Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/576 K.2025/4594
7. Hukuk Dairesi 2025/576 E. , 2025/4594 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/947 E., 2024/2935 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 30. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/427 E., 2023/19 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin mirasbırakanı ...'ün 19.07.1987 tarihinde öldüğünü, yasal mirasçıları olarak müvekkilleri ile davalı ...'ün kaldığını, mirasbırakanın vasiyetname ile tüm mal varlığını davalıya bıraktığını, vasiyetnamenin mahkemede açılıp okunduğunu, ardından müvekkillerinin Kadıköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 30.04.1991 tarihli ve 1987/546 Esas, 1991/293 Karar sayılı kararı ile vasiyetnamenin iptali ve tenkis davası açtıklarnı, o tarihte terekeye dahil olduğu bilinen mallar için tenkis kararı verilerek infaz edildiğini, her ne kadar o tarihte mirasbırakanın bilinen mal varlığı hesaplanarak tenkis kararı verilmiş ise de o tarihte bilinmeyen mirasbırakanın büyük dayısı... Paşadan intikal eden büyük miktarda mal varlığı olduğunun müvekkillerine .... Emlak Vergi Dairesinden gönderilen ödeme emirleri sebebiyle durumun öğrenildiğini ileri sürerek mirasbırakana murisi evvelerinden intikal ettiği öğrenilen mal varlığının vasiyetname nedeniyle tenkisine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; mirasbırakanın 19.07.1987 tarihinde öldüğünü, vasiyetnamenin mahkemede açılarak okunduğunu, davacıların vasiyetnameye karşı açtıkları tenkis davasının 1991 yılında sonuçlandığını, söz konusu vasiyetnamenin açılmasından sonra 32 yıl geçmiş olduğunu davacıların taleplerinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek zamanaşımı def’i nedeniyle davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mirasbırakanın ölüm tarihinde yürürlükte olan mülga 743 sayılı Medeni Kanun'un 513. maddesine göre tenkis talebinin her hâlde vasiyetname açıldıktan itibaren beş sene geçmekle talep edilemeyeceğinin düzenlendiği, belirtilen sürenin hak düşürücü süre olup Mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınacağı, eldeki davada dava tarihine göre vasiyetnamenin açıldığı tarihten itibaren beş yıllık süre geçtiği gerekçesiyle hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının cevap dilekçesinde zamanaşımı itirazında bulunduğu, mirasbırakanın ölüm tarihi itibarıyla tenkis iddiasının 743 sayılı Medeni Kanun'un hükümlerinin uygulanacağı, anılan Kanun'un 513. maddesinde öngörülen sürenin zamanaşımı süresi olduğu ve davalı tarafından zamanaşımı def'inde bulunulduğu, bu suretle sürenin geçtiği saptanarak, davanın reddine karar verilmesi gerekirken hak düşürücü süreden reddine karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm tesisi ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkillerinin mirasbırakana intikal edecek mal varlığının daha sonra ortaya çıktığını, daha önceden verilen tenkis kararında sonradan ortaya çıkan malların tenkis hesabına alınmadan hüküm kurulduğunu, bu nedenle zamanaşımının kesildiğini, davalının zamanaşımı itirazının hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının müvekkili lehine bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, tenkis istemine ilişkindir.
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.