Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2024/95 K.2025/418
6. Hukuk Dairesi 2024/95 E. , 2025/418 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1172 E., 2023/1189 K.
Altıncı
İLK DERECE MAHKEMESİ : Silifke 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Tic. Mah. Sıf.)
SAYISI : 2016/287 E., 2017/276 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 10.02.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ...'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı yüklenici ile davalı arsa sahibi arasında 12.06.1996 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ve 11.03.2006 tarihli ek sözleşme imzalandığını, ek sözleşmenin 2/b maddesi uyarınca, inşaatın süresinde bitirilmemesi durumunda her bir daire için aylık 500 Dolar gecikme tazminatı ödenmesi hükmünün getirildiğini, davalının bu hükme dayalı olarak açtığı davada toplam 375.000,00 TL'nin davacıdan tahsiline karar verildiğini, bu miktar gecikme tazminatı tutarının davacının ekonomik olarak mahvına neden olacağını ileri sürerek, gecikme tazminatının tamamen ortadan kaldırılmasını mümkün olmaz ise tenkisini ve günün koşullarına uyarlanmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Silifke 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin verdiği kararın işbu dava bakımından kesin hüküm teşkil ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 14.11.2017 tarihli kararı ile; tenkis ve uyarlama isteminin ancak Silifke 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin verdiği karar sonrası döneme ilişkin olabileceği, fakat bu karar kapsamında arsa sahibinin nama ifaya izin talebi kabul edilmiş ve hüküm bu bakımdan bozma kapsamı dışında bırakılarak kesinleşmiş olduğundan davacının isteminde hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 14.11.2017 tarihli kararına karşı süresinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 11.07.2018 tarihli kararı ile Silifke 3. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyası kapsamında gecikme tazminatının kaldırılması ve tenkisi savunmasında bulunulduğu ve mahkemece gecikme tazminatına hükmedilmek suretiyle verilen kararın temyiz incelemesi neticesinde kesinleştiği belirtilerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 11.07.2018 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesince, gecikme tazminatının 818 sayılı TBK’nın 161/son maddesine göre tenkisi mümkün olmadığından davacının sair temyiz itirazlarının reddine, davacı talebinin Silifke Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/43 Esas sayılı dosyasında açılan davadan sonraki dönem için ve devam edecek gecikme tazminatı ile ilgili süre ve miktar yönünden uyarlama istemine ilişkin olduğu ve Silifke Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/43 Esas sayılı dosyasının açıldığı dönemle ilgili davacının gecikme tazminatının süre ve miktarı ile ilgili uyarlama talebi yönünden işin esasının incelenmesi gerektiği belirtilerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi 24.02.2022 tarihli kararı ile bozma ilamına uyulmasına ve kira tazminatının ilk davanın açıldığı tarih olan 07.12.2009 tarihinden ikinci davanın açıldığı tarih olan 16.06.2016 tarihine kadar hesaplanması-uyarlanması gerektiği belirtilerek, 11.03.2006 tarihli ek sözleşmedeki cezai şart düzenlemesinin iptali isteğinin reddine, 11.03.2006 tarihli ek sözleşmedeki cezai şartın uyarlanmasına, Silifke 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen 2013/43 Esas sayılı davasının açıldığı tarih olan 07.12.2009 tarihinden dava tarihi olan 16.06.2016 tarihine kadar 400.360,32 TL olarak uyarlanmasına karar verilmiştir.
VI. İKİNCİ BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 24.02.2022 tarihli kararının süresinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairemizce, davacının uyarlama talebinin, Silifke 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/43 Esas sayılı dava dosyasında hüküm altına alınmış olan döneme ilişkin olduğu, bozma ilamının maddi hataya dayalı gerekçesine itibar edilip, bahsi geçen davanın açıldığı döneme ilişkin olarak yapılan araştırma ve incelemeye dayalı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediği, bu durumda mahkemece; Silifke 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/43 Esas sayılı dosyasında hüküm altına alınıp kesinleşmiş olan gecikme tazminatına ilişkin olarak, uyarlama ve tenkis yapılıp yapılamayacağının tartışılması ile oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, 6100 sayılı HMK'nın 26. maddesine aykırı şekilde davacı talebi aşılmak suretiyle hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile işbu dosya davacısı olan yüklenici Kooperatifin, Silifke 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/43 Esas sayılı dosyası arasındaki cevap lahiyasında, gecikme tazminatının fahiş ve yüklenicinin yükümlülüklerini ağırlaştırdığını ileri sürmeyip, dilekçeler teatisi sonrasına tekabül eden 24.01.2013 ve 07.05.2013 tarihli bilirkişi raporlarına itiraz dilekçesinde ilk kez ek sözleşmede düzenlenen 500 Amerikan dolarının fahiş olduğu ve yüklenicinin durumunu ağırlaştırdığından bahisle Kooperatifi bağlamayacağını belirterek gabinin varlığından bahsettiği, ancak Silifke 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/43 Esas (bozma sonrası 2016/44 Esas) sayılı dava dosyasında gerek yerel Mahkemece karar gerekçesinde, gerekse de Yargıtay tarafından temyiz incelemesinde kooperatifin bu savunmasının dikkate alınmadığı ve gecikme tazminatının arsa sahibine düşen her bir daire için 500 Amerikan Doları olarak kabul edildiği ve kararın da bu şekilde kesinleştiği gözetildiğinde, bu aşamadan sonra yerel mahkemenin karar verdiği bu dönemi de kapsar şekilde yeniden uyarlama veya tenkis yapılması mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VII. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Kesin hükümden söz edebilmek için önceki dava ile yeni davanın konularının aynı olması gerektiğini, Silifke 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 2013/43 Esas sayılı dosyasında davacının müvekkilinden talep ettiği gecikme tazminatının uyarlanması konusunda bir hüküm verilmediğini, bu davada gecikme tazminatının uyarlanmasının talep edilmediğini, bu nedenle ret yönünde hüküm oluşturulmadığını,
b.Savunma yoluyla cezai şartın kaldırılmasının veya tenkisinin ileri sürülmüş olmasının mahkemeden bu konuda talepte bulunulduğu anlamına gelmeyeceğini beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan sözleşmenin uyarlanması ve hükmedilen tazminatın tenkisi istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VIII.SONUÇ
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Yargıtay duruşmasında vekili hazır bulunan davalı yararına takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin, davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.