Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/700 K.2025/4571
7. Hukuk Dairesi 2025/700 E. , 2025/4571 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/3585 E., 2025/10 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bafra 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/587 E., 2024/288 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... Mahallesindeki kargir ev ve sebze bahçesi vasıflı 36 parsel sayılı taşınmazın maliki olup davalıların ise davacının taşınmazına bitişik 37 parselin müşterek malikleri olduklarını, taşınmazlarının sınırını davacının taşınmazının içinden çeken davalıların davacının taşınmazına müdahalede bulunduklarını, uyarılara rağmen davalıların müdahalelerine devam ettiklerini, teknisyenlerce yapılan ölçüm sonucunda 37 numaralı parselin 36 numaralı parsele 289.00 m² tecavüzlerinin bulunduğunun anlaşıldığını, ayrıca müdahalede bulundukları alana da taşacak şeklide tarım amaçlı basit ahşap yapı yaptıklarını belirterek; davacının taşınmazına yapılan tecavüzün önlenmesini ve taşınmaz üzerindeki taşkın yapıların yıkılmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların kadastro çalışması esnasında belirlenen sınır noktaları dikkate alınarak keşif yapılması gerektiğini, dava dosyasına sunulan raporda parsellere ait sayısal herhangi bir koordinat değerinin olmadığından sınır tespitlerinin tam olarak yapılamadığını, dava konusu taşınmaz üzerinde taşkın bir yapının mahkemece tespiti halinde, taşan kısmın davalılar adına temliken tescilini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Çaplı taşınmaza kendi malzemesi ile yapı yapan veya ağaç diken kimsenin iyiniyetli olduğunun kabul edilebilmesi için kendinden beklenen özeni göstermesi, tapu müdürlüğüne veya belediye imar müdürlüğüne başvurup yöntemince çap sınırlarını tespit ettirerek resmi memurun gösterdiği sınırlar içerisine yapısını yapan kimsenin kendinden beklenen özeni göstermiş sayılacağı, yukarıda açıklandığı şekilde ispat etmediği takdirde ise iyi niyetli kabul edilemeyeceği açık olup 16/03/2022 tarihli fen bilirkişisi raporunda davalının inşa ettiği yapılardan A,B,C ile gösterilen yapıların davacının taşınmazına tecavüzlü olduklarının tespit edildiği..." gerekçesiyle; davanın kabulü ile,
a) ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 36 parselde, "A" harfi ile gösterilen 328.22 m²' lik alandaki davalı tarafça davacının payına yapılan müdahalenin menine, davacıya ait 36 parsel üzerinde davalı tarafından el atılan ve 16.03.2022 tarihli bilirkişi raporunda A, B ve C harfleriyle gösterilen kısımların kâl'ine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Somut olayda, el atılan yerin dava tarihindeki değeri 17.681,21 TL. olmakla bu değerin karar tarihi olan 02.10.2024 tarihi itibariyle istinaf kesinlik sınırı olan 28.250,00 TL nin altında kaldığı, bu nedenle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca reddi gerektiği..." gerekçesiyle; davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanunu'un 341/2 ve 352/1 hükümleri uyarınca gereğince kesinlikten reddine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu parsellerin sayısal koordinat değerleri bulunmadığı için müvekkilinin tecavüzü olup olmadığının kesin olarak belirlenemediğini, dava dosyasındaki 2001 tarihli aplikasyon krokisinde davacının tecavüzü varken 2021 tarihli aplikasyon krokisinde davalının tecavüzü var gibi gösterilmiş olup raporlar arasında çelişki bulunduğunu, taşan kısıma ilişkin temliken tescil taleplerinin yeterince gerekçelendirilmediğini, öte yandan dava konusu taşınmazın değerinin belirlendiği bilirkişi raporu 2021, karar tarihi ise 2024 tarihli olup bu zaman zarfındaki enflasyonist ortam dikkate alındığında dava konusu taşınmazın güncel-gerçek değerinin 17.681,21 TL olamayacağı çok açık olduğundan taşınmaz değerinin bu miktar kabul edilerek kanun yoluna başvuru sınırının altında kaldığının kabul edilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, mülkiyet hakkına dayalı el atmanın önlenmesi ve yıkım istemlerine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararda Bölge Adliye Mahkemesince; istinaf konusu edilen değerin ilk derece mahkemesinin karar tarihindeki istinaf kesinlik sınırı altında kaldığı belirlenerek verilen karar, kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Temyiz karar harcı tam yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
Dava, mülkiyet hakkına dayalı el atmanın önlenmesi ve yıkım istemlerine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince; alacağın tamamının değeri olan 17.681,21 TL'nin karar tarihi olan 2024 yılı itibariyle istinaf kesinlik sınırı olan 28.250,00 TL'nin altında olduğu için istinaf isteminin kesinlikten reddine karar verilmiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; Dairenin sayın çoğunluğu tarafından karar onanmıştır.
