Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2024/2342 K.2025/322
6. Hukuk Dairesi 2024/2342 E. , 2025/322 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Finike 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekilince duruşmalı, davalı ... vekilince duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 04.02.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davalılardan ... vekili Avukat ... ile davacı ... vekili Avukat ... geldiler. Tebligata rağmen başka gelen olmadığı anlaşılmakla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... ile davalı ... ve dava dışı arasında 24.02.2016 tarihli tapulu taşınmazda ortaklık ve taahhüt sözleşmesi imzalandığını, sözleşme uyarınca dava konusu taşınmazdaki tadilat ve işletmeye hazır edilmesi amacıyla yapılacak işlemlerin teminatı olarak 280 metrakareye tekabül eden 2800/5721 oranındaki payın davalı ...'a temlik edildiğini, taraflar arasındaki ortaklık taahhüdü olarak 400.000 TL tapu malikine ödeyeceğini, bu bedelden 200.000 TL'nin tapuda hissedar olan dava dışı malik ödeneceğini, diğer 200.000 TL'nin ise tadilat ve diğer masraflardan (belediye ve maliye gibi her türlü gider) tapu malikine düşen pay oranında, yani 1/2 oranında taraflar arasında paylaşılacağını, ancak her halükarda nakit olarak tarafından 30.000 TL'nin müvekkiline ödeneceğini, taahhüt eden ortağın tadilat ve her türlü işleri ruhsat belgesi alındıktan sonra en geç 30.05.2016 tarihine kadar bitireceğini, ortaklığa konu taşınmaz 1.500.000 TL bedelle satıldığı takdirde ,bedelin ... ile arasında 1/2 oranında pay edileceğini,ün hiçbir vaadini yerine getirmediğini ve 30.05.2016 tarihi itibariyle işlemleri bitirerek, vermesi gereken nakit paraları gününde ödemediğini, dolayısıyla sözleşme hükümlerini kusurlu olarak yerine getirmemesi nedeniyle sözleşmenin feshini talep ettiklerini, sözleşmeye taraf olan diğer davalı ...'ın ise sözleşmenin teminatı olarak dava konusu müvekkiline ait taşınmazın 280 metrakareye tekabül eden 2800/5721 oranındaki payını tescil ve temlik almış olduğunu, davalı ...'ın davacıya ait hisseyi sözleşmeye konu işin teminatı olarak bedelsiz olarak inançlı temlik hükümleri doğrultusunda elinde bulundurduğunu, davalı tarafından tapunun diğer davalı ...'a devredildiğini, tapu devrinin mal kaçırmak amacıyla yapıldığını,daha sonra 06.04.2018 tarihinde inançlı temlik sözleşmesi başlıklı sözleşmenin davalı ..., dava dışı ve davacı arasında imzalandığını, davalı ...'in 24.02.2016 tarihli sözleşme sonrasında otel olarak çalışmakta olan binada tadilata başladığını ve otelin duvarlarının yıkılarak pencerelerinin söküldüğünü, tabanlarının kırıldığını ve otelin kullanılamaz hale geldiğini belirterek, diğer davalı ...'a devredilen mevkiinde kain, 1496 parsel sayılı 572,10 metrekarelik taşınmazda davalı ... adına kayıtlı 2800/5721 payın iptali ile davacı adına tesciline, fazlaya ilşkin hakları saklı kalmak kaydıyla sözleşme uyarınca tadilata başlanılıp kullanılamaz hale gelen bina nedeniyle binanın eski hale getirilmesi bedelinin ve binanın kullanılamaması nedeniyle tespit edilecek bedelin sözleşme tarihinden işleyecek faiziyle birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davacı ile 06.04.2018 tarihinde yapmış oldukları sözleşmeye göre davacı tarafın, sözleşmede belirtilen edimlerini yerine getirmediğini, bu sözleşmede iki tarafa da karşılıklı edimler yüklendiğini, davacının dava dilekçesinde tamamen 06.04.2018 tarihli sözleşmenin öncesi durumlara değindiğini, ancak son tarihli olan sözleşme hükümlerine değinilmediğini, hakkaniyet kuralları gereği son tarihli sözleşmenin esas olduğunu, 06.04.2018 tarihli sözleşmenin ilk paragrafında "... tapu kaydı üzerindeki şufa davasından doğan tedbirin kaldırılması ... tarafından sağlanacak olup, tapu devrinin ... tarafından ...'e tapudan tescili ... tarafından kabul ve taahhüt edilmiştir, tarafların 24.02.2016 tarihli sözleşme uyarınca herhangi bir talebi yoktur. Menfi ve müspet zarar talebi yoktur..." ibaresi yeraldığını, davacının öncelikle şufa davası açan hissedarı ile görüşeceğini ve bu davadan doğan tedbirin kaldırılmasını sağlayacağını ve akabinde kendisinin hukuki sorumluluğunun işlemeye başlayacağını, davacı, şufa davasından doğan tedbirin kaldırılmasını sağladığında, kendisinin de ... ile görüşüp tapunun davacıya devrini sağlayacağını, dava konusu tapu üzerinde tedbir varken kendisinin tapudan devir işlemlerini yaptırmasının mümkün olmadığını, davacının, sözleşmeden doğan edimini yerine getirmeksizin bu davayı açmış olmasının hakkaniyete ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu belirterek açılan davanın reddini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 24.02.2016 tarihli sözleşmenin 06.04.2018 tarihli sözleşmenin dayanağı olduğu, davalı ...'ın 24.02.2016 ve 06.04.2018 tarihli sözleşmelerin tarafı bulunduğu, sözleşme uyarınca edimini ifa etmediği, bu sebeple davacının zarara uğradığı, davalının diğer davalı ...'a taşınmazı kötü niyetle muvazalı olarak devrettiğinin sabit olduğu, kaldı ki Yargıtay kararları doğrultusunda tapu payı devredilmiş olsa dahi davalının edimini tamamen yerine getirmediği sürece ayni hakkı kazanmasının mümkün olmadığı, dolayısıyla diğer davalı ... iyiniyetli olsa dahi bu iddianın dinlenemeyeceği, bu sebeple taşınmaz hissesinin davacıya devri gerektiği, dava konusu hissenin halen davalı ...'ın adına kayıtlı olduğu, bilirkişi raporlarının denetime uygun hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu,davcının müspet zararını talep etme hakkının bulunduğu gerekçesiyle "açılan davanın kabulüne, eski 1496 parsel) sayılı taşınmazda ... adına kayıtlı 2800/5721 payın iptali ile davacı adına tesciline, 217.733,50 TL eski hale getirme, 726.360,00 TL yoksun kalınan gelir bedeli olan toplam 944.093,50 TL 'nin 30.05.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine," karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "Dava konusu taşınmazda 2800/5721 pay hali hazırda ... adına kayıtlıdır.Dava, eser sözleşmesine dayanılarak açılmıştır. Dosya kapsamında, tarafların beyanları, daha önce aynı mahkemede görülüp sonuçlanan dava dosyaları, istinaf aşamasındaki davalı ...'in yapılan devir işleminin gerçek bir satış olmadığı yönündeki beyan dilekçesi, tapu kayıtları, alınan bilirkişi raporları ve ek raporları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı ...'in sözleşme kapsamındaki edimlerini ifa etmemiş olduğu, taşınmazın davalı ...'ya muvazaalı olarak devredildiği, davaya konu taşınmaz hissesinin davacıya iadesinin gerektiği, eski hale getirme bedeli ile yoksun kalınan kar bedelinin de davalıdan tahsili gerektiği" gerekçesiyle, davalıların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde,
a. 06.04.2018 tarihli sözleşmenin ve o tarihte müvekkilinin yapmış olduğu 80.000,00 TL ödemenin hiç bir şekilde tartışılmadığını,
b.Taşınmaz üzerinde davacıdan kaynaklı dava dışı bir konuda devir edilemez şerhi bulunduğunu, bu şerh mevcutken devrin imkansız olduğunu, bu hususun kararda hiç bir şekilde mevzu bahis yapılmadığını,
c. Davalı ... dava konusun taşınmazın maliki olmamasına rağmen aleyhine tapu iptal tescil davası açılmasının ve akabinde kabul kararı verilebilmesinin mümkün olmadığını,
d.Davacının daha öncesinde tüm zararlardan açıkça ve koşulsuz olarak feragat ettiğini, bu hususun dikkate alınmadığını,
e.Davacının zarar noktasındaki taleplerinin de son derece haksız ve kötü niyetli olduğunu, sözleşme içeriğinde herhangi bir şarta bağlanmaksızın açık şekilde karşılıklı olarak tüm zarar kalemlerinden feragat edildiğini, üstelik bu feragat taşınmaz devrinden bağımsız olarak yapıldığını, beyan etmektedir.
2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde,
a. Mahkemenin adeta yine kendi kararı olan 2017/35 Esas-2018/352 Karar sayılı kararını geçersiz saydığını, hukuk usulunde bir mahkemenin başka bir mahkeme kararını geçersiz sayması veya iptal etmesinin söz konusu olmadığını
b.Davalı müvekkilinin, davacı ile davalı arasındaki ilişkiden ari olduğunu, nasıl, ne şekilde davacıyı zarara uğrattığı konusunda dosyaya herhangi delil sunulmadığını,gerekçeli kararda açıklama yapılmadığını beyan etmektedir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup, tapu iptali ve tescil ile binanın eski hale getirilmesi bedelinin ve kazanç kaybının tahsili istemine ilişkindir.
1.Bölge Adliye Mahkemesinin 29.02.2024 tarihli ek kararı ile davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin süreden reddine karar verilmiştir. Ek karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz istemi, davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin süre yönünden reddine yönelik Bölge Adliye Mahkemesinin 29.02.2024 tarihli ek kararına ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz dilekçesinin süresinden sonra verilmesi hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen karar, davalı ... vekiline 24.01.2024 tarihinde tebliğ edilmiş; temyiz dilekçesi ise yasal süre geçirildikten sonra 08.02.2024 tarihinde verilmiştir.
Temyiz dilekçesinin süre aşımı sebebiyle reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesince verilen ek karar yukarıda anılan Kanun hükümlerine uygun olduğundan davalı ... vekilinin temyiz isteminin reddi ile söz konusu ek kararın onanması gerekir.
2.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı ... vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. Davacı arsa sahibi ... 24.02.2016 tarihli adi yazılı "tapulu taşınmazda ortaklık ve taahhüt sözleşmesi" uyarınca dava konusu taşınmazdaki 2800/5721 payını davalı ...'a devretmiştir. Davalı ... tarafından da anılan arsa payı diğer davalı ...'a devredilmiştir.
Dava dilekçesinde sözleşme hükümlerinin kusurlu olarak davalı ... tarafından yerine getirilmediği ileri sürülerek diğer taleplerle birlikte sözleşmeye dayalı olarak devredilen tapu payının iadesi de istenmiştir. Davada sözleşme uyarınca verilen tapunun iadesi istenildiğine göre sözleşmenin feshedildiğinin kabulü gerekir. Dava dilekçesinde de sözleşme hükümlerinin kusurlu olarak yerine getirilmemesi nedeniyle sözleşmenin feshinin talep edildiği beyan edilmiştir. Sözleşme uyarınca verilen tapu payının iadesi istenilmek suretiyle sözleşme feshedilmiş olduğundan burada müspet zararın istenmesi mümkün değildir.
Müspet zarar; sözleşmenin hiç ya da gereği gibi yerine getirilmemesinden kaynaklanan zarardır. Başka bir anlatımla zarara uğrayanın mal varlığında sözleşme ifa edilseydi oluşacak artış, yani cebe girmesi gereken para müspet zarardır.Dairemizin uygulamalarına göre sözleşmede aksi kararlaştırılmamış ise fesih halinde müspet zararların istenmesi mümkün olmayıp somut olayda hüküm altına alınan"yoksun kalınan gelir (kar) bedeli" müspet zarar olup sözleşmede fesih halinde de isteneceğine dair hüküm bulunmamaktadır.Bu durumda, mahkemece bu talebin reddi gerekirken, kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, İlk Derece Mahkemesi kararı ile bu karara karşı istinaf isteminin reddi kararı usul ve yasaya aykırı görülmüştür.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Yukarıda 1. paragrafta açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesince verilen 29.02.2024 tarihli ek
kararın ONANMASINA,
2.Yukarıda 2. paragrafta açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının
reddine, 3. paragrafta açıklanan nedenlerle kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına
karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN
KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin de kararı veren Bölge
Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Davalı ... Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunduğundan 28.000,00 TL duruşma vekalet
ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı ...'a iadesine,
Aşağıda yazılı harcın temyiz eden davalı ...'dan alınmasına,
04.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.