Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/291 K.2025/4788
7. Hukuk Dairesi 2025/291 E. , 2025/4788 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/483 E., 2024/2295 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 8. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/533 E., 2022/666 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı kardeşi adına 2006 yılı civarında ... Sigorta adında bir sigorta şirketi kurduğunu ve tarafların bu şirketten elde edilecek gelirin %50 oranında paylaşılacağı konusunda anlaştıklarını, davacının ....'da bulunan villayı kendi adına kredi çıkmaması nedeniyle davalı adına kredi çekerek davalı adına aldığı, kredi taksitleri bittiğinde devredileceğinin kararlaştırıldığı, 2011 yılında İstanbul'da dava dışı ...'dan taşınmaz satın almak istediğini, 200.000,00 TLlik kısmını elden ...'e ödediğini, kalan 120.000,00 TL'lik kısım için ise kendi adına yeterli kredi çıkmaması nedeniyle kendisine güven telkin eden davalı kardeşi adına kredi çektiğini ve taşınmazı satın aldığını, kredi ödemeleri konusunda sigorta şirketinden payına düşen %50 kârın kredi ödemesinde kullanılması hususunu davalının kabul ettiğini, kredinin tamamının ödendiğini ileri sürerek Sakarya ili, ... ilçesi, ..... Mahallesi 89... parsel sayılı taşınmazın ve ve İstanbul ili, ... ilçesi, .... Mahallesi 3537 parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan tapusunun iptali ile davacı adına tapuya tesciline, tapu iptali ve tescil olanaklı değilse değerinin davalı taraftan alınıp davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın tanık delili ile ispat edilemeyeceğini, taşınmazları davalının satın aldığını, davalının, davacının dolandırıcılık faaliyetlerini öğrendiği için davacıya müdahalenin men'i davası açtığını, davacının işbu dava ile o davayı uzatmaya çalıştığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ...'da bulunan taşınmazın davacıya ait olduğu iddiasının ispatına yönelik yazılı delil başlanıcı dışında delil sunulmamış olması, ...'te bulunan taşınmaz yönünden ise yazılı delil başlangıcı sunulmamış olması gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ispatlanamayan davanın reddine dair verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; davalının yetkilendirmesi ile davacı tarafından, davalı nam ve hesabına yapılan para çekme işlemlerinin hatalı bir şekilde sanki eft-havale gibi davacıya ödenen bir paraymış gibi hesaplamalara dâhil edildiğini, açıkça işyeri ödemesi adı altında gönderilen paranın ...'daki taşınmaza ilişkin aylık kredi ödemelerine mahsup edilmesinin ve akabinde yapılan ticari ödemelerin yine ...'daki taşınmaz için çekilen kredinin aylık taksitlerinden mahsup edilmesinin hatalı olduğunu, davacının delil olarak dayandığı çeklere ilişkin detaylı inceleme yapılmadığını, davacının hesabından davalı hesabına 09.03.2012 tarihinde 43.000,00 TL ve 22.000,00 TL, 15.03.2012 tarihinde 25.000,00 TL olarak yaptığı havalelerin ...'teki taşınmazın peşinatı olduğunu, ...'teki taşınmaza ilişkin taşınmazın önceki maliki şirket yetkilisi olan ...'nın tanık olarak gösterildiğini fakat dinlenilmediğini, ...'teki taşınmaz için çekilen krediye davacının kefil olarak imza atmasının arada inançlı ilişki olduğunun göstergesi olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, inançlı işlemden kaynaklanan tapu iptali ve tescil olmadığı, takdirde bedel istemine ilişkindir.
1. Tanık listesinde gösterilecek olan tanık sayısı hakkında herhangi bir sınırlama bulunmamaktadır. Taraf, istediği sayıda tanığın dinlenilmesini talep edebilir. Kural bu olmakla birlikte hâkim gösterilen tanıkların tamamının dinlenilmesine gerek olmadığı veya bu hususun davayı uzatma amacıyla yapıldığı sonucuna varırsa, gerekçeli kararında belirtmek şartıyla bütün tanıkları dinlemeyebilir. Bu konuya işaret eden ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun getirdiği bir yenilik olarak karşımıza çıkan 241. maddesi “Mahkeme, gösterilen tanıklardan bir kısmının tanıklığı ile ispat edilmek istenen husus hakkında yeter derecede bilgi edindiği takdirde, geri kalanların dinlenilmemesine karar verebilir” düzenlemesini içermektedir.
2. Davacı delil listesinde diğer delilleri ve tanıklarının yanında ... isimli tanığın tanıklığına da dayanmaktadır. Mahkemece bu tanık dinlenmeden yahut 6100 sayılı Kanun'un 241. maddesindeki gerekçeye dayanılarak buna ilişkin bir ara karar kurularak tanık olarak dinlenmesinden sarfı nazar edilmesine dair bir karar verilmeden eksik araştırma ile hüküm kurulması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
3. Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.