Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2023/4120 K.2025/299

🏛️ 6. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/4120 📋 K. 2025/299 📅 03.02.2025

6. Hukuk Dairesi         2023/4120 E.  ,  2025/299 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2280 E., 2023/2493 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret
SAYISI : 2022/109 E., 2023/384 K.
1-Davacı vekili; davacı yüklenicinin, davalı iş sahibi ile imzaladığı 25.05.2018 tarihli taş duvar ve kutu menfez inşaatı yapımı sözleşmesi gereği edimlerini süresi içinde sözleşmeye uygun olarak yerine getirdiğini, kesin kabullerin de yapılmış olmasına rağmen hak edişinin ödenmediğini, bu sebeple davalı aleyhine icra takibi başlattığını, davalının haksız itirazı sebebiyle icra takibinin durduğunu, itirazın iptali ile alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
2-Davalı vekili; davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, alacağın zamanaşımına uğradığını, davacı tarafından yapılacak taş duvar ve inşaatı menfez yapım işine ilişkin sözleşmenin gereği gibi yerine getirilmediğini, eksik imalat yaptığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmeden kaynaklı edimler yerine getirilmediğinden davacı tarafın müvekkili kurumdan alacağının olmadığını, davacının işinin bitiminden sonra alacaklarının tahsili için davalıya yazılı olarak başvuru yapmadığını ve temerrüde düşürmediğini, bu sebeple davanın reddini talep etmiştir.
3-İlk Derece Mahkemesince; taraflar arasında imzalanan inşaat yapım sözleşmesinden kaynaklanan alacak için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin davada, davacının edimini sözleşme gereği yerine getirdiğinin dosya arasına alınan geçici ve kesin kabule ilişkin tutanaklar ve dosya kapsamı ile sabit olduğu, buna karşı yapılan iş nedeniyle davalının, davacıya bir kısım ödemelerde bulunmuşsa da hak edişin tamamının ödenmediğinin bilirkişi raporu ile tespit edildiği, ödeme emrinde talep edilen miktar yönünden 6100 sayılı HMK'nın 26. maddesi uyarınca taleple bağlıklık ilkesi gereği davanın kısmen kabulü ile davalı tarafından Amasya İcra Müdürlüğü’nün 2021/10445 Esas sayılı dosyası kapsamında ödeme emrine yaptığı itirazının kısmen iptaline, takibin 2.229.810,09 TL asıl alacak ve 710.917,53 TL işlemiş faizi ile birlikte sabit olan toplamda 2.940.727,62 TL üzerinden devamına, asıl alacak olan 2.229.810,09 TL'ye icra takip tarihi olan 22.11.2021 tarihinden tahsil tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, takibe konu alacak likit olduğundan 2.229.810,09 TL TL asıl alacak üzerinden hesaplanan %20 oranındaki 445.962,01 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
4-İlk Derece Mahkemesinin bu kararına karşı davalı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
5-Bu karara karşı süresinde davalı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davalı istinaf dilekçesinde 5. bent olarak işin yapıldığını kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı taraf bir ücrete hak kazandığını iddia etmiş ise de müvekkili idareye bu yönde ödeme yapılmasına dair bir başvuruda bulunmadığını, ücrete hak kazandığını iddia eden tarafın ücretin ödenmesi amacıyla yazılı olarak başvuruda bulunmak zorunda olduğunu, bu sebeple dahi davacının davasının reddi gerekmekte iken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olmasını kabul etmediklerini bildirmiş olup, aynı husus temyiz dilekçesinde de temyiz nedeni olarak bildirilmiştir. İstinaf dilekçesinde de belirtilmiş olan bu temyiz nedeni kapsamında işlemiş faiz alacağı yönünden de alacak miktarına ilişkin kurulan hükmün yerinde olup olmadığının incelenmesi gerekir.
Temerrüt faizi başlangıç tarihi yönünden; muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş (kesin vade bulunması) veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; borçlu temerrüde düşmüş olur (TBK 117. madde). Kesin vade olmadığı gibi temerrüde düşüren ihtarname de çekilmeden icra takibi yapılmış ise takip tarihinde temerrüt gerçekleşir (11.12.1957 tarih 17/29 sayılı İBK). Temerrüde esas icra takibi de bulunmuyorsa dava tarihinde temerrüt gerçekleşir.
Kesin vadeden söz edilebilmesi için taraflarca kararlaştırılan ifa gününün takvime bakıldığında tarih olarak açıkça belirli olması veya kesin olarak hesaplanabilir olması gerekir. Sözleşmede hakedişlerin hangi aylarda ve tarihlerde düzenleneceği açıkça belirtilmediğinden, belirli olmayan hakediş tanzim tarihleri başlangıç alınarak belirlenen ödeme süresi de kesin vade sayılamaz. Sözleşmede kararlaştırılan süre, borcun ifa edileceği günü (kesin vadeyi) değil, borcun muaccel (istenebilir) hale geldiğini gösterir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin 11. maddesinde ödeme yeri ve şartları düzenlenmiş olup, 11.1. maddede yüklenicinin hakedişinin Muhasebe ve Mali Hizmetler Müdürlüğü tarafından ödeneceği, hakedişe müteakip belediyenin mali durumuna göre en fazla 5 taksitte ödeneceği, 11.2. maddede ise hakediş raporlarının kanuni kesintiler de yapılarak her ayın ilk beş günü içinde düzenleneceği, idarece onaylandıktan sonra otuz gün içinde tahakkuka bağlanarak onbeş gün içinde ödeneceği hükmü bulunmaktadır. Bu hüküm takvim olarak belli bir tarihi göstermediğinden belirtilen ödeme tarihi kesin vade niteliğinde değildir.
Davacı alacaklı icra takibinde TTK 1530. madde kapsamında temerrüt faizi talep etmiş ise de hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalının tacir olmadığı ve 1530. madde kapsamında temerrüt faizi istenemeyeceği, ancak yasal faiz istenebileceği kabul edilmiş, ancak sözleşmedeki hakedişlerin ödenme tarihine ilişkin 11. madde hükmü esas alınarak temerrüt faizi hesabı yapılmış, mahkemece de bu rapor esas alınarak hüküm kurulmuştur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 1530. madde hükmü tacirler arası mal ve hizmet tedarikinde uygulanacak faize ilişkin olup, davalı tacir olmadığından bu hükmün uygulanamayacağı kabul edilerek karar verilmiş olması yerinde ise de sözleşmenin 11. maddesindeki hüküm kesin vade niteliğinde olmadığı gibi borçlunun takipten önce temerrüde düşürüldüğüne dair bir ihtarname de sunulmadığı ve borçlu temerrüdü takip tarihinde gerçekleştiği halde kesin vade varmış gibi temerrüt faizi hesabı yapılması yerinde değildir. Mahkemece borçlu temerrüdünün takip tarihinde gerçekleştiği kabul edilerek takip tarihinden öncesi için işlemiş temerrüt faizine ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işlemiş faiz yönünden de itirazın iptaline karar verilmesi doğru olmamış, karar bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, İlk Derece Mahkemesi kararı ile bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle HMK'nın 373/1. maddesi gereğince Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi kararı KALDIRILARAK; Amasya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 20.06.2023 tarihli, 2022/109 Esas, 2023/384 Karar sayılı kararın BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi gönderilmesine, 03.02.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.