Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/1190 K.2025/4987

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/1190 📋 K. 2025/4987 📅 25.11.2025

7. Hukuk Dairesi         2025/1190 E.  ,  2025/4987 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2386 E., 2025/100 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/688 E., 2024/734 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile müvekkilinin boşandığını, kararın 29.05.2023 tarihinde kesinleştiğini, davalının davacıya ait taşınmazda oturmaya devam ettiğini, tarafların 26.05.2023 tarihinde aralarında sözleşme yaptıklarını ve davalının taşınmazı en geç 01.08.2023 tarihine kadar boşaltacağını beyan ve taahüt ettiğini ancak halen haksız ve kötüniyetli olarak oturmaya devam ettiğini belirterek el atmanın önlenmesi ve ecrimisil talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davanın devam ettiğini, her ne kadar protokolde davalının taşınmazı 01.08.2023 tarihinde tahliye edeceği kararlaştırılmış ise de esasen, tarafların karşılıklı iradeleri ile davalının ağustos ayı sonuna kadar oturacağının da kararlaştırıldığını, davalının hem kiralık ev aradığını hem de bu rızaya istinaden ağustos ayı sonuna kadar taşınmazda oturduğunu, davacının daha davalı evi tahliye etmeden evin aboneliklerini kapattığını ve yalnız yaşayan, hasta ve yaşlı olan davalıyı adeta ölüme terk ettiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın el atma yönünden konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil yönünden kabulüne, 7.622,90 TL'nin taleple bağlı kalınarak ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında yapılan yazılı sözleşmede davalının taşınmazı 01.08.2023 tarihinde tahliye edeceğinin kararlaştırıldığı, davalının taşınmazı dava tarihinden sonra tahliye ettiğinin taraflar arasında ihtilaflı olmadığı, davanın el atmanın önlenmesi talebi ile ilgili olarak duruşma yapılmadan önce konusuz kaldığı, sözleşmede taşınmazın tahliye edileceği belirtilen tarihten sonrası için davalının taşınmazda bulunması konusunda davacının rızası bulunduğunun davalı tarafından ispat edilemediği, tahliyenin taahhüt edildiği tarih ile dava tarihi arasındaki dönem için davalının haksız işgalci durumunda olduğu, kendisini vekil ile temsil ettiren davacı yararına karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir edilen vekalet ücreti miktarında fazlalık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, boşanma sonrası yapılan protokolle müvekkilinin evlilik süresince oturduğu müşterek hanede 2023 yılı Ağustos ayına kadar oturacağının kararlaştırıldığını, müvekkilinin ev bulma sürecinin uzadığını, davacı tarafa bu durumu bildirdiğini, davacı tarafın da ev bulma sürecinde müvekkilinin oturmasına rıza göstereceğini bildirdiğini, rızanın davacı tarafça geri alınmadığını, müvekkili aleyhine müdahalenin men'i yönünden vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
I- 492 sayılı Harçlar Kanununun:
1- “Değer esası” kenar başlıklı 16. maddesinin birinci ve ikinci fıkrasına göre; Değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1) sayılı tarifede yazılı değerler esastır. Müdahelenin men'i tescil ve tapu kayıt iptali gibi gayrimenkulün aynına taallük eden davalarda gayrimenkulün değeri nazara alınır.
Gayrimenkulün aynına taallük eden davalarda ecrimisil ve tazminat gibi taleplerde de bulunulduğu takdirde harç, gayrimenkulün değeri ile talep olunan tazminat ve ecrimisil tutarı üzerinden alınır.
2- “Tahliye davalarında değer” kenar başlıklı 17. maddesine göre, gayrimenkulün tahliyesi davalarında, yazılı mukavele olsun veya olmasın bir yıllık kira bedeli üzerinden karar ve ilam harcı alınır.
II- Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 9. maddesine göre; avukatlık ücretinin, tahliye davalarında bir yıllık kira bedeli tutarı üzerinden hesaplanacaktır.
Kira sözleşmesinden kaynaklanan davalarda, davacı kirayı verenin, davalının taşınmazdan tahliyesini talep ettiği davalarda, dava konusu taşınmazın mülkiyeti ihtilaflı olmadığından taşınmazı değeri üzerinden değil, 17. madde uyarınca bir yıllık kira bedeli üzerinden harç ve vekalet ücretinin hesaplanması gerekmektedir.
