Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/3917 K.2025/4871

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/3917 📋 K. 2025/4871 📅 19.11.2025

7. Hukuk Dairesi         2025/3917 E.  ,  2025/4871 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2482 E., 2024/1484 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 10. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/187 E., 2023/191 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl dava yönünden davacı vekili ve birleşen dava yönünden bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl ve birleştirilen davada davacılar dava dilekçesinde; muris ...'ın 2000 yılı Şubat ayında öldüğünü, murisin ölüm tarihi itibariyle terekesinin borca batık olduğunu belirterek mirasın hükmen reddine karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.
II. CEVAP
Bir kısım davalılar cevap dilekçesinde; davanın üç aylık yasal süre içerisinde açılmadığını, terekenin borca batıklık durumu ile terekeyi kabul anlamına gelen eylemlerin araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; miras bırakanın ölüm tarihi itibariyle aktifinin pasifini karşılamadığı, bu hâliyle mirasbırakanın ödemeden aczinin açıkça belli olduğu, terekenin benimsendiğine dair iddianın ise ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili, davalı .... vekili, dahili davalı .... İnşaat Müteahhitliği San. ve Tic. A.Ş. vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; birleştirilen davada mahkemece murisin ölüm tarihi itibarıyla terekesinin aktif ve pasifinin belirlendiği, tereke aktifinin borcu ödemeye yeterli olmadığı ve terekeyi kabul edecek anlamda bir davranışlarının da bulunmadığı, bu nedenle kabul kararının isabetli olduğu, asıl dava yönünden ise davacının bir kısım mirasçılara karşı muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davası ikame ettiği, davacı davadan feragat etse de mirasçı sıfatı ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 610/2 hükmü kapsamında terekeyi kabul edecek anlamda bir davranışta bulunduğu gerekçesiyle bu davacı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken Mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu davanın kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu belirtilerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına; asıl davanın reddine, birleştirilen davanın ise kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davalı .... vekili temyiz dilekçesinde:
Asıl dava yönünden verilen ret kararının isabetli olduğunu ancak birleşen davacılar yönünden terekeyi kabul edecek davranışta bulunup bulunmadıklarının araştırılmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek birleşen dosya yönünden hükmün bozulmasını istemiştir.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde;
a. Gerekli ve yeterli inceleme yapılmadan karar verildiğini,
b. Mirasın hükmen reddi şartlarının murisin ölüm tarihi itibariyle değerlendirilmesi gerektiğini,
c. Dava dilekçesinde, murisin vergi borcu dışında üçüncü kişilere de borcunun olduğu ve terekesinin borca batık olduğu belirtilmiş olmasına rağmen Mahkemece yapılan ekonomik ve sosyal durum araştırmasında murisin başka borcu olduğuna dair bir bilgi bulunmadığını ileri sürerek hükmü temyiz etmiştir.
3. Asıl davada davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Av. ... ....’nün dosyayı takip eden vekil olmadığını, yalnızca bir kez fotokopi istediğini, dosyayı 20 yıldır kendisinin vekil olarak takip ettiğini, buna rağmen ilâmın diğer vekile tebliğ edildiğini, tebliğin usulsüz olduğunu, ilgili vekil hakkında basında birtakım haberler çıktığını, hukuki durumunu bilmediklerini, yapılan usulsüz tebligat nedeniyle haklarının ihlal edildiğini, benzer durumlarda tebligatı usulsüz sayan pek çok Yargıtay kararı bulunduğunu, temyize konu kararı asliye ticaret mahkemesi duruşmasında öğrendiklerini, süresinde temyiz yoluna başvurduklarını,
b. Davacının uzun yıllardır yurt dışında yaşadığını, bir kısım mirasçıların dava açılması gerektiğini belirterek vekâlet istemesi üzerine vekaletname düzenlettiğini, ancak 2004 yılında ülkeye dönüp terekenin borç içinde olduğunu görünce davadan hemen feragat ettiğini, davanın hak düşürücü sürelerin geçmesini engellemek için açıldığını, terekeyi koruma amacı taşıdığını, olağan yönetim niteliğinde tedbir olduğunu, davacının Medeni Kanun'un 610. maddesinde belirtilen kabul işlemlerinde bulunmadığını, kaldı ki 3 aylık süreden sonra bu davanın açıldığını,
c. Bahsi geçen dava kabul niteliğinde sayılsa dâhi terekenin durumunu öğrenir öğrenmez davacının hatadan dönerek feragat ettiğini, davanın önem taşımadığını ileri sürerek hükmü temyiz etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Asıl ve birleştirilen dava mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir.
1. Ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise miras reddedilmiş sayılır (Medeni Kanun'un 545. maddesi). Mirasçılar Medeni Kanun'un 550. maddesinde yazılı aykırılık da bulunmadıkça yani zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça her zaman murisin ödemeden aczinin tespitini isteyebilir. Medeni Kanun'un 546. maddesinde belirtilen süre bu davada uygulanmaz.
2. Miras bırakanın ödemeden aczi ölüm tarihine göre belirlenir. Ölüm tarihi itibariyle, miras bırakanın tüm malvarlığı terekenin aktifini, tüm borçları ise terekenin pasifini oluşturur. Terekenin pasifinin aktifinden fazla olması; terekenin ödemeden aczini ve dolayısıyla da terekenin borca batık olduğunu gösterir. Ancak, tereke borca batık olmasına rağmen Medeni Kanun'un 550. maddesinde açıklandığı şekilde tereke işlemlerine karışan, tereke mallarını gizleyen veya kendine maleden mirasçı, mirası reddedemez.
3. Somut olayda; asıl ve birleştirilen davalarda ortak muris ...’ın terekesi borca batık olduğundan mirasın hükmen reddi talebinde bulunulmuş, İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir. Hükmün istinaf edilmesi üzerine, yerel mahkeme kararı kaldırılarak asıl davanın reddine, birleştirilen davanın kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir.
Asıl davada davacı vekili ile bir kısım davalılar vekillerinin temyiz itirazları birlikte değerlendirildiğinde; Dairemizin geri çevirme kararı ile Akçakale İlçe Tapu Müdürlüğünün 17.05.2005 tarihli ....yevmiye numaralı resmî senedi ile, .... Tapu Müdürlüğünün 28.06.2004 tarihli .... yevmiye numaralı resmî senedi getirtilmiştir. 28.06.2004 tarihli 306 yevmiye numaralı resmî senet incelendiğinde; dava dışı mirasçı ....’ın kendisine asaleten asıl dava davacısı ...’a vekâleten muris adına kayıtlı 22 adet taşınmazdaki el birliği hâlindeki mülkiyeti paylı mülkiyete çevirdiği ve mirasçılar adına intikal eden tüm taşınmaz hisselerini aynı senetle dava dışı ....’a sattığı anlaşılmıştır. Asıl dava davacısı ....’ın hisseleri de bu senetle vekâleten aynı kişiye satılmıştır. Birleştirilen davadaki davacılar intikal ve satışa ilişkin bu senede katılmamış olsalar da dosyaya getirtilen tedavüllü tapu kayıtlarına göre taşınmazlardaki hisselerini 24.03.2005 tarihli satış ile dava dışı ... ....a devrettikleri tespit edilmiştir. Diğer senet olan .... İlçe Tapu Müdürlüğünün 17.05.2005 tarihli .... yevmiye numaralı resmî senedinde ise yine murise ait 4 adet taşınmazın mirasçılar adına intikal ettirildiği, birleştirilen dosya davacılarının 655 parsel sayılı taşınmazdaki hisselerini 02.09.2008 tarihli işlemle dava dışı ... ....’a sattıkları anlaşılmıştır. Asıl ve birleştirilen davalarda davacı tarafların bu devirlerle tereke işlemlerine karıştığı ve murisin ölüm tarihi dikkate alındığında uygulanması gerekli 743 sayılı Medeni Kanun'un 550. maddesi uyarınca mirası reddedemeyecekleri açıktır. Bu nedenle asıl ve birleştirilen davaların tümü yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği hâlde birleştirilen davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, davacının temyiz talebinin reddine, davalıların temyiz talebinin ise kabulü suretiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Yukarıda açıklanan sebeplerle asıl dava davacısı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı ... vekili ile davalı .... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.