Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/1002 K.2025/4908
7. Hukuk Dairesi 2025/1002 E. , 2025/4908 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1205 E., 2024/1971 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kiraz Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/215 E., 2024/47 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimince hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının annesi ...'ın 09.10.2020 tarihinde ölümünden sonra 27.11.2020 tarihinde mirasçılık belgesi düzenlendiğini, davacının mirasçılık belgesini aldıktan yaklaşık üç ay sonra ise annelerinden miras kalan taşınmazların paylaşımı hususunda kardeşleriyle görüşmüşse de müspet cevap alamadığını, muris ...'ın 05.07.2012 tarihinde tapuda bağış işlemi yaparak İzmir ili, .... ilçesi, ... Mahallesi, 1 64... parsel ve .... Mahallesi 1 66... parselde kayıtlı taşınmazlarını davalıya bağışladığını murisin ölümünden sonra 2021 yılının Şubat ayında öğrendiğini, bu tasarrufun davacıya ait saklı payı ihlal etmiş olduğunu belirterek; davacının saklı payı oranında tenkis hükümlerinin uygulanarak taşınmazların saklı pay oranında davacı adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; tenkis davası açma süresinin, mirasçıların saklı paylarına tecavüz edildiğini öğrendikleri andan itibaren bir yıl olup eldeki davada bir yıllık sürenin murisin vefatından itibaren işlemeye başlayacağını, her ne kadar davacı yan davaya konu sağlar arası bağışlama işlemini murisin vefattan sonraki 2021 yılının Şubat ayında öğrenildiğini beyan etmişse de bu iddianın ispattan uzak, soyut olduğunu, davanın süresi içerisinde açılmadığını, dava dilekçesinden anlaşıldığı üzere net terekenin de hesaplanmadığını, davacı yanın terekedeki saklı payının belirtilmediğini, öncelikle davaya konu talep zamanaşımına uğradığından zamanaşımı nedeniyle, aksi hâlde davanın esastan reddi gerektiğini belirterek; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Dava konusu taşınmazla ilgili, noterde 2017 başlangıç tarihli beş yıllık bir kira sözleşmesi yapıldığı, yine ....(murisin oğlu)'ın kullandığı krediye ilişkin 2014 yılında ipotek tesis edildiği, davacı tanıklarının taşınmazın müteveffaya bakım için davalıya bağışlandığını, bağış işleminin tüm ailece bilindiğini beyan ettikleri, Yargıtay içtihatlarında aksine inandırıcı delil ve olaylar bulunmadıkça asıl olan tanığın gerçeği söylemiş olması olup akrabalık veya diğer bir yakınlığın başlı başına tanık beyanını değerden düşürücü sebep sayılamayacağı, tanıkların olmamışı olmuş gibi ifade ettiklerini kabule yeterli delil ve olgu dosyada bulunmadığından kural olarak görgüye dayalı tanık sözlerine değer verilmesi gerektiğinin belirtildiği, muris.... yaşıt, sık sık murisle görüşen, aynı mahallede yaşayan tanık ...'in ''Bağışlama işlemini herkes biliyordu, komşularımız, tüm mahalleli biliyordu, .... de biliyordu.'' yönündeki ve diğer tanık beyanları, kira sözleşmesi ve ipotek birlikte değerlendirildiğinde; davacının, muris tarafından yapılan devir işlemini ve saklı payının zedelendiğini murisin ölümünden önce bildiği, murisin öldüğü 09.10.2020 tarihinden bir yıllık hak düşürücü sürenin fazlasıyla geçmesinden sonra bu davanın açıldığı, taşınmaz üzerinde kira sözleşmesi ve ipotek olması, tarafların akraba olup akrabalar arası bağışın sadece davacı tarafından bilinmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olacağı, açıklanan sebeplerle davalı tanığı ...'ın beyanlarına ise itibar edilemeyeceği..." gerekçesiyle; davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 hükmü gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; karar hukuka aykırı olup ölüme bağlı tasarrufu öğrendikten sonraki yasal süre içerisinde davanın açıldığını, davacının annesi ...'ın 09.10.2020 tarihinde ölümünden sonra 27.11.2020 tarihinde mirasçılık belgesi düzenlenmiş olup belgeyi aldıktan yaklaşık 3 ay sonra kardeşleriyle miras paylaşımı hususunda görüştüklerini ve müvekkili .....'in annesinden üç adet taşınmaz miras mal kaldığını zannettiğini, oysaki 2021 yılının Şubat ayında ise sadece bir adet taşınmazın miras kaldığını öğrenmiş olduğunu, zira diğer iki taşınmazın muris anneleri tarafından murisin torunu olan .....’a bağışlandığını sonradan öğrendiğini, oysa müvekkilinin maddi durumunun kötü ve kalan miras payına ihtiyacı olduğunu, dava konusu 1 64... ve 1 66... parsel sayılı taşınmazların muris tarafından davalıya bağışlanmasının davacının saklı payını ihlal etmesi sebebiyle tenkis hükümlerinin uygulanması gerektiğini, dava konusu devir işlemlerini davacının kesin olarak bildiğine dair dosyada kesin bir delil bulunmadığını, sadece tanık beyanlarından yola çıkarak davanın usulden reddedilmesinin hukuken dayanaksız ve gerekçe açısından da yetersiz kaldığını belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; tenkis istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Temyiz karar harcı tam yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.