Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/3228 K.2025/4684
7. Hukuk Dairesi 2025/3228 E. , 2025/4684 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/746 E., 2025/326 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/175 E., 2023/20 K.
Bölge Adliye Mahkemesinin ek kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde özetle; davacının annesinden kalan dava konusu Kayseri ili, .... ilçesi, .... Mahallesi, .... Mevkii, 43 68... parsel sayılı taşınmazın, kendisinden yaşça büyük olan abisi davalıların murisi ... adına tescil edildiğini, aynı zamanda taşınmaz üzerinde yaklaşık 60 yıldır nizasız fazılasız zilyet olduğunu, taşınmaz üzerinde bağ evi, ağaç, ahır inşa ettiğini ileri sürerek davacının fiilen kullandığı ve bu kısımdan ayrıca hissesine düşen miktarın tespiti ile yolsuz tescilin düzeltilerek davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın evveli olan 223 parselin, 18.08.1964 tarihli kadastro tespit tutanağı incelendiğinde, malik ... .... tarafından 223 numaralı parselin murisleri ....'a 1962 yılında haricen satıldığını ve ....'ın malik sıfatıyla zilyet olduğunun tespit edildiğini, bu tespit kararının 20.05.1965 tarihinde kesinleştiğini, yolsuz bir tescil bulunmadığını, davacı tarafın dava konusu taşınmaz üzerinde işgalci durumunda olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taşınmazın .... ve ...'a annelerinden miras yolu ile intikal ettiği, davacının taşınmazın bir kısmını uzunca süre kullanmış olduğunun tanık beyanları ile bilirkişi raporlarıyla doğrulandığı gerekçesiyle "dava konusu taşınmaz olan Kayseri ili, .... ilçesi, .... Mahalle, 43 68... parsel numaralı taşınmazın dosyamıza sunulmuş olan fen bilirkişi raporu ve krokisinde A harfi ile gösterilen 1199,83 m²'lik kısmı ile B harfiyle gösterilen 191,63 m²'lik kısmı davalılar adına olan tapu kaydının iptaliyle davacı adına tapuya kayıt ve tesciline", davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Kadastro Kanunu'nun 12/3 hükmü uyarınca, tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere, tutanağın kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl sonra kadastrodan önceki sebeplere dayanılarak itiraz olunamayacağı, dava açılamayacağının hükme bağlandığı, davacı tarafından annesinden intikal eden miras hakkına dayalı olarak açılan eldeki davanın 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı, davacı tarafın iddiasının 4721 sayılı TMK'nın 713/2. maddesine dayalı olarak dava açıldığının kabulu halinde ise; eldeki davada davalıların murisi tapu maliki ...'ın 26.03.2011 tarihinde öldüğü, tapu malikinin Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra öldüğü gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 17.04.2025 tarihli ek kararı ile; dava konusu olan yerlerin fen rapor krokisinde A ile gösterilen 1.199,83 m² yüzölçümlü taşınmazın arsa + yapı + ağaç değerinin 261.637,50 TL; B ile gösterilen 191,63 m² yüzölçümlü taşınmazın arsa + yapı değerinin ise 90.326,00 TL olduğunu, talep edilen A ve B toplam değerinin 351.963,50 TL olduğu, dava değerinin miktarı itibarıyla davacı vekilinin temyiz başvuru dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili ek kararın temyizi dilekçesinde; davanın açıldığı tarih dikkate alınarak temyiz sınırının belirlenmesi gerektiğini, adil yargılanma hakkının da bunu gerektirdiğini, davanın dayanağının yolsuz tescile dayandığını, ...'a yapılan tescilin yok hükmünde olmasından dolayı önceki malik dikkate alınarak 713/2 hükmünün değerlendirilmesi gerektiğini, 10 yıllık hak düşürücü süre değerlendirmesinin yerinde olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, kadastro öncesi sebebe dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesince harçlandırılan dava değeri dikkate alınarak kararın ''kesin'' olması nedeniyle temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiş ise de, Kadastro Kanunu'nun Ek 6. maddesinde yer alan "Kadastro mahkemesinin veya otuz günlük askı ilan süresinden sonra, kadastro öncesi nedene dayalı olarak açılan davalarda genel mahkemelerin verdiği kararlar ile orman kadastrosuna ilişkin davalarda bu mahkemelerce verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulabilir." şeklindeki düzenleme uyarınca, kadastro öncesi sebebe dayalı olarak açılan davalarda, bu mahkemelerce verilen kararlara karşı miktar ve değere bakılmaksızın temyiz yolunun açık olduğu tespit edilmekle Bölge Adliye Mahkemesince kararın ''kesin'' olması nedeniyle temyiz dilekçesinin reddine ilişkin ek kararının hatalı olduğu anlaşılmıştır. Bu halde Bölge Adliye Mahkemesinin 17.04.2025 tarihli ek kararın ortadan kaldırılması gerekmektedir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Bölge Adliye Mahkemesince verilen 17.04.2025 tarihli ek kararın ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.