Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/4580 K.2025/4765

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/4580 📋 K. 2025/4765 📅 17.11.2025

7. Hukuk Dairesi         2025/4580 E.  ,  2025/4765 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/366 E., 2025/912 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Erciş 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/410 E., 2021/398 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait dava konusu 5 12... parsel sayılı taşınmaza davalının el koyarak kafe olarak işlettiğini, kira ödemeden haksız kazanç sağladığını, 19.09.2019 tarihinde davalıya ihtarname gönderildiğini, ancak olumlu sonuç alınamadığını ileri sürerek, el atmanın önlenmesini, kaçak yapıların kâl'ini ve ecrimisil ödenmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin taşınmazı davacının eşinin kardeşleri ile yaptığı sözlü anlaşma ile 2015 yılında kiraladığını, kira bedelinin her ay davacının çocuklarına ödendiğini, bu mümkün olmadığında ise kayın biraderlerine elden ödendiğini, davacının 2017 - 2018 yıllarında evine 50 metre mesafede bulunan taşınmazda inşa edilen yapıları görmemesinin mümkün olmadığını, taşınmazın .... merkezde olup kimsenin haberdar olamayacağı bir konumda olmadığını, davacının ağabeyinin taşınmazın hemen karşısında iş yeri bulunduğunu, 16.08.2016 tarihli sözleşme ile müvekkilinin taşınmazı haricen satın aldığını, bedeli ödediğini ancak tapunun devredilmediğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 23.11.2021 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulüyle dava konusu taşınmaza el atmanın önlenmesine, taşınmaz üzerinde bulunan ve davalı tarafça inşa edilen yapıların kâl'ine, taşınmazın boş olarak davacıya teslimine, ecrimisil taleplerinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı taraflarca istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 15.02.2024 tarihli kararı ile davalıya taşınmazı boşaltması için ihtarname gönderildiği; ancak ihtarnamede belirtilen sürenin dolmasından önce dava açıldığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin 23.11.2021 tarihli kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuş, Dairemizin 20.02.2025 tarihli kararı ile eldeki davanın 14.10.2019 tarihinde ve ihtarnamede verilen 30 günlük süre dolmadan açıldığı nazara alındığında erken açılmış bir dava niteliğinde olduğu, ancak davalının cevap mahiyetinde davacı tarafa gönderdiği ihtarname ile taşınmazı tahliye etmeyeceğini beyan edip çekişme oluşturduğu, bu durumda artık davalının ihtarnamede tanınan 30 günlük sürenin sonunda dahi taşınmazı kendi rızası ile tahliye etmeyeceği açık olduğundan, davacının talepleri hakkında bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile; davalının dava konusu 5 12... parsel sayılı taşınmaza vaki müdahalesinin men'i ile taşınmaz üzerinde bulunan ve davalı tarafça inşa edilen yapıların kâl'ine, taşınmazın boş olarak davacıya teslimine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; ecrimisil talebinin de kabulü gerektiğini, lehine hükmedilen vekâlet ücretinin hatalı hesaplandığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin 14.10.2019 tarihli ihtarnamede taşınmazı kendi rızası ile tahliye etmeyeceğini belirtmediğini, taşınmazı 01.07.2015 tarihinden itibaren sözlü olarak kiraladığını, bu işlemde aldatıldığını, taşınmazı 16.08.2016 tarihli sözleşme ile 450.000,00 TL bedel ile haricen satın aldığını, bedeli davacının eşinin kardeşleri olan ... ve ...’ya ödediğini, davacı ve eşinin ... ve ...’nın yaptığı satışa telefonla sözlü olarak onay verdiklerini, açılan davanın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesine aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, mülkiyet hakkına dayalı el atmanın önlenmesi, kâl ve ecrimisil istemine ilişkindir.
Anayasa'nın 141/3 hükmünde, "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli yazılır." hükmü bulunmaktadır. Bu hüküm ile gerekçenin önemi Anayasa düzeyinde vurgulanmış olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 294. maddesinde açıklandığı üzere mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür. Hüküm, yargılamanın sona erdiği duruşmada verilir ve tefhim olunur. Aynı Kanun'un 297. maddesi gereğince hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. "Hükmün yazılması" başlıklı 298. maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.
Bir mahkeme kararında; tarafların iddia ve savunmalarının özetlerinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür.
Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Somut olayda, Mahkemece kararın gerekçe kısmında ecrimisil isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiş olmasına karşın, hüküm fıkrasında ecrimisile yönelik bir hüküm kurulmamakla, hüküm ile gerekçe arasında çelişki yaratılmış olması bozmayı gerektirmiştir.
Bundan ayrı, 6100 sayılı Kanun'un 373/2 hükmü uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesinin düzelterek veya yeniden esas hakkında verdiği karar Yargıtayca tamamen veya kısmen bozulduğu takdirde dosya, kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi veya uygun görülen diğer bir Bölge Adliye Mahkemesine gönderilir. İlk Derece Mahkemesinin 23.11.2021 tarihli kararı Bölge Adliye Mahkemesinin 07.02.2024 tarihli kararı ile ortadan kaldırılarak yeniden hüküm kurulmuş ve davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı tarafından temyizi üzerine Dairemizce bozma kararı verilmiş ve dosya kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin kararı önceki aşamada ortadan kaldırılmış olduğundan, bu aşamada Bölge Adliye Mahkemesince derece mahkemesi sıfatı ile karar verilmesi gerekirken tekrar İlk Derece Mahkemesinin kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmesi de isabetsizdir.
VII. KARAR
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile BOZULMASINA, tarafların sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.