgesiz, kayıtsız, talimatsız yapılmasının hukuken mümkün olmadığı, söz konusu kazının başka resmi kurumlarca yapıldığının ispat edilemediği, idare tarafından tutulan tasfiye tutanağında 189.425.580 m3'lük kazının davacı tarafından yapılmadığına dair bir tespitin ve açıklamanın da olmadığı, taraflar arasında yapılan sözleşme kapsamında, işin bitmediği ve geçici kabulünün yapılmadığı dikkate alınarak, imalâtın yapıldığı yıl olan 1999 yılı fiyatları ile yapılan imalât bedelinin ödenmesi gerektiği, bilirkişi raporlarında bu tarih itibariyle yapılan hesaplamanın 254.718,95 TL olduğu, davacı davadan önce davalıları temerrüte düşürmediğinden alacağa dava tarihinden taraflar arasındaki işin ticari iş mahiyetinde olduğundan avans faizi işletilmesi gerektiği belirtilerek davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile 254.718,95 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; gerçekleştirilen işbu imalât nedeni ile doğmuş olan alacağın hesabı yönünden 88/13181 sayılı Fiyat Farkı (Eskalasyon) Kararnamesi'nin 8'inci maddesi uyarınca 2012 yılı birim fiyatlarının esas alınması gerektiğini beyan etmektedir.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle: davanın zamanaşımına uğradığını, son ödeme yapıldıktan sonra, davacıya, ilave iş yapması yönünde bir talimat verilmediği gibi, davacının, böyle bir talebi de olmadığını, davacı yüklenici tarafından yapılacak bütün çalışmaların, Bölge Müdürlüğünün bilgisi, gözetimi ve denetimi altında yapılması esas olup, Bakanlığın, yani selefi Müdürlüğün, izni alınmadan, herhangi bir çalışma yahut imalat yapılmaması gerektiğini, davacı tarafından iddia edilen sürede, sürecin yaşandığı mevsim koşullarında, iddia edilen büyüklükte bir kazının yapılamayacağını beyan etmektedir.
3.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; ihtilaflı kazının davacı tarafından yapıldığı varsayımıyla kısmen kabul kararı verilmesinin dosya kapsamına aykırı olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan ödenmeyen iş bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 06.12.1996 tarihli sözleşme ile yapımı üstlenilen ... Tipi Havaalanı İnşaatı işi davacı yüklenici tarafından Çorum 2. Noterliği’nin 13.09.1999 tarihli ve 18373 no'lu devir sözleşmesi ile üstlenilmiştir. Davacı yüklenici, taraflar arasında 6 hakediş düzenlendiği, söz konusu hakediş bedellerinin ödendiği, ancak 12.11.1999 tarihli 6 no'lu hakedişten sonra yapılan 189.425,580 m3 kazı imalât bedelinin ödenmediğini belirterek, 31.05.2012 tarihinde tasfiye kabul tutanağı düzenlendiğinden 2012 yılı fiyatlarıyla yapılan iş bedelinin tahsilini talep etmiştir. Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile 1999 yılı birim fiyatlarıyla yapılan iş bedeli 254.718,95 TL hesaplanmış mahkemece bu bedelin davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin 13.2. maddesinde fiyat farkı uygulanacağı düzenlenmiştir. Sözleşme tarihinde yürürlükte olan 88/13181 sayılı Fiyat Farkı Kararnamesi'nin 8/2. maddesine göre, “herhangi bir imalât için yapılan kesin ve ara metraj sonucu bir imalatın miktarında artma veya eksilme tespit edildiği takdirde artan veya eksilen miktar (imalat hangi yılda yapılmış olursa olsun), geçici kabul itibar tarihini geçmemek üzere, artış ve eksilişin kesinleştiği yılın fiyatları ile değerlendirilir.” hükmü bulunmaktadır. Somut uyuşmazlıkta, işin devamı sırasında yapılan kazının 6 no'lu hakedişten sonra yapıldığı iddia edilmekte olup, taraflar arasında imzalanan 31.05.2012 tarihli tasfiye tarihine kadar bu imalatın ne zaman yapıldığı net olarak taraflarca ispatlanamamıştır. Bu durumda Kararname uyarınca söz konusu iş bedelinin tasfiye kabul tarihi olan 31.05.2012 tarihi itibariyle hesaplanıp, hüküm altına alınması gerekirken 1999 yılı fiyatlarıyla hesaplanan iş bedeline hükmedilmesi doğru olmamıştır. Yargılama aşamasında alınan 12.09.2019 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda 2012 yılı fiyatlarıyla yapılan iş bedeli 2.329.414,54 TL hesaplanmıştır. Davacı vekili 30.09.2021 tarihli bedel artırım dilekçesi ile 284.927,25 TL