Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2024/216 K.2025/641
6. Hukuk Dairesi 2024/216 E. , 2025/641 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/929 E., 2023/1133 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/99 E., 2020/128 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 20.02.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir..
Belli edilen günde davalı vekili Avukat ...geldi. Tebligata rağmen karşı taraftan gelen olmadığı anlaşılmakla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin eski yetkilisi ... tarafından, davalı şirket lehine toplam 500.000,00 TL bedelli iki adet çek keşide edildiğini ve yine davalı ile mekanik tesisat işine ilişkin bir de sözleşme düzenlendiğini, bu işlemlerin yapıldığı tarihte adı geçenin, müvekkili şirketi temsil ve ilzama yetkili olmadığını, yetkili olsa bile çeklerin gerçek bir borç ilişkisine dayanmadığını, zira müvekkili şirketin, sözleşmede belirtilen tutarda mekanik tesisat işini konu alan bir projesi olmadığını, sözleşme bedeli 8 milyon TL düzeyinde iken mevcut imalatın 15.000,00 TL civarında olduğunu ve kullanılamaz halde bulunduğunu ileri sürerek, müvekkilinin anılan iki adet çekten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin, sadece dava dilekçesinde belirtilen imalatı yapmadığını, bunun dışında pek çok imalat gerçekleştirdiğini, davacıdan olan hak ediş alacağına karşılık söz konusu çeklerin verildiğini savunarak, davanın reddini ve davacının %20 oranında tazminata mahkum edilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflarca itirazsız olarak imzalanan hak ediş raporlarına göre, davacının, davalıya KDV dahil 448.426,67 TL borcu bulunduğu, dava konusu çeklerin ise 500.000,00 TL bedelli olduğu, sonuç olarak, davacının 51.573,33 TL kadar davalıya borcu bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davacının, dava konusu çeklerden dolayı davalıya 51.573,33 TL borcu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, reddedilen kısım yönünden (448.426,67 TL) İİK'nın 72/4 maddesi uyarınca, %20 oranında olmak üzere 89.685,33 TL tazminatın davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile işin esasına ilişkin ilk derece mahkemesi kararının yerinde olduğu, ancak davalı tarafından icra takibi yapılmadığından, davalı lehine İİK'nın 72/4. maddesi uyarınca, tedbir nedeniyle kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davacının dava konusu çeklerden dolayı, davalıya 51.573,33 TL borçlu olmadığının tespitine, davacının icra inkar tazminatı talebinin, davalının da kötüniyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde:
a. Davalının cevap dilekçesinde, müvekkilinden 288.000,00 TL alacaklı olduğunu beyan ettiğini, mahkemece bu ikrar gözardı edilerek, davalı alacağının 448.426,67 TL olduğunun kabul edildiğini,
b. Davalı çeklere dayalı alacağını, müvekkili şirketin eski müdürünün imzaladığı bir takım hak edişlere dayandırmış ise de alacağına ilişkin herhangi bir fatura düzenlemediğini, her iki tarafın ticari kayıtlarında da alacağın yer almadığını, buna rağmen, mahkemece her zaman düzenlenebilecek hak ediş raporları esas alınarak sonuca gidildiğini, davalının mevcut imalatı yapabilecek kapasitede olup olmadığının araştırılmadığını,
c. 09.11.2018 tarihli toplam 65.608,00 TL bedelli iki adet hakediş raporunun, eski müdürün imza yetkileri elinden alındıktan sonra tanzim edildiğini, dolayısıyla bunların müvekkili şirket yönünden bağlayıcı olmadığını beyan etmektedir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde:
Müvekkili şirketin alacağının 500.000,00 TL olduğunun yargılama sırasında tespit edildiğini, buna rağmen davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, davacının kötüniyetli olarak borcu ödememek için bu davayı açtığını, enflasyon karşısında alacağın bir değeri kalmadığını, davacının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, menfi tespit istemine ilişkindir.
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede;
Davalı vekili cevap dilekçesinde “...müvekkil aşağıda kaleme alınan işleri yapmış ve karşılığında davacıdan, 338.650,00 TL alacaklı konumuna geçmiştir. Bu alacağın bir kısmı davacı şirketçe nakit ödenmiştir. Bakiye alacak ve yapılacak işlerle ilgili müvekkile dava konusu çekler keşide edilerek verilmiştir. Müvekkilin hali hazırda 288.000,00 TL alacağı bulunmaktadır...” 15.04.2019 tarihli dilekçesinde ise “...cevap dilekçemizde belirttiğimiz üzere ve hak ediş raporları ile sabit olduğu üzere müvekkilin davacıdan 288.000,00 TL alacağı bulunmaktadır...” şeklinde beyanda bulunmuştur. Söz konusu beyanlar, HMK’nın 188. maddesi uyarınca, borcun miktarı yönünden mahkeme için ikrar niteliğinde olup kesin delildir.
Bu durumda, davalının davacıdan, dava konusu 500.000,00 TL tutarlı iki adet çeke dayalı olarak 288.000,00 TL alacağı bulunduğu anlaşılmakla, davacının davalıya bu çekler nedeniyle 212.000,00 TL borcu bulunmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken, borcun miktarı yönünden kesin delil niteliğindeki mahkeme içi ikrar göz ardı edilerek, yanılgılı gerekçeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harçlarının istek hâlinde taraflara iadesine,
Yargıtay duruşma vekalet ücreti takdir edilmesine yer olmadığına,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.