Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2025/103 K.2025/438
6. Hukuk Dairesi 2025/103 E. , 2025/438 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1041 E., 2024/1593 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2023/149 E., 2024/234 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı kooperatifin 1993 yılında EGO Genel Müdürlüğü'nde çalışan 840 memura sosyal konut edindirmek amacıyla kurulduğunu, davacıların EGO Genel Müdürlüğünde çalışan ve davalı kooperatifin ilk üyelerinden olduklarını, kooperatifçe edinilen taşınmazların davacıların da katkısıyla oluşan para ile alındığını, daha sonraki yıllarda o zamanki yönetimlerin yönlendirmesiyle parasal hakları eksik ödenerek kooperatif üyeliğinden ayrıldıklarını, müvekkillerinin dava tarihinden kısa bir süre önce davalı kooperatife yeniden üyelik başvuruları yaptıklarını, davalı kooperatifçe kararın genel kurul tarafından verileceğinin bildirildiğini, kooperatifin ana sözleşmesinde ve genel kurul kararlarında yeni üye kabulüne engel bir hüküm bulunmadığını, ayrıca kooperatifin mevcut malvarlığının davacılara birer sosyal konut temin etmek için fazlasıyla yeterli olduğunu, daha önce kendi istekleri ile ayrılmış olsalar da kooperatifin mevcut mal varlığının iktisabında ödedikleri paralar kullanılan müvekkillerinin "açık kapı" ilkesi uyarınca üyelik taleplerinin kabulü gerektiğini ileri sürerek, müvekkillerinin yeniden üyelik başvuru tarihlerine göre davalı kooperatife üyeliklerinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kooperatifin faaliyet süresinin 19.11.2023 tarihinde dolacağını ve artık tasfiye aşamasına geldiğini, davacıların tümünün 20 yılı aşkın bir süre önce istifa yoluyla kooperatif ortaklığından ayrıldıkları ve kooperatifle olan hesaplaşmalarını da yaptıkları gözetildiğinde taşınmazların edinimleri ile ilgili kişisel katkılarından söz edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların ortaklıklarını 1999 - 2002 yılları arasında ve muhtelif tarihlerde her birinin kooperatife verdikleri istifa dilekçelerinin işleme konulması ile sonlanmış olduğu, davacıların ortaklıktan ayrılmaları nedeni ile çıkma alacaklarını kooperatiften tahsil ettikleri ve kooperatifi “hiçbir hak ve alacaklarının” kalmamış olduğuna dair ibra etmiş oldukları gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından her bir davacı aleyhine ayrı ayrı vekalet ücreti verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kooperatifler hukukundan kaynaklanan davanın asliye ticaret mahkemesinde heyet halinde görülmesi gerekirken tek hakimle görülüp sonuçlandırıldığını, davacıların kooperatif üyeliğine kabul edilmelerinin diğer kooperatif üyeleri açısından hiçbir haksızlığa yol açmayacağını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, kooperatif üyelik tespiti istemine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Bölge Adliye Mahkemesince, AAÜT tarifesi gereğince, her bir davacı yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak her bir davacı sayısı kadar davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmiştir. Ancak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3/2 maddesinin amacı ve 27.06.1956 tarih, 1954/2 Esas, 1956/14 Karar sayılı Yargıtay İçtihatı Birleştirme kararının gerekçesi ve hakim olunan ilkeler birlikte dikkate alındığında birden fazla davacının birlikte dava açması ve tek vekille temsil edilmesi halinde davanın reddi sebebi ortak ise davacılar aleyhine tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir. (HGK 03.07.2013 gün, 2013/3-12-1012 Esas-Karar sayılı ilamı da aynı yöndedir)
Somut olayda da, aynı dava sebebine dayalı olarak birden fazla davacı adına tek vekil tarafından birlikte dava açıldığı ve davada aynı sebeple ret kararı verildiğinden, davalı lehine tek vekalet ücretine hükmedilmelidir.
Bu husus bozmayı gerektirir ise de; ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/2. maddesi hükmü uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 3 numaralı bendinin çıkarılarak yerine "Kendisini vekil ile temsil ettiren davalı yararına AAÜT gereğince takdir ve tespit edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalıya ödenmesine" ibaresinin yazılmasına, kararın değiştirilmiş bu haliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.02.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
- MUHALEFET ŞERHİ -
Dava, kooperatif üyeliğinin tespitine ilişkindir.
Davacılar birlikte dava açmışlardır.