Davacı vekili 31.08.2023 tarihli dava dilekçesiyle; davalının, müvekkilinin eski eşi olduğunu, tarafların Konya 6. Aile Mahkemesinin 2021/ 380 E.- 2023/ 337 K. sayılı dosyası ile boşandıklarını ve boşanma kararının 29.05.2023 tarihinde kesinleştiğini; davalının boşanma davası aşamasında ve sonrasında mülkiyeti müvekkiline ait olan ... Mah. ... Sok. No:2 /4 ... adresinde bulunan taşınmazda oturmaya devam ettiğini; tarafların 26.05.2023 tarihinde aralarında sözleşme yaptıklarını, davalı tarafın taşınmazı en geç 01.08.2023 tarihine kadar boşaltacağını beyan ve taahhüt ettiğini, ancak halen haksız ve kötü niyetli olarak oturmaya devam etiğini belirterek, tapu kaydına göre Konya, ...., ..... Mahalle, 5692 ada, 666 parsel, 5 Nolu bağımsız bölümdeki davalının haksız ve kötü niyetli işgalinin önlenmesini ve taşınmazdan tahliyesini talep etmiştir.
Davalının, dava konusu yeri başlangıçta evlilik birliğine dayanarak davacıyla birlikte oturdukları, boşanma davası kesinleşmeden önce tarafların taşınmazın 01.08.2023 tarihinde tahliye edileceğine yönelik 26.05.2023 tarihinde aralarında sözleşme yaptıkları davacının kabulündedir. Bu duruma göre, davalının dava konusu taşınmazda haksız ve kötü niyetli işgalci olduğu söylenemez. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın mülkiyet ihtilafı olduğu da söylenemez. Uyuşmazlık, taraflar arasında yapılan 26.05.2023 tarihli sözleşmeye rağmen davalının 01.08.2023 tarihinde taşınmazı tahliye edip etmediği, tahliye etmemiş ise tahliye ve ecrimisil kararı verip verilemeyeceği ile sınırlı bir uyuşmalıktır.
Başka bir ifadeyle, taşınmazın mülkiyetinden (aynından) kaynaklanan bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Yapılan yargılamada taşınmazın kime ait olduğu hususu tartışma konusu olmadığı gibi mahkemece mülkiyete ilişkin bir karar da verilmiş değildir.
Davalının dava konusu bağımsız bölümü geç de olsa tahliye ettiği ve mahkemece bu taleple ilgili karar verilmesine yer olmadığı kararı verildiği; davalının 31.08.2023 tarihinde taşınmazı tahliye etmesi nedeniyle, davacının 1.8.2023 – 31.8.2023 tarihleri için ecrimisil talep etmeye hakkı bulunduğu kabul edilerek 7.622,90-TL’nin davacıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Gerek doktrinde, gerek uygulamada kötüniyetli haksız zilyedin eşyayı bizzat kullanma karşılığı ödeyeceği tazminata ecrimisil adı verilmektedir. Bu davada, davalının dava konusu bağımsız bölümü haksız olarak kullandığı davacı tarafından iddia edilerek tazminat (ecrimisil) ile birlikte taşınmazdan tahliyesi talep edilmektedir. Ecrimisil konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilebilmesi için davalı zilyetliğinin haksız olduğunun davacı tarafından ispatlanması gerekir.
Dosya kapsamına göre, davalı dava konusu taşınmazda başlangıçtan itibaren haksız işgalci değildir, taraflar arasında taşınmazın davalı tarafından kullanılmasına yönelik bir rıza ve devamında anlaşma bulunduğu, davalının anlaşma tarihinden sonra taşınmazı tahliye ettiği, yargılamanın ecrimisil tazminatının hesabıyla sınırlı olduğu, taşınmazın aynından kaynaklanan bir uyuşmazlık da bulunmadığına göre, tahliye konusunda davalı aleyhine bir karar verilse bile bu taleple ilgili vekalet ücretinin hesabı için taşınmazın değerinin esas alınmasının bir hukuki dayanağı bulunmamaktadır.
Uyuşmazlığın niteliği ve kapsamı nazara alınarak karar ve ilam harcının hesabında Harçlar Kanununun 17. maddesi ile vekalet ücretinin hesaplanmasında Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 9. Maddesinin esas alınması gerekirken, dava konusu olmayan, hakkında yargılama yapılmayan, taraflarca ve mahkemece emek ve mesai verilmeyen mülkiyetle ilgili olarak taşınmazın değeri üzerinden vekalet ücreti hesabı yapılması doğru olmayıp, bu hatalı uygulamanın Harçlar Kanununun 16... . maddelerinin yüzeysel ve biçimsel yorumundan kaynaklandığı, işin esası hakkında adalete ve hakkaniyete uygun bir değerlendirme yapılmadığı görüşündeyiz.
Açıklanan nedenlerle, davalı tarafın temyiz itirazlarının kabulüne karar verilmesi görüşünde olduğumdan, sayın çoğunluğun temyiz talebinin reddiyle onamaya yönelik kararına katılamıyoruz.