Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/4214 K.2025/4751
7. Hukuk Dairesi 2025/4214 E. , 2025/4751 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/340 E., 2025/708 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Tokat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/432 E., 2024/586 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı vekili ile katılma yoluyla asıl davada davalı-birleştirilen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu 20 62... parsel sayılı taşınmaz üzerinde müvekkili lehine intifa hakkı tesis edildiğini, müvekkilinin taşınmaz üzerindeki intifa hakkını kullanabilmesi için davalının taşınmazı tahliye etmesi gerektiğini, davalının taşınmazın kullanılmasına engel olduğunu ileri sürerek müvekkili lehine, intifa hakkı bulunan dava konusu taşınmaz üzerindeki okulun tüm müştemilatıyla birlikte davalıya el çektirilerek müvekkiline teslimine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Birleştirilen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ile "... İnşaat ve İşletme Sözleşmesi" imzaladığını, sözleşmeye göre teminat amacıyla mülkiyeti müvekkili adına kayıtlı olan taşınmaz üzerine davalı lehine intifa hakkı tesis edildiğini, ancak sözleşmenin düzenlenmesinden bir süre sonra müvekkilinin fesih talebinde bulunması üzerine taraflar arasında 2017 yılında fesih protokolü imzalandığını, davalının ise protokole aykırı davranarak tek taraflı irade beyanı ile protokole karşı fesih iradesinde bulunduğunu, fesih iradesinin tek taraflı olması nedeniyle hukuken geçersiz bulunduğunu, davalının borcuna aykırı davranması ve temerrüde düşmesi nedeniyle intifa hakkının terkini ile teminatların iadesinin gerektiğini, nitekim teminat amacıyla tesis edilen intifa hakkının bedelinin de ödenmediğini, davalının sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlal ederek gizlilik yükümlülüğüne de aykırı davrandığını ileri sürerek haksız rekabetin men'ini, intifa hakkının terkinini ve müvekkilince uğranılan maddi-manevi zararlarının tazminini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ve müvekkili arasında "... İnşaat ve İşletme Sözleşmesi" imzaladığın, sözleşmeye göre teminat amacıyla mülkiyeti müvekkili adına kayıtlı olan taşınmaz üzerine davacı lehine intifa hakkı tesis edildiğini, ancak sözleşmenin düzenlenmesinden bir süre sonra müvekkilinin fesih talebinde bulunması üzerine taraflar arasında 2017 yılında fesih protokolü imzalandığını, taraflarca fesih protokolü düzenlendiğinden intifa hakkının terkininin gerektiğini, davacının iyiniyetli davranmadığını, sözleşmelere göre terkin etmesi gereken intifa hakkından menfaat temin etmeyi amaçladığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
2. Birleştirilen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kusurlu davranışlarıyla sözleşme hükümlerine uymadığını; öğrenciler, veliler ile müvekkilinin marka değerini zarara uğrattığını, davacının yazılı belge ile fesih beyanında bulunduğunu, sözleşme uyarınca bu beyan ile feshin gerçekleştiğini, daha sonra düzenlenen fesih protokolünün şartlı ikale olduğunu, davacının hem dayanak sözleşmeye hem de fesih protokolüne aykırı davranmasının iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu, müvekkilince davacının borçlarını ödememesi nedeniyle davacı aleyhine alacak davası açıldığını, yaşanan hukuki ve fiili sürece davacının sebebiyet verdiğini, sözleşmenin eylemli olarak feshedildiğini, davacının taleplerinin dinlenebilir olmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
1. Asıl dava yönünden yapılan değerlendirmede; taraflar arasında sözleşme ile fesih protokolü imzalandığı konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın fesih protokolü ile feshin gerçekleşip gerçekleşmediği, intifa hakkının devam edip etmediği noktasında toplandığı, taraflar arasında imzalanan 25.12.2017 tarihli fesih protokolünün fesih ya da ibra değil feshin koşullarının düzenlendiği protokol olduğunun sabit bulunduğu, Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesine 2019/5 Esas sayılı dosyada davalı tarafın davacıya borçlarının bulunduğu ve ödenmediği ve tarafların da karşılıklı birbirlerini ibra etmediği, bu bağlamda fesih protokolünün feshi yönüyle devam eden taraflar arasındaki yazışmalara göre fesih protokolünün ortadan kalktığının değerlendirildiği, intifa hakkının dayanağı olan OİİS 5/2. maddesi ile davalı Kurum tarafından davacı Derneğe gönderilen 15.11.2017 tarihli fesih talep yazısı ile sözleşmenin 5/2. maddesi uyarınca sözleşmenin kendiliğinden sona erdiği, sözleşmenin 5/2. maddesinde teminatlara ilişkin düzenleme yanında intifa hakkı yönüyle düzenleme bulunmazken, 5/4. maddesinde teminatların yanında intifa hakkının da ayrıca belirtildiği, 5/2. maddesinde teminatlardan intifa hakkını içermediği sözleşmenin yorumu ile sabit bulunduğu, taraflar arasındaki sözleşmeye göre 19. maddede teminat mektubu, 20. maddede intifa hakkının kararlaştırıldığı, 5/2. maddede timanatların kullanılmasında kastın 19. maddedeki teminat mektubu olduğu, intifa hakkının devam edeceği yönünde düzenleme olmadığı, intifa hakkından teminat mektubu yanında özel teminat olarak gösterildiği, sözleşmenin son bulması ile tapuya kayıtlı, intifa hakkının dayanaktan yoksun hâle geldiği, yolsuz tescil olduğu ve davacı tarafın intifa hakkının devam ettiği yönünde el atmanın önlenmesi talebinin yerinde olmadığı,
2. Birleştirilen dava yönünden yapılan değerlendirmede; asıl dosyada yapılan değerlendirmelerin birleştirilen dava yönünden de geçerli olduğu, davacı Şirketin beyan talebi üzerine sözleşmenin kendiliğinden son bulduğu, fesih protokolü ise sözleşmeyi sonlandırmadığı feshin koşullarının kararlaştırıldığı, davacı Şirketin borçlarını ödemeyerek ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı, vergi borçları yönüyle davalı tarafa belgeleri teslim etmeyerek fesih protokolünün feshedilmesine sebebiyet verdiği, başka okullara kiralama yapılacağına dair fesih protokol hükümlerinin ortadan kalktığı, bu sebeple haksız rekabete yönelik taleplerin yerinde bulunmadığı, sözleşme son bulduğundan teminat olarak verilen intifa şerhinin terkini talebinin kabulüne karar vermek gerektiği, sözleşmenin 5/2. maddesinde uyarınca sözleşme davacı talebi üzerine sonlandırıldığından teminat mektubunun iadesi talebinin reddine ve sözleşme davacı beyanı üzerine son bulduğundan manevi tazminat talebinin reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle asıl davanın reddine birleştirilen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı vekili ile katılma yoluyla asıl davada davalı-birleştirilen davada davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında düzenlenen 15.01.2015 tarihli sözleşmenin kurucu tarafından Türk Eğitim Derneğine 15.11.2017 tarihli dilekçe ile bildirilmesi üzerine feshedildiği ve intifa hakkının da feshedilen sözleşme nedeni ile verilmiş olması ve dayanak sözleşmenin fesih edilmesi halinde de intifa hakkının sona ereceğinin anlaşılması nedeni ile İlk Derece Mahkemesince intifa hakkının terkin edilmesinde ve asıl dava davacısının intifa hakkına dayalı el atmanın önlenmesi ve taşınmazın teslimine ilişkin davanın reddine karar verilmesinde ve yine kurucu şirketin kendi kusuru ile sözleşmenin feshine sebebiyet vermiş olmasına göre bundan dolayı doğmuş ve doğabilecek maddi ve manevi zararları isteyemeyecek olması nedeniyle birleştirilen davada tazminat talebinin reddine karar verilmesinde, takdir edilen vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinde de bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu OİİS ile fesih protokolünün yanlış yorumlandığını, davalının sözleşmelere aykırı davrandığını, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan intifa hakkının hiç bir kısıtlamaya tâbi olmadığını, Mahkemece delillerinin değerlendirilmediğini, intifa hakkının özel teminat olarak nitelendirilmesinin doğru olmadığını, sözleşmede intifa hakkı ve teminat mektuplarının birbirinden ayrı tutulmadığını, dava konusu resmî senette intifa hakkı değerinin 2.900.000,00 TL olarak gösterildiğini, ancak Mahkemece hem asıl hem de birleştirilen davalarda dava değerinin 18.173.000,53 TL olarak belirlendiğini ve yargılama gideri ve vekâlet ücretinin bu değer üzerinden hesaplanmasının doğru olmadığını ileri sürerek asıl ve birleştrilen davalar yönünden Bölge Adliye Mahkemesi kararının müvekkili lehine bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
2. Asıl davada davalı-birleştirilen davada davacı vekili katılma yoluyla verdiği temyiz dilekçesinde özetle; intifa hakkının terkinine yönelik verilen kararın yerinde olduğunu, davaya dayanak OİİS'in genel işlem koşullarını içerdiğini, fesih protokolünün OİİS'i ortadan kaldırmaya yönelik bir fesih sözleşmesi olduğunu, sözleşmenin TED tarafından tek taraflı olarak feshedilemeyeceğini, bu bakımdan birleştirilen davada talep ettikleri haksız rekabetin men'i, teminat mektubunun iadesi ve fesih nedeniyle uğranılan zararların tazminine yönelik taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, İlk Derece Mahkemesi kararının harçlara yönelik kısmının açık olmadığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının müvekkili lehine bozulması talebi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, asıl davada intifa hakkına dayalı el atmanın önlenmesi, birleştirilen davada intifa hakkının terkini ile tazminat istemine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre asıl davada davalı-birleştirilen davada davacı vekilinin tüm temyiz itirazları ile asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; birleştirilen dava intifa hakkının terkini istemine ilişkin olup, dava değerini de bu hakkın değeri belirler. Taraflar arasında 07.04.2017 tarihinde düzenlenen intifa hakkı tesisine ilişkin resmî senette 2.900.000,00 TL intifa bedeli kararlaştırılmıştır. Mahkemece birleştirilen davada dava harcı ve takdir edilen vekâlet ücretinin resmî senette yazılı intifa bedelleri nazara alınmak suretiyle taktir olunması gerekirken bu yön gözardı edilerek karar verilmiş olması bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Asıl davada davalı-birleştirilen davada davacı vekilinin tüm temyiz itirazları ile asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. Asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı vekilinin diğer temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 3 numaralı bendin "b" numaralı paragrafının hükümden çıkartılarak yerine “b-Mahkememizin birleştirilen dosyası yönünden 2.900.000,00 TL dava değeri üzerinden alınması gereken 198.099,00 TL harcın birleştirilen dosyada davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, davalı tarafça yatırılan 312.108,39 TL'nin birleştirilen dosya davacısına verilmesine” ibaresinin yazılması ve hüküm fıkrasının 5 numaralı bendin "b" numaralı paragrafında yer alan "485.730,01TL" ibaresinin hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine “283.000,00TL ” ibaresinin yazılması, suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının ilgililere istek hâlinde iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.