Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2023/3534 K.2025/366
6. Hukuk Dairesi 2023/3534 E. , 2025/366 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/795 E., 2023/394 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 8. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/93 E., 2021/305 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalılar arasında hizmet sözleşmesi imzalandığını, davalı yüklenicilerin işçilerinin toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarının tahsili için dava açtıklarını, davada hüküm altına alınan alacakların müvekkili kurum tarafından icra dosyalarına ödendiğini, bu işçi alacaklarından davalı yüklenicilerin sorumlu olduğunu ileri sürerek 319.665,63 TL'nin ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı kurum ile müvekkili şirket arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi olmadığını, işçilerin başından itibaren asıl işveren kurumun işçileri olduğunu, davacı kurumun muvazaalı sözleşmeye dayanarak rücuen tazminat davası açamayacağını, davacı tarafından ihale ile müvekkili şirkete verilen işlerin davacı kurumun asıl işleri olduğunu, bu nedenle müvekkilinin alt işverenliği muvazaalı olduğunu, davacı kurumun en başından itibaren asıl işveren olduğunu, müvekkili şirketin toplu iş sözleşmesinin tarafı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan ücret farkı alacağına konu ödediği işçilik haklarından doğan bedelden davalı yüklenici şirketin dava dışı işçileri çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacağının kabulü gerektiği, bu nedenle talep edilen miktarın tamamının davalıdan rücu edilebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde ve ekleri şartnamelerde TİS ücretlerinden alt işverenlerin sorumlu olacağına dair bir madde olmadığını, müvekkili şirketin bahsi geçen Toplu İş Sözleşmeleri'nin herhangi bir şekilde tarafı olmadığını, müvekkili firma ile davacı asıl işveren arasındaki asıl işveren sözleşmesinin muvazaalı olduğunu, ÇSGB İş Teftiş Kurulu tarafından tespit edildiğini, bu rapordaki tespit ve değerlendirmelerin bağlayıcı olduğunu, dava dışı işçilerin başından beri davacının işçisi olup davacının tüm ücret ve sosyal haklarında tek başına sorumlu olup müvekkili firmaya rücu hakkı bulunmadığını, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinde TİS haricindeki işçilik alacaklarının tamamından yüklenicinin sorumlu olacağına dair bir düzenleme bulunmadığını beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan işçilik alacaklarının rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Davacı idare tarafından Konya Eğitim hastanesinde veri hazırlama ve tıbbi kayıt hizmetlerinin yerine getirilmesi için 2013/71950 no'lu ihale ile 01.11.2013-01.08.2016 dönemi için davalı şirket ile sözleşme imzalanmıştır.
4 Ocak 2002 tarihinde kabul edilerek 01.01.2003 tarihinde yürürlüğe giren Kamu İhale Kanunu'nun 62/e.2 maddesinde “personel çalıştırılmasına dayalı” hizmet alımları düzenlenmiş olup bu madde değişik tarihlerde yeniden düzenlenmiş en son 7079 sayılı Kanun ile 01.02.2018 tarihli düzenlemeden sonra;
“2) Bu bendin uygulanmasında personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı; bu Kanun ve diğer mevzuattaki hükümler uyarınca ihale konuşu işte çalıştırılacak personel sayısının ihale dokümanında belirlendiği, bu personelin çalışma saatlerinin tamamının idare için kullanıldığı, yaklaşık maliyetinin en az %70'lik kısmının asgari işçilik maliyeti ile varsa ayni yemek ve yol giderleri dahil işçilik giderinden oluştuğu ve niteliği gereği süreklilik arz eden işlere ilişkin hizmet alımlarını ifade eder. Mahalli idare veya şirketlerinin bütçelerinden yapılan, yıl boyunca devam eden, niteliği gereği süreklilik arz eden ve haftalık çalışma saatlerinin tamamının idare için kullanıldığı park ve bahçe bakım ve onarımı ile çöp toplama, cadde, sokak, meydan ve benzerlerinin temizlik işlerine ilişkin alımlar personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı olarak kabul edilir. Hizmet alım sözleşmesi kapsamında niteliği birbirinden farklı hizmet türlerinin bulunması halinde personel çalıştırılmasına dayalı olup olmama yönünden yapılacak değerlendirme her hizmet türü için ayrı ayrı yapılır. Danışmanlık hizmetleri, hastane bilgi yönetim sistemi hizmetleri ve çağrı merkezi hizmetlerine ilişkin alımlar personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı olarak kabul edilmez.
3) Kurum, hizmet alımının personel çalıştırılmasına dayalı olup olmadığı ya da niteliği itibarıyla bu sonucu doğurup doğurmadığı hususunda (2) numaralı alt bentte sayılan kriterleri ayrı ayrı ya da birlikte dikkate almak suretiyle usul ve esaslar belirlemeye yetkilidir.”hükmünü içermektedir.
