Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/1436 K.2025/4846
7. Hukuk Dairesi 2025/1436 E. , 2025/4846 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2014/109 E., 2014/270 K.
Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 31.07.1990 tarihinde düzenlenen zilyetlik devir senedi ile .... Sokak ve .... Sokak arasında bulunan 1/15-16-22 paftalı arazileri satın aldığını, müvekkilinin arazileri satın aldığı tarihten bu yana arazilerin bağlı bulunduğu .... Belediyesine arazilerin zilyetliğine sahip olması dolayısıyla tahakkuk eden vergileri eksiksiz ödediğini, müvekkilinin arazilerin zilyetliğini devralması sonrasında yapılan kadastro düzenlemeleri ile bahse konu arazilerin 1 50... , 20... parsele tekabül edecek şekilde düzenlendiğini, ancak 6292 sayılı Kanun kapsamında yapılan 2/B kadastro tespitlerinde 1 50... ve 21 parsellerin zilyedi olarak müvekkilinin tespit edilmiş olmasına rağmen 1 50... parselde müvekkili adına zilyetlik tespitinin yapılmadığını ileri sürerek 1 50... , 20... parsel sayılı taşınmazlarla ilgili olarak müvekkili adına zilyetliğin ve taşınmazların rayiç değerlerinin tespitini talep etmiş olup yargılama aşamasında 1 50... parsel sayılı taşınmaz yönünden tefrik kararı verilerek davaya 8 ve 21 parsel sayılı taşınmazlar üzerinden devam edilmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların tamamına yönelik tek davanın açılmasının doğru olmadığını, her parselin zilyetlik durumları ile davacının talebinin farklı olduğunu, önceden orman niteliğinde olan taşınmaz üzerindeki muhdesata bakılmaksızın her zaman orman toprağı sayılacağını ve bu gibi yerlerin kazandırıcı zamanaşımı yoluyla kazanılabilmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
İstanbul Anadolu 30. Asliye Hukuk Mahkemesinin 01.07.2014 tarihli ve 2014/109 Esas, 2014/270 Karar sayı kararındaki "...davaya konu 1 50... parsel sayılı taşınmazın tutanağında davacının 20 yıldan beridir taşınmaza zilyet olduğu, 1 50... parsel yönünden ise bahçe olarak davacının kullanımında olduğu, bu taşınmazların zilyetliği ile hak sahipliğinin tespit edildiği, davacının adının zilyet olarakgeçtiği kadastro tutanağının kesinleştiği..." gerekçesiyle menfaat yokluğundan açılan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davanın reddine yönelik verilen karar doğru olmasına rağmen müvekkili lehine mahkeme masrafı ve vekalet ücreti yönünden hüküm kurulmadığını ileri sürerek hükmün bu yönüyle bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, zilyetliğin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilerek karar tarihi itibariyle geçerli olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7. maddesinin 2. fıkrası gereğince davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken aksi yönde hüküm kurulması doğru değildir. Ne var ki, bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7. maddesi gereğince hüküm sonucunun düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin Mahkeme kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasına (4) numaralı bent olarak, "Davalı tarafın kendisini vekille temsil ettirdiği anlaşılmakla, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2 hükmü uyarınca belirlenen 1.500,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine" cümlesinin eklenmesine, hükmün DEĞİŞTİRİLMİŞ ve DÜZELTİLMİŞ bu şekliyle ONANMASINA,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
19.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.