Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/3741 K.2025/4911

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/3741 📋 K. 2025/4911 📅 20.11.2025

7. Hukuk Dairesi         2025/3741 E.  ,  2025/4911 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2988 E., 2025/723 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kumluca 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/50 E., 2024/169 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Antalya ili, .... ilçesi, .... Mahallesi, 1 02... ve 1 02... parsel sayılı taşınmazların maliki olup, davalıya ait 1 02... parsel sayılı taşınmazın ise müvekkiline ait parsellere sınırdaş olduğunu, davalının bu taşınmazı 15.01.2020 tarihinde davadışı ... isimli şahıstan 120.000,00 TL bedelle satın aldığını satış işleminin müvekkiline bildirilmediğini, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nun 8/İ hükmü gereğince ön alım hakkının bulunduğunu belirterek; Antalya ili, .... ilçesi, .... Mahallesi, 1 02... parsel sayılı taşınmazın tapusunun iptali ile müvekkili adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın dürüstlük kurallarına aykırı olarak açıldığını, fiilen taksim edilmiş taşınmazı her paydaşın taksim ediliş şekline uygun olarak kullandığını, müvekkilinin satın aldığı kısma sera yaparak tecavüz eden davacının eldeki davayı kötüniyetle açtığını, satış bedelinin ise iddia edilenin aksine 650.000,00 TL olduğunu, müvekkiline ait parsel ile davacıya ait parselin zeminde tarımsal bütünlük de arz etmediğini, aralarında kot farkı olduğunu, müvekkilinin satın aldığı parselin tarımsal bir niteliği bulunmayıp taşlık bir alan olduğunu, müvekkilinin tarımsal kullanma amacıyla satın almadığını belirterek; haksız davanın reddi ile davalı aleyhine kötüniyeti nedeniyle ayrıca % 20 oranında tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... .... ve dava tarihi itibarıyla sınırdaş tarımsal arazi malikine ön alım hakkı veren 5403 sayılı Kanun'un 8/İ maddesinin ikinci fıkra hükmünün yürürlükte olduğu, anılan maddenin 4 Kasım 2020 tarihinde iptal edildiği, ancak 03.02.2020 tarihinde açılmış eldeki davayı etkilemeyeceği gerekçesiyle; davanın kabulü ile tapuda Antalya ili, .... ilçesi, .... Köyü, 5 91... parselde (eski 1 02... parsel) kayıtlı taşınmazda malik ... tarafından 15.01.2020 tarihli 443 yevmiye numaralı resmî senet ile davalı ...'a satılan taşınmaza ilişkin davalıya yapılan temlikin ön alım hakkının kullanılması nedeniyle iptaline, Antalya ili, .... ilçesi, .... Köyü, 5 91... parselde kayıtlı taşınmazın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, ön alım bedeli olan olarak depo edilen bedelin karar kesinleştiğinde nemalarıyla birlikte davalı ...'a ödenmesine," karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 hükmü gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu parsele sınırdaş olan parselin aile içi satışla davacı adına kaydedildiğini, dolayısıyla davacının satıştan haberi olmamasının mümkün olmadığını, ayrıca aynı şahısların kullanmakta oldukları sınırdaş parsellerin güneyindeki diğer sınırdaş parsele de taşkın sera inşaa edip tecavüz ettiklerini, bu konuda açılan davanın da devam ettiğini, planlı ve kötüniyetle etraflarına zarar verdiklerini, parselde 3 yıldır tarım yapılamadığını, parselin satışının 650.000,00 TL den yapıldığının belgelerle sabit olduğunu, 15.01.2020 tarihinde 120.000,00 TL, 05.02.2020 tarihinde 530.000,00 TL olmak üzere toplam 650.000,00 TL üzerinden satış harcının ve pişmanlık vergisinin ödendiğini, davanın açılmış olduğunun 11... tarihli tebliğle birlikte öğrenildiğini, güncel gerçek satış bedelinin tesbitini istediklerini, bu hususların mahkemece hiç değerlendirilmediğini, davanın dayanağı olan 5403 sayılı Kanun maddesinin 04.11.2020 tarihli 31294 sayılı Resmî Gazete ilanıyla belirtildiği üzere “kötü niyetle kullanım” nedeniyle iptal edildiğini, ama açık davaların kapsam içine alınması hususu iptal edilen maddeye eklenmediğinden mağduriyetlerin devam ettiğini, satış tarihinin üzerinden geçen uzunca süre sonrasında taşınmazın değerinde meydana gelen objektif olayların yarattığı kıymet değişikliklerinin, önalım bedeline yansıtılması gerektiğini, ... ve ...’nın ise parsellerin kendilerinin olduğu yönünde yalan beyanda bulunduklarını, şahit ...’ye baskıda bulunarak verdiği beyanla mahkemeyi yanlış karar vermeye yönelttiklerini, davacının niyetinin cüz'i miktara adına tescil gerçekleştirmeye yönelik olduğunu, davacının tecavüzü sona erdirmek için dava açmak yerine kötüniyetle bu davayı açtığını, parsellerin zeminde tarımsal bütünlük arz etmediğini, zira müvekkilinin satın aldığı parsel ile davacının parselleri arasında kot farkı olduğunu, müvekkilinin satın aldığı parselin tarımsal niteliği bulunmayıp aksine taşlık bir alan olup müvekkilinin satın alma gayesinin de tarım yapmak olmadığını, bu alanın turizm alanında kaldığını, davacının serasının zaten örtü altı arazi olup 3 dönümden fazla olduğunu, bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, müvekkilince taşınmaz üzerine inşa edilen yapı değerinin raporda 54.400,00 TL olarak belirlendiğini, oysa yapının sadece ahşabının 98.000,00 TL olup 2020 tarihindeki fiyatlara göre toplamda 135.000,00 TL'ye malolduğunu, ...’nın keşifte taşınmazı kendisinin kullandığı ve müvekkilini tanımadığı beyanlarının da gerçeğe aykırı olduğunu, keşifte bahsi geçtiği üzere müvekkilinin erozyonu önlemek için kendi tapusu içerisinde bulunan bir alana taş istinat yapmasının toprak kaymasını önlemek için olup davacının bu taş örgüsünü yıkarak kendine yol açmak için bu alanı genişlettiğini, davacının seralarını sökerek tarımsal faaliyetini sonlandırdığını, dolayısıyla tarımsal bütünlük kavramının davacı için boş bir kavrama dönüştüğünü belirterek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; sınırdaş parseller arasındaki ön alım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.