Yine 5 Ocak 2002 tarihinde kabul edilip 01.01.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun 8. maddesine 6552 sayılı Kanun ile 10.9.2014 tarihinde eklenen Ek Fıkra ile “04/01/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ihale edilen işlerde, 22/05/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. nci maddesinde tanımlanan asıl işveren-alt işveren ilişkisi çerçevesinde alt işveren tarafından münhasıran bu Kanun kapsamına giren kamu kurum ve kuruluşlarına ait işyerlerinde çalıştırılan işçileri kapsayacak olan toplu iş sözleşmeleri; alt işverenin yetkilendirmesi kaydıyla merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin üyesi bulunduğu kamu işveren sendikalarından birisi tarafından 18/10/2012 tarihli ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu hükümlerine göre yürütülür ve sonuçlandırılır. Toplu iş sözleşmesinin kamu işveren sendikası tarafından bu fıkraya göre sonuçlandırılması hâlinde, belirlenen ücret ve sosyal haklardan kaynaklanan bedel artışı kadar idarece fiyat farkı ödenir. Kamu işveren sendikası tarafından yürütülmeyen ve sonuçlandırılmayan toplu iş sözleşmeleri için fiyat farkı ödenemez, 4857 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin yedinci fıkrası esas alınarak asıl işveren sıfatından dolayı ücret farkına hükmedilemez ve asıl işveren sıfatıyla sorumluluk yüklenemez. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin esas ve usuller, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın görüşü alınmak suretiyle Maliye Bakanlığı'nca belirlenir.”hükmü getirilmiştir.
4734 sayılı KİK'nin md 62/e göre bir işin “personel çalıştırılmasına dayalı hizmet işi” olabilmesi için 1-çalışacak personelin ihale dökümanında belirtilmesi, 2- Bu personelin çalışma saatlerinin tamamının idare için kullanılması 3-Yaklaşık maliyetinin en az %70'lik kısmının asgari işçilik maliyeti ile varsa ayni yemek ve yol giderleri dahil işçilik giderinden oluşması, 3-Niteliği gereği süreklilik arz etmesi gerekmektedir. Somut olayda işin taraflar arasındaki sözleşmenin “personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı” olduğu konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır.
4735 sayılı KİSK'nin md.8 Ek 3. fıkra hükmü ile kural olarak toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan ücret ve sosyal haklardan kaynaklanan bedel artışlarının fiyat farkı olarak yükleniciye ödenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Madde metninden anlaşılacağı üzere bu fiyat farkının ödenmesi için toplu iş sözleşmesinin “alt işverenin yetkilendirmesi kaydıyla merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin üyesi bulunduğu kamu işveren sendikalarından birisi tarafından”sonuçlandırılması gerekmekte olup aksi halde fiyat farklarının ödenmesi mümkün değildir.
Somut olayda, Yüksek Hakem Kurulu’nun 19.04.2013 tarihli, 2013/31 E., 2013/33 K. no'lu kararına göre en son toplu iş sözleşmesinin 01.01.2013-31.12.2014 tarihleri arasında uygulanmak üzere düzenlendiği, toplu iş sözleşmesinin işçi sendikası olan Sağlık-İş Sendikası ile önceki Yüklenici Makro-Med Ltd arasında yapıldığı, Makromed Tıbbi Teknik Makina ve Sağlık Malzemeleri Sanayi ve Dış Tic. Ltd. Şti. ile davacı arasındaki sözleşmenin 31.12.2013 tarihinde sonlanmasına rağmen bu Toplu İş Sözleşmesi'nin 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmeleri Kanunu'nun 37. maddesine göre sonraki yüklenici olan l-Tur Ltd. Şti. yönünden de bağlayıcı olduğunun kabulü gerekir. Ancak toplu iş sözleşmesinin düzenlendiği tarihte KİSK'in 8. maddesinin Ek 3. fıkrası yürürlükte olmadığından toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacakların bu maddeye göre incelenmesi de mümkün değildir. Bu nedenle uyuşmazlığın çözümlenmesinde taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre değerlendirme yapılması zorunludur.
Mahkemece yapılması gereken iş; yeni bir bilirkişiden alınacak rapor ile taraflar arasındaki sözleşmelerin tamamı getirilmek suretiyle bu sözleşmelerde işçilik ücretleri ile ilgili hükümler incelenerek bu maddelere göre davacı idarenin rücu edebileceği alacak bulunup bulunmadığının tespitinin yapılması, hükme esas alınan bilirkişi raporunda talep edilen alacakların hangi döneme ilişkin olduğunun belirlenmesi, bu dönem için yeni bir toplu iş sözleşmesinin düzenlenip düzenlenmediği, düzenlenmiş ise bu dönem ile ilgili yapılan sözleşmenin KİSK'in 8. Ek 3. fıkrada düzenlendiği şekilde yapılıp yapılmadığının incelenmesi, eğer bu maddede belirtildiği şekilde yetkili kamu işveren sendikası ile düzenlenmiş toplu iş sözleşmesi bulunması halinde, toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacakların bu sözleşmede belirtilen esaslara göre hesaplattırılıp, davacının alacaklı olup olmadığının saptanması, eğer yetkili bir kamu işveren sendikası ile yapılmış bir sözleşme yok ise dava konusu alacaklar için 6356 sayılı Kanun'un 36/2. maddesi de gözetilerek sözleşme kapsamında değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesinden ibrettir.
Açıklanan bu gerekçeye göre Bölge Adliye Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen kararın bozulması uygun bulunmuştur.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının davalı yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.02.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.