Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/3464 K.2025/5033

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/3464 📋 K. 2025/5033 📅 26.11.2025

7. Hukuk Dairesi         2025/3464 E.  ,  2025/5033 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/3091 E., 2024/734 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Küçükçekmece 10. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/25 E., 2022/248 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacılar birleştirilen davada davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde; davaya konu vasiyetnamenin davalı tarafından murise yapılan baskı sonucunda düzenlendiğini, davalı tarafça murisin sürekli terk edilmekle tehdit edildiğini, vasiyetname düzenlenme sırasında 85 yaşında olan murisin baskıya açık olduğunu ileri sürerek vasiyetnamenin iptalini, bu talebin kabul edilmemesi hâlinde saklı paylarının tenkisini talep etmiştir.
2.Birleştirilen davada davacı ... vekili; vasiyetnamenin usulüne uygun düzenlendiğini ileri sürerek vasiyetnamenin tenfizini, vasiyetnameye konu taşınmazın davacı adına tescilini, mümkün olmaması hâlinde taşınmazın değeri olan 129.448,00 TL'nin her mirasçı için 3'e bölünerek her bir davalıdan 48.543,00 TL'nin dava tarihinden itibaren faiziyle alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1. Asıl davada davalı cevap dilekçesinde; murise baskı yapılmadığını, bu nedenle vasiyetnamenin iptali talebinin yersiz olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Birleştirilen davada davalılar vekili cevap dilekçesinde; vasiyetnamenin iptali davası ile tenfiz davasının birleştirme talebinin usule aykırı olduğunu, vasiyetnamenin baskı altında düzenlendiğini, vasiyetnamenin iptali veya tenkisine karar verilmesi hâlinde davanın konusuz kalacağını, vasiyetnamenin henüz kesinleşmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl dava yönünden; vasiyetnamenin usulüne uygun bir şekilde mirasbırakanın ölümünden 2 yıl öncesinde yapıldığı, noterde yapılan işlemde sağlık durumunun iyi olduğunun tespit edildiği, vasiyetnamenin iptalini gerektirir bir delile rastlanmadığı gerekçesiyle vasiyetnamenin iptali talebinin reddine, terditli tenkis talepleri yönünden ise alınan hesap raporu uyarınca 19.550,00 TL'nin davacı, birleştirilen davada davalılara ödenmesine karar verildiği, birleştirilen davada ise; vasiyetnamenin tenfizinin istendiği, vasiyetnamenin usulüne uygun biçimde açılıp okunmasına dair kararın kesinleştiğinden vasiyetnamenin tenfizi taleplerinin kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafça vasiyetnamenin baskı, korku ve zorlamayla yapıldığı, murisin iradesinin bu yönde sakatlandığı hususundaki iddiaların kanıtlanamadığı, tenkis talebi yönünden temlik içi ve temlik dışı tereke belirlendiği, ölüm tarihi itibariyle değerleri tasarruf nisabının tespiti ile davacıların saklı payının tespit edildiği, uyuşmazlığın niteliğine uygun araştırma ve incelemelerin yapılmış olduğu, birleştirilen davada ise vasiyetname iptal edilmediğine göre vasiyetnamenin tenfizine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı yön bulunmadığı gerekçesiyle asıl davada davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davacı birleştirilen davada davalılar vekilleri temyiz dilekçelerinde; asıl dosyada tanıklarının tümünün dinlenmediğini, murisin fiil ehliyeti yönünden Adli Tıp Kurumundan rapor alınmadığını, dinlenen tanıklarla muris tarafından baskı ve korku altında vasiyetnamenin düzenlendiğinin kanıtlandığını, tenkis hesabında kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığı ve taşınmazın değerinin yüksek olduğu dikkate alınmaksızın hesaplama yapıldığını, tenkis yönünden verilen depo kararının hatalı olduğunu, kararın kesinleşmesi ile ödenmesi durumunda paranın değer kaybedeceğini, birleştirilen davada tanıklarının dinlenmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemişlerdir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, asıl davada vasiyetnamenin yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapıldığı iddiasıyla vasiyetnamenin iptali, terditli tenkis; birleştirilen davada vasiyetnamenin tenfizi istemlerine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Hukuki dinlenilme hakkı” başlıklı 27. maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup bu hak yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Buna göre Mahkemece, iki tarafa eşit şekilde hukuki dinlenilme hakkı tanınarak hüküm verilmelidir. Taraflara hukuki dinlenilme hakkı verilmesi anayasal bir haktır. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 36. maddesine göre teminat altına alınan iddia ve savunma hakkı ile adil yargılanma hakkı, hukuki dinlenilme hakkını da içermektedir. Yine İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nde de hukuki dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukuki dinlenilme hakkı, iddia ve savunma hakkı kavramına göre daha geniş ve üst bir kavramdır.
