Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/4575 K.2025/4764

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/4575 📋 K. 2025/4764 📅 17.11.2025

7. Hukuk Dairesi         2025/4575 E.  ,  2025/4764 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/162 E., 2025/104 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne, davalı vekilinin duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin torunu olan davalı ile 19.07.2018 tarihinde ölünceye kadar bakma akdi yaptığını ve buna istinaden 2 44... parsel sayılı taşınmazda bulunan dava konusu bağımsız bölümü davalıya devrettiğini, davalının verdiği sözü tutmadığını, taşınmazın davalıya devrinden sonra davalının müvekkili ile ilgilenmediğini, evden kovduğunu, müvekkilinin yaşlı olduğunu ve dava dışı kızı...'in yanına yerleştiğini ileri sürerek, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili dava dilekçesinde; davacının iddialarının doğru olmadığını, bakım borcunun yerine getirildiğini, 30 yıldır müvekkili ile davacının birlikte yaşadığını, davacının baskı altında bu davayı açtığını, davacının Ankara'da bulunan çocuklarının dava konusu taşınmazın devri sebebiyle müvekkili tehdit ettiklerini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuş, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1.Hukuk Dairesinin 27.10.2020 tarihli kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuş, Dairemizin 17.10.2022 tarihli kararı ile yeterli kanıt içermeyen davacı tanığı beyanı esas alınarak ölünceye kadar bakım sözleşmesinin iptaline karar verilmesi doğru olmadığı belirtilerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 09.03.2023 tarihli kararı ile; ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuş, Dairemizin 09.05.2024 tarihli kararı ile; Mahkemece, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptalini gerektirir yeterli delil bulunmadığından bakım alacaklısının, sözleşmenin iptaline yönelik talebinin reddine karar verilmişse de; bakım alacaklısı ile bakım borçlusunun bir arada yaşamalarının olanaksız hâle gelmesi karşısında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 617/2 hükmü gözetilmek suretiyle takdir edilecek nafakaya hükmedilmesi gerektiği belirtilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın reddine, tarafların aile topluluğu içinde yaşama ihtimali kalmadığından bakım alacaklısı olan davacı ...'ya dava tarihi olan 25.10.2018 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere aylık 500,00 TL nafakanın irat şeklinde davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesi ile; gerekçenin hatalı olduğunu, delillerin yeterince incelenmediğini, tapu iptali ve tescil talebinin kabulü gerekirken hükmedilen nafaka miktarının çok düşük olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesi ile; davanın reddedilmiş olmasına rağmen müvekkili aleyhine nafakaya ilişkin hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, ayrıca müvekkili lehine vekâlet ücretine hükmedilmediğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ölünceye kadar bakma akdine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Anayasa'nın 141/3 hükmünde, “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli yazılır.” hükmü bulunmaktadır. Bu hüküm ile gerekçenin önemi Anayasa düzeyinde vurgulanmış olup, gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 294. maddesinde açıklandığı üzere mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür. Hüküm, yargılamanın sona erdiği duruşmada verilir ve tefhim olunur. Aynı Kanun'un 297. maddesi gereğince hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. “Hükmün yazılması” başlıklı 298. maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.
Bir mahkeme kararında; tarafların iddia ve savunmalarının özetlerinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür.
Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Somut olayda, Mahkemece kararın gerekçe kısmında bakım alacaklısı için ömür boyunca aylık 1.000,00 TL gelir bağlanmasına karar verilmesi gerektiği belirtilmiş olmasına karşın, hüküm fıkrasında aylık 500,00 TL nafakanın irat şeklinde davacıya verilmesine dair hüküm kurulmakla, hüküm ile gerekçe arasında çelişki yaratılmış olması bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de; 6098 sayılı Kanun'un 617/2 hükmüne göre bakım alacaklısına ömür boyu gelir bağlanırken esas alınacak ölçü, aynı Kanun'un 614/2 hükmünde belirtildiği şekilde bakım alacaklısına özellikle uygun gıda ve konut sağlamak, hastalığında gerekli özenle bakmak ve onu tedavi ettirmek şeklinde olmalıdır. Mahkemece bu husus gözetilmeksizin afaki ölçülerle bakım alacaklısına gelir bağlanması da hatalıdır.
VII. KARAR
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının sair temyiz sebepleri incelenmeksizin yukarıda belirtilen gerekçe ile BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
17.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.