olan dava değerini 3.621.857,71 TL’ye çıkartmış ve aynı gün tamamlama harcını yatırmıştır. Davalı taraflarca söz konusu bedel artırımına ilişkin zamanaşımı definde bulunulmuştur. İlk derece mahkemesince dava, belirsiz alacak davası olarak nitelendirilip davacının 30.09.2021 tarihli dilekçesi bedel artırım dilekçesi olarak kabul edilmiş ise de, talep konusu alacak miktarı belirlenebilir olduğundan davanın kısmi dava olarak kabul edilmesi gerekir. Kısmi dava açılması halinde alacağın yalnız dava konusu edilen kısmı için zamanaşımı kesilir, dava dışı kalan bölümü içinse zamanaşımı işlemeye devam eder. Somut uyuşmazlıkta davacının 2012 yılı fiyatlarıyla 2.329.414,54 TL iş bedeline hak kazandığı anlaşılmış ise de davacı davasını açarken 284.927,25 TL’nin tahsilini talep etmiş, 30.09.2021 tarihli dilekçesi ile bu talebini artırmış ise de söz konusu tarih itibariyle artırılan kısım bakımından 5 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan mahkemece dava dilekçesinde talep edilen 284.927,25 TL’nin tahsiline karar verilmesi gerekirken, 1999 yılı fiyatlarıyla hesaplanan 254.718,95 TL’nin tahsiline karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.
VI. KARAR
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Yukarıda 1. bentte açıklanan sebeplerle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca temyiz itirazlarının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının taraflar yararına BOZULMASINA,
3. Dairemizdeki duruşmada vekille temsil olunan taraflar yararına takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin karşılıklı alınarak diğer tarafa verilmesine,
4.Peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
5. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.02.2025 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
(Muhalif)
(Muhalif)
MUHALEFET ŞERHİ
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Davacı taraf belirsiz alacak davası açarak 284.927,25 TL talep etmiş, 30.09.2021 tarihli dilekçesi ile bedel artırım talebi ile dava değerini 3.621.857,71 TL’ye çıkarmış, mahkemece talep konusu belirlenebilir olduğu gerekçesiyle davanın kısmi dava olarak kabulü ile ilk talep yönünden davanın kabulüne, bedel artırım dilekçesi ile talep edilen bedel yönünden ise zamanaşımı süresi dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
HMK’nın 109. Maddesi gereğince, talep konusunun niteliği itibariyle bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmının dava yoluyla ileri sürülmesi mümkündür. Kısmi dava açılması durumunda her ne kadar alacağın bir kısmı talep edilse de kalan kısmından vazgeçilmemekte ve yargılama alacağın tümü üzerinden yapılmaktadır. Karar verilince de alacağın tümü dikkate alınarak kanun yolu değerlendirmesi yapılmaktadır. Nitekim Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 24.05,2019 tarih ve 2017/8 esas, 2019/3 karar sayılı ilamında da faiz istemi yönünden bu yaklaşım dikkate alınmıştır.
Diğer yönden TBK’nın 154. Maddesinde zamanaşımının kesilmesi sebepleri yer almaktadır. Buna göre dava yoluyla mahkemeye başvurulması halinde zamanaşımı kesilmektedir. Kısmi davada alacağın tümü dikkate alınarak yargılama yapıldığından o alacağa ilişkin dava açılması ile tümü açısından zamanaşımı kesilmiş olacaktır.
Diğer yönden davacının talebinin belirsiz alacak davası olmasına ve mahkemece de tahkikatın bu talep üzerinden yürütülmesine rağmen bedel artırımı yapıldıktan sonra davayı kısmi dava olarak değerlendirdiğini ve artırılan kısım yönünden zamanaşımını gerekçe göstermesi de tarafın açıkça yanıltılmasına neden olmuştur. Bu durumun adil yargılanma hakkının ihlali oluşturacağının dikkate alınması gerekir. HMK’nın 107/2. Maddesinde verilen süre içerisinde bedel artırım yapılmaması halinde davanın kısmi dava olarak kabul edileceği hükmü yer almaktadır.
Davaya konu olayda da ilk davanın açılması ile zamanaşımı kesildiğinden ve yeni işlemeye başlayan zamanaşımı süresi de henüz dolmamış olduğundan kararın bozulması gerektiği düşüncemizle sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne katılmamaktayız.