24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 44. maddesiyle 6100 sayılı Kanun'a eklenen ve 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren "Parasal sınırların artırılması" başlıklı Ek 1. madde hükmü uyarınca, 362. maddedeki parasal sınırların her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılacağı ve parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı belirtilmiştir.
04.06.2025 tarihli ve 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "parasal sınırların artırılması" başlıklı Ek 1. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "hükmün verildiği" ibaresi "davanın açıldığı" şeklinde değiştirilmiş, değişiklik Kanunun Resmî Gazete'de yayımı tarihi olan 04.06.2025 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Somut olayda; davanın açıldığı 2019 yılında istinaf sınırı 4.400,00 TL'dir. 6100 sayılı Kanun'un "Zaman bakımından uygulanma" kenar başlıklı 448. maddesinde yer alan "Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır." hükmünün, bu değişikliğin yapıldığı tarihten sonraki kararlara uygulanabilirliği görüşüne katılmak mümkün değildir. Zira, paranın alım gücündeki düşüşte gözetilerek davanın her iki tarafı için de güvence olan üst yargı denetimini sağlamak amacıyla, maddenin değişiklikten önceki ilk metniyle ilgili Anayasa Mahkemesi tarafından hak arama özgürlüğü temel amaç olmak üzere iptal kararı verildikten sonra, kanun koyucu tarafından hüküm tarihi yerine dava tarihini öncelenmiş ve mevcut değişiklik yapılmıştır. Bu göz ardı edilemez bir gerçektir. Yürürlük tarihinden önceki kararlar yönünden tamamlanmış işlem yorumu yapmak, hak arama özgürlüğünü zedeleyen, hakkın özünü yargısal denetimden uzak tutan bir yaklaşımdır. Yargısal uygulamalarla açığa çıkan "kazanılmış hak" ilkesini, mevcut değişiklikle daha adil ve sağlıklı sonuçlar elde edilmesine vesile olabilecek üst mahkeme denetiminin önüne almak, hak arama özgürlüğünün sınırlandırılmasıdır ve adalete güven temel kuramını da etkilemektedir. Dairemiz tarafından denetim yapıldığı tarih itibariyle 6100 sayılı Kanun'un parasal sınırlara ilişkin Ek 1. maddesinin 2. fıkrası yürürlüktedir. Bu itibarla, temyiz incelemesinin de yürürlüğe girmiş bu kanun maddesine göre "dava tarihi" esas alınmak suretiyle yapılması gerekmektedir.
Açıklanan gerekçeyle, miktar yönünden dava tarihi itibariyle istinaf incelemesi mümkün hale geldiği için, Dairece Bölge Adliye Mahkeme kararının işin esasının incelenmesi yönünde hükmün bozulması gerekirken, yazılı gerekçeyle onanmasına ilişkin Sayın Çoğunluğun kararına katılmıyoruz.