Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/1011 K.2025/4485
7. Hukuk Dairesi 2025/1011 E. , 2025/4485 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/300 E., 2020/95 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili ve bir kısım davalılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 21.10.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz eden bir kısım davalılar ... vd. vekili Avukat ... geldi, başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; asıl ve birleşen davada, dava konusu 543 parsel sayılı taşınmazı 11.10.1965 tarihli senetle, 358, 3 99... parsel No.lu taşınmazları ise 11.10.1960 tarihinde düzenlenen senet ile haricen satın ve devraldığını dava tarihine kadar zilyet olduklarını açıklayarak tapu kayıtlarının iptali ile vekil edenleri adına tesciline karar verilmesini istemiş, HMK’nın 125. maddesindeki seçimlik hakkını kullanarak daha sonra tazminat talep etmiştir.
II. CEVAP
Bir kısım davalılar cevap dilekçesinde; bedelde muvazaa olmadığını, aşamalarda verdiği dilekçe ile de dava konusu taşınmazın fiilen taksim edildiğini, davanın zamanaşımına uğradığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
Davalılardan ..., ..., ... ve ... Mahkemenin 30.06.2005 tarihli duruşma oturumunda; bir kısım taşınmazları davacıya sattıklarını, ancak hangi taşınmazlar olduğunu bilmediklerini, davacı tarafça bildirildiği takdirde tapu devirlerini yapacaklarını beyan etmişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 19.04.2011 tarihli ve 2005/424 Esas, 2011/169 Karar sayılı kararıyla 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği ayrıca tapuda kayıtlı taşınmazların haricen satışının geçersiz bulunduğu açıklanarak asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
VI. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 19.04.2011 tarihli kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 21.01.2026 tarihli ve 2015/21732 Esas, 2016/713 Karar sayılı ilâmı ile; "...Dava konusu 3 51... parseller tapulama suretiyle 12.10.1963 tarihinde ... adına, 401 parsel 12.10.1963 tarihinde paylı olarak ..., ... oğlu ..., ... kızı ... ve ... ... adlarına, 439 parsel 11.10.1963 tarihinde, 358, 399, 400, 5 43... parsel sayılı taşınmazlar 12.10.1963 tarihinde 928 parsel ise 19.04.1974 tarihinde paylı olarak ..., ..., ... ..., ... ..., ..., ..., ..., ... ve ... adlarına tescil edilmiştir. Ancak, mahkemece karar verildikten sonra, dava konusu taşınmazların 20 14... yılları içerisinde değişik tarihlerde davada yer almayan 3. kişilere tapudan satılıp devredildiği tapu kayıtlarından anlaşılmaktadır. Bu durumda dava konusu edilen taşınmazlar yargılama sırasında el değiştirmiş olduğundan Mahkemece HMK'nun 125 (HUMK. m. 186). maddesi gereğince davacılardan seçimlik haklarının sorulması, davalarını mülkiyete yönelttikleri taktirde dava konusu taşınmazlarda davalıların paylarını satın alan maliklere davanın yöneltilmesi, taraf delillerinin toplanması, tazminat (bedel) hakkını seçmeleri halinde davanın bulunduğu haliyle yürütülmesi, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Mülkiyetin naklini gerektiren davalarda husumet kayıt malikine yöneltilir. Taraf teşkili sağlanmadan yargılama yapılıp hüküm kurulamaz..." gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalılardan adlarına halen kayıtlı hisseler yönünden tapunun iptali ile davacılar adına tesciline yönelik talebin reddine, tazminat talebi yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalıların müteselsilen sorumlu olması gerektiğini, gerekçede faize hükmedildiği belirtildiği halinde hükümde faize karar verilmediğini, bir kısım davalıların da yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamasının hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalılar ... vekili; müvekkilinin beyanlarının davayı kabul olmadığını, sözleşmenin geçersiz olduğunu, alacak hakkı bile olsa bu hakkın zamanaşımına uğradığını, tazminat hesaplamasının hatalı olduğunu, hesaplamanın denkleştirici adalete göre yapılması gerektiğini, dava açıldığında dava konusu taşınmazın davacı tarafından kullanıldığını ve sebepsiz zenginleşmediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Bir kısım davalıların vekilleri ve bir kısım davalılar; sözleşmenin geçersiz olduğunu, alacak hakkının zamanaşımına uğradığını, tazminat hesaplamasının hatalı olduğunu, hesaplamanın denkleştirici adalete göre yapılması gerektiğini, savunma haklarının kısıtlandığını, davacıların elde ettiği gelirlerin de değerlendirilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmişlerdir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, şahsi hakka dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacılar HMK’nın 125. maddesi uyarınca seçimlik hakkını tazminat olarak kullanmıştır.
Öncelikle şahsi hak kavramı üzerinde durulması gerekmektedir. Bilindiği üzere hak, genel olarak kişilere hukuk tarafından tanınmış yetki olarak tanımlanabilir. Mutlak haklar ait oldukları şeyler üzerinde mevcut ve tekel hâlinde olan yetkilerdir. Nispi (şahsi) haklar ise sahibine bir borç ilişkisi dolayısıyla bir şeyin verilmesi, yapılması, yapılmaması gibi belli bir edimin yerine getirilmesini isteme yetkisi verir.
Özel hukukta, bir borç ilişkisinden doğan alacak hakkı da nispi hak niteliğindedir. Böyle olunca alacak hakkı ancak o borç ilişkisi nedeniyle borçlu olan kişi ya da kişilere karşı ileri sürülebilir, yargısal kararlarda ve doktrinde borç ilişkilerinin nispiliği ilkesi denilen bu ilke uyarınca sözleşmeler kural olarak yalnızca sözleşmenin tarafları bakımından hüküm ve sonuç doğururlar.
Somut; olayda 11.10.1960 tarihli adi yazılı “satış senedi” başlıklı belgenin tarafları olarak alıcı ... ve satıcı ..., ... , ... yer almakta, 11.10.1965 tarihli adi yazılı “ tarla satış senedi” başlıklı belgenin tarafları olarak alıcı ... ve satıcı ... yer almaktadır. Davacının 11.10.19 60... .10.1965 tarihli senetlerden doğan alacak hakkı şahsi niteliktedir. Borç ilişkilerinin nispiliği ilkesi uyarınca sözleşmeler kural olarak yalnızca sözleşmenin tarafları bakımından hüküm ve sonuç doğururlar. Mahkemece yapılması gereken dosya içerisinde mirasçılık belgesi bulunmayan ... ’in mirasçılık belgesinin getirtilerek, sözleşmenin tarafı olanlar ve külli halefleri (... mirasçıları, ... mirasçıları ve ...) yönünden 11.10.19 60... .10.1965 tarihli senetlerin hüküm ve sonuç doğuracağını gözeterek hüküm kurmak olmadır.
Sözleşmenin tarafı olan ... ’in mirasçılık belgesi getirtilmeden hüküm kurulduğu için sözleşmenin tarafı olmayan ve farklı kişi olan ... mirasçıları aleyhine hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sözleşmenin tarafı olmayan ... mirasçıları, ... mirasçıları, ... Mirasçıları, ... mirasçıları, ... mirasçıları, ... mirasçılarından hükmü temyiz edenler; ..., ..., ..., ... , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... , ..., ..., ..