Hukuki dinlenilme hakkı, medeni usul hukukunun da amacı olan hakikatin, maddi gerçeğin tespitini amaçlar. Uyuşmazlık konusu maddi vakıaların tam olarak aydınlanabilmesi, taraflara hukuki dinlenilme hakkının sağlanmasıyla olur. Hâkim her iki tarafın açıklamaları ve gösterdikleri delillerden sonra daha doğru karar verebilir. Açıklama hakkının iddiada bulunma kısmına sadece vakıalar ve iddialar ileri sürmek değil, delil göstermek de dâhildir. İleri sürülen ve tarafların uyuşmazlık içinde bulunduğu vakıalarla ilgili mahkemeye delil sunulmalı ve bu iddialar delil ile ispat edilmeye çalışılmalıdır. Bu nedenle delil gösterme hakkı eğer hukuki dinlenilme hakkı içinde olmasa idi, bu hakkın bir anlamı olmazdı. Delil gösterme hakkı, hukuki dinlenilme hakkının tâbii bir sonucu olduğuna göre, eğer mahkeme önemli delilleri incelemeksizin karar verirse, bu temel hak ihlâl edilmiş olur. Hukuki dinlenilme hakkının yerine getirilmiş olması için, bu hakkın ancak belli delillerle yapılması konusunda bir sınırlama getirmemektedir. Bu deliller kesin deliller olabileceği gibi, takdiri deliller de olabilir. Ancak gösterilen delilin incelenmemesi veya delil gösterme talebinin reddi hukuki dinlenilme hakkının ihlâlidir. (Hakan Pekcanıtez, Hukuki Dinlenilme Hakkı, Prof. Dr. Seyfullah Edis’e Armağan, İzmir, 2000, s.755, 764, 777, 778).
Hukuki dinlenilme hakkının unsurlarından biri de açıklama ve ispat hakkıdır. Taraflar, yargılamayla ilgili açıklamada bulunma, bu çerçevede iddia ve savunmalarını ileri sürme ve ispat etme hakkına sahiptirler. Her iki taraf da bu haktan eşit şekilde yararlanırlar. Bu durum "silahların eşitliği ilkesi" olarak da ifade edilmektedir.
Bu genel açıklamalardan sonra somut olay incelendiğinde; birleştirilen davada davalı vekili tarafından cevap dilekçesinde tanık deliline dayanıldığı ve süresi içerisinde sunulan delil dilekçesinde tanıkların isimlerinin açıkça bildirildiği, fakat Mahkemece birleştirilen davada davalı tarafın tanıklarının dinlenmediği görülmüştür. Her ne kadar asıl davada tarafların tanıkları dinlenmiş ise de, asıl davadan bağımsız olan birleştirilen davada davalı tarafça farklı tanıkların isimleri bildirilmiş olup bu tanıkların dinlenmemesi hukuki dinlenilme hakkına aykırılık oluşturmuş, kararın bu gerekçelerle bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma nedenine göre asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince değinilen hususlar gözetilmeden yazılı şekilde karar verildiğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Yukarıda açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma nedenine göre asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.