Yargılama sonunda davaların reddine karar verilmiş, istinaf kanun yoluna başvurulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince davalı tarafın istinaf talebi kabul edilerek vekalet ücreti düzeltilerek yeniden hüküm kurulmuştur. Bu kararın temyizi üzerine Daire,davalı lehine tek vekalet ücreti verilmesi gerektiği düşüncesiyle kararı düzelterek onamıştır. Çoğunluk ile aramızda oluşan uyuşmazlık, somut olayda davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunup bulunmadığı, her bir davacı bakımından Davalı lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
Bilindiği üzere ihtiyari dava arkadaşlığı HMK'nın 57.vd. maddelerinde düzenlenmiştir.
İhtiyari dava arkadaşlığı
MADDE 57- (1) Birden çok kişi, aşağıdaki hâllerde birlikte dava açabilecekleri gibi aleyhlerine de birlikte dava açılabilir:
a) Davacılar veya davalılar arasında dava konusu olan hak veya borcun, elbirliği ile mülkiyet dışındaki bir sebeple ortak olması.
b) Ortak bir işlemle hepsinin yararına bir hak doğmuş olması veya kendilerinin bu şekilde yükümlülük altına girmeleri.
c) Davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması.
İhtiyari dava arkadaşlarının davadaki durumu
MADDE 58- (1) İhtiyari dava arkadaşlığında, davalar birbirinden bağımsızdır. Dava arkadaşlarından her biri, diğerinden bağımsız olarak hareket eder.
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 22.maddesi ise,
Seri davalarda ücret
MADDE 22- (1) İhtiyari dava arkadaşlığının bir türü olan seri davalar ister ayrı dava konusu yapılsın ister bir davada birleştirilsin toplamda on dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam avukatlık ücretine, toplamda elli dosyaya kadar açılan seri davalarda ilk on dosyadan sonra gelen her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %50’si oranında avukatlık ücretine, toplamda yüz dosyaya kadar açılan seri davalarda ilk elli dosyadan sonra gelen her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %40’ı oranında avukatlık ücretine, toplamda yüzden fazla açılan seri davalarda ilk yüz dosyadan sonra gelen her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %25’i oranında avukatlık ücretine hükmedilir. Duruşmalı işlerde bu şekilde avukatlık ücretine hükmedilmesi için dosyaya ilişkin tüm duruşmaların aynı gün aynı mahkemede yapılması gerekir. Şeklindedir.
Kanun metninden de açıkça anlaşılacağı üzere davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığının bulunduğu hususunda şüphe yoktur. Hal böyle olunca her bir davacının davasının birbirinden bağımsız olduğunu Yasa metni açıkça ifade etmiştir.
Her bir davacı ayrı bir dava açabilecekken birlikte dava açmalarının aleyhe sonuç doğurması beklenmemelidir. Davacıların her birinin ayrı dava açması halinde bu davaların birleştirilmesi mümkün olduğu gibi ayrı ayrı sonuçlandırılmaları da mümkündür. Her bir dosya ayrı sonuçlandığında, nasıl ki her dava bakımından yargılama giderleri ayrı hüküm altına alınacak ve yine yargılama giderlerinden olan vekalet ücretine de hükmedilecekse, bu davalar birleştiğinde de her davanın bağımsızlığını koruduğu ilkesi gereğince ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmelidir.
Taraf sayısının çokluğu veya azlığı, ancak Tarifenin 22.m.si kapsamında değerlendirilebilir.
Her bir davacı ayrı bir vekil tutup, ayrı bir dava açtığında nasıl ki vekalet ücreti takdirinden kaçınmak mümkün olmayacaksa, birlikte hareket ettiklerinde de lehlerine veya aleyhlerine ayrı ayrı vekalet ücreti takdiri gerekecektir.
Kooperatif üyeliği nedeniyle birlikte hareket eden davacıların bu davranışlarının kötü niyetli olduğunun kabulü de mümkün değildir. Zira Kanunun verdiği dava arkadaşlığı hakkının kullanılması kötü niyetli bir davranış olmayıp, aksine usul ekonomisi gereği, olması gereken bir davranıştır. Diğer yandan davalı aleyhine bir çok kişi tarafından dava açılmasında davalıya yüklenecek bir kusur veya isnat edilecek kötü niyet iddiası da mümkün değildir.
Sonuç itibariyle, her bir davacı açısından Av.Asg.Ücret Tarifesinin 22.maddesi de göz önünde bulundurularak ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi için kararın bozulması gerekirken Bölge Adliye Mahkemesinin direnme hakkı da elinden alınarak hükmü düzelterek onama yönünde oluşan sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum.