Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/4837 K.2025/5020

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/4837 📋 K. 2025/5020 📅 26.11.2025

7. Hukuk Dairesi         2025/4837 E.  ,  2025/5020 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/337 E., 2025/230 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalı Hazine vekili ve davalı Bursa Su ve Kanalizasyon İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar dava dilekçesinde; murisleri ...'nın 14.03.2013 tarihinde vefat ettiğini, terekesinin borca batık olduğunu, murisin başkaca malvarlığının olmadığını belirterek mirasın hükmen reddine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
II. CEVAP
1. Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; muris hakkında telefon faturası nedeniyle doğan borcun tahsili için takip yapılmış ise de; 02.07.2010 tarihinde kurum veznesine 337,90 TL muris tarafından ödeme yapılarak dosyanın kapatıldığını, müvekkili yönünden davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
2. Bir kısım davalılar vekilleri cevap dilekçesinde; davalılara ait alacağın murisin vefatından önce kesinleştiğini, mirasçıların kabul anlamına gelen davranışlarda bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 15.03.2016 tarihli ve 2014/313 Esas, 2016/172 Karar sayılı kararıyla "davanın kabulüne, muris ...'nın terekesinin davacılar tarafından hükmen reddedildiğinin tespiti ile reddin tesciline" karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 15.03.2016 tarihli kararına karşı süresi içinde bir kısım davalılar vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 09.12.2020 tarihli ve 2016/18754 Esas, 2020/8249 Karar sayılı ilâmı ile "Mahkemece murisin taşınmaz kaydı olup olmadığı ilgili Tapu Müdürlüklerinden sorulmuş ise de; ölüm tarihi itibariyle bu araştırma yapılmamış, ayrıca ölüm tarihi itibariyle murise ait taşınır kaydı bulunup bulunmadığı araştırılmamıştır. Öte yandan hükmün gerekçe bölümünde murisin şirket hissedarı olması nedeniyle Gelir İdaresi Başkanlığına vergi borcu olduğu belirtilmiş; murise ait alacağın bulunup bulunmadığının tespiti açısından murisin şirket ortağı olup olmadığı ve ölüm tarihi itibariyle bu ortaklıktan bir alacağının doğup doğmadığı tespit edilmemiştir. Yapılan araştırmalar sonucu terekenin aktifinin pasifini karşılayamadığı tespit edilse dahi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 610/2 hükmüne göre terekeyi sahiplenen mirasçıların mirası reddetme hakkı bulunmadığından davacı mirasçıların mirası kabul anlamına gelen davranışlarda bulunup bulunmadıkları da araştırılmalıdır. Terekenin ve davacının durumu net olarak tespit edildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmelidir. Buna göre Ziraat Bankası'na ait cevabi yazının ekinde bulunan hesap hareketlerine göre 29.03.2013 tarihi itibariyle 17.058,94 TL hesapta alacak kaydı bulunduğu vefat sonucu hesabın kapatıldığı, 27.03.2013 tarihinde de ATM'den para çekildiği belirtilmiştir. Ancak bu işlemlerin kim tarafından yapıldığı ve akibeti saptanmamıştır. Hâl böyle olunca yukarıda belirtilen hususlarda yeterli araştırma yapılmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.” gerekçesiyle bozulmuştur.
3. Mahkemenin 25.01.2022 tarihli ve 2021/103 Esas, 2022/28 Karar sayılı kararıyla; "davacılar tarafından muris ile ilgili veraset ve intikal beyannamesi verildiği ve Ziraat Bankasında bulunan 4.781,52 TL paranın mirasçılar tarafından çekildiği, davacı mirasçıların mirası kabul anlamına gelen davranışlarda bulunduğu" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir.
3. Dairemizin 21.12.2022 tarihli ve 2022/4844 Esas, 2022/7642 Karar sayılı ilâmında“... ... Bankası A.Ş. ... Şubesinin....Vergi Dairesine gönderdiği 02.04.2013 tarihli yazısında, murisin kullanmış olduğu tüketici kredisinin .... Sigorta Şirketinden gelen 22.050,00 TL tazminat ile kapatılmış olduğu, kalan 4.781,52 TL'nin varislere ödenmek üzere emanet hesabında tutulduğu bildirilmiş olup; murisin kullandığı kredi nedeniyle sigorta tazminatından mirasçılara ödeme yapıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece öncelikle murisin sağlığında kullanmış olduğu tüketici kredisi nedeniyle tanzim edilen sigortaya ait poliçe örneği ve dayanak diğer belgelerin getirtilerek, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin 4721 sayılı Kanun'un 610. maddesi anlamında terekeye ait olup olmadığı yahut poliçenin teminat altına aldığı kredi borcu ödendikten sonra artan tutarın hak sahibi mirasçılara ait olup olmayacağı değerlendirilmek suretiyle hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacılar tarafından terekenin benimsenip benimsenmediğinin araştırılmadığını, eksik araştırma ile karar verildiğini belirterek hükmün bozulmasını istemiştir.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacılar tarafından terekenin benimsenip benimsenmediğinin araştırılmadığını, eksik araştırma ile karar verildiğini, terekenin borca batık olup olmadığı hususunda açıklama yapılmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre temyiz eden davalı Hazine vekili ve davalı ... vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 605/2 hükmü gereğince açılan mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir. Ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise miras reddedilmiş sayılır (TMK m. 605/2). Mirasçılar 4721 sayılı Kanun'un 610. maddesinde yazılı aykırılık da bulunmadıkça yani zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça her zaman murisin ödemeden aczinin tespitini isteyebilir.
4721 sayılı Kanun'un 612. maddesi "en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan mirasın sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edileceğini, tasfiye sonunda arta kalan bir değer varsa bunun mirasını reddetmemişler gibi hak sahiplerine verileceğini" öngörmektedir.
Mahkemece mirasın hükmen reddine karar verilmesi hâlinde ise mirasın en yakın yasal mirasçılar tarafından reddedildiği dikkate alındığında 4721 sayılı Kanun'un 612. maddesi gereğince terekenin sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilmesine dair hüküm kurulması hususunun eksik bırakılması doğru görülmemiş ve bu husus kararın bozulmasını gerektirmiş ise de yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438/7 hükmü gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
1. Yukarıda V.B.1. numaralı bentte açıklanan nedenlerle;
Temyiz eden davalı Hazine vekili ve davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,
2. Yukarıda V.B.2. numaralı bentte açıklanan nedenlerle;
Temyiz eden davalı Hazine vekili ve davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, hükmün 1. bendinden sonra gelmek üzere “Terekenin Sulh Mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilmesine" kelimelerinin yazılmak suretiyle ve düzeltilmesine, hükmün DÜZELTİLMİŞ ve DEĞİŞTİRİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalı ...'ye iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
26.11.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.