Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2023/4297 K.2025/375

🏛️ 6. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/4297 📋 K. 2025/375 📅 06.02.2025

6. Hukuk Dairesi         2023/4297 E.  ,  2025/375 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/424 E., 2023/951 K.
DAVALILAR : 1-... 2-... vekili Avukat ...
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 9. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/227 E., 2022/758 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyize konu edilen kararda miktarının duruşma sınırının altında olduğu anlaşılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma isteğinin reddine, temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların aynı apartmanda oturduklarını, binanın eski olması nedeniyle yeniden inşaası için, davalılar dışındaki tüm kat maliklerinin, dava dışı bir şirketle 31.07.2013 tarihinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlediklerini, davalıların da aynı yüklenici şirket ile 30.12.2015 tarihinde sözleşme yaptıklarını ve tüm işlemler için vekalet verdiklerini, ancak inşaatın tamamlanmasını engellemek için her türlü girişimde bulunduklarını, haksız bir takım davalar açtıklarını, tapuya bizzat gelinmediği takdirde işlem yapılmamasına ilişkin kısıtlayıcı şerh koyduklarını ve yüklenici şirketi daha sonra vekaletten azlettiklerini, bu nedenlerle inşaatın yapımının geciktiğini, yüklenici şirket ile yapılan sözleşmede, kat irtifakının kurulamaması halinde gecikmeye neden olan arsa sahibinin her hafta için 2.500,00 USD cezai şart ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, davalıların söz konusu cezai şartı ödemekle yükümlü olduklarını ileri sürerek, davalı ...'in 27.11.2017 diğer davalı ...'in de 12.10.2018 tarihinden itibaren ihtarnamenin gönderilme tarihi olan 08.04.2019 tarihine kadar haftalık 2.500 USD olarak hesaplanacak şimdilik 30.000,00 TL cezai şartın ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacı ile müvekkilleri arasında sözleşme ilişkisi bulunmadığını, dava dışı yüklenicinin kat malikleri ile imzalanan sözleşmeye hiç bir şekilde uymadığını, kat irtifakı için tapuya başvuru yapmadığını, edimlerini süresinde yerine getirmemesi üzerine, müvekillerince tapuya şerh konulduğunu ve yüklenici şirketin vekaletten azledildiğini, imalatın sözleşmeye aykırı olduğunu, imar mevzuatına aykırılıklar nedeniyle inşaatın mühürlendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıların cezai şart ödemelerini gerektirir kasıtlı ve haksız bir eylemleri bulunmadığı ve kat irtifakı kurulmamasının sebebinin dava dışı yüklenici şirketten kaynaklandığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ve davalı tarafların aynı apartmanda oturan bağımsız bölüm malikleri olduğu, aralarında sözleşme ilişkisi bulunmadığı,binanın yeniden inşaası için dava dışı bir şirket ile ayrı ayrı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri imzaladıkları, taraflar arasında bir sözleşme ilişkisi bulunmadığından davacının dayanağı olan sözleşmenin 23. maddesi gereğince gecikme cezasından sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, yerel mahkemece davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını tekrarla diğer bir arsa sahibi tarafından aynı davalılara aynı sözleşmeye dayanılarak açılan davada Bölge Adliye Mahkemesince davalıların pasif husumeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, Bölge Adliye Mahkemesince aynı gerekçe ile iki farklı karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, eser sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkindir
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenen ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması halinde istinaf başvurusunun esastan reddine karar verebilecektir (HMK m. 353/1-b/1). Bölge Adliye Mahkemesi tarafından duruşma yapılmaksızın istinaf başvurusunun reddine karar verilebilmesi için dosyanın tekemmül etmiş bulunması, başka bir anlatımla, ilk derece mahkemesi tarafından toplanan delillere göre istinaf başvurusunda bulunan taraf ya da tarafların itirazının incelenip denetlenerek bir kanaate varılmasının mümkün bulunması zorunludur. Bir başka deyişle, ilk derece mahkemesi kararında hiçbir eksiklik veya yanlışlık olmadığı duruşma açılmaksızın anlaşılabilecek kadar açık ve netse, bu kapsamda bir değerlendirme yapılabilecektir. Ayrıca, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verilebilecektir. Diğer taraftan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b/3 bendi kapsamında delil olarak bir eksiklik tespit edilmesi ve bu eksikliğin duruşma yapılmadan tamamlanmasının mümkün olması halinde, bu eksikliğin giderilmesinden sonra ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygun olduğunun anlaşılması halinde de istinaf başvurusunun b/1 bendi kapsamında reddine karar verilebilecektir. İlk derece mahkemesince davalıların cezai şart ödemelerini gerektirir, kasıtlı ve haksız bir eylemleri bulunmadığı ve kat irtifakı kurulmamasının sebebinin dava dışı yüklenici şirketten kaynaklandığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmişken davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesi, davacı ve davalı tarafların aynı apartmanda oturan bağımsız bölüm malikleri olduğu, aralarında sözleşme ilişkisi bulunmadığı,binanın yeniden inşaası için dava dışı bir şirket ile ayrı ayrı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri imzaladıkları, taraflar arasında bir sözleşme ilişkisi bulunmadığından davacının dayanağı olan sözleşmenin 23. maddesi gereğince gecikme cezasından sorumlu tutulması mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HGK’nın 24.02.2010 tarihli 2010/1-86 Esas ve 2010/108 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; “...Yasa’nın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çekişmesiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir...”. Kararın gerekçesi ile hüküm sonucu çelişkili ise tarafları, adalete uygun karar verildiği ve yargılamanın adil yapıldığına ikna edebilecek, mantıksal tutarlılık taşıyan kanuna uygun verilip, yazılmış yasa yolu denetimine elverişli bir hüküm bulunduğundan söz edilemez.
Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılması Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair Anayasa ve Yasa hükümlerine aykırılık teşkil eder (Örnek; Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi 11.01.2017 Tarih 2016/4164 Esas 2017/118 Karar, 08.10.2019 Tarih, 2019/2679 Esas, 2019/3826 Karar). Belirtilen nedenlerle gerekçesi ile sonucu arasında çelişki yaratılmaksızın hüküm kurulmalıdır.
Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi karar gerekçesinde hata yapıldığı tespit edildiğine göre, HMK'nın 353/1-b/2. bendi gereğince gerekçeyi düzelterek yeniden esas hakkında karar vermesi gerekirken, HMK'nın 353/1-b/1 bendine istinaden "başvurunun esastan reddine" karar vermesi doğru olmamıştır. Bu nedenle, diğer temyiz itirazları incelenmeden hükmün açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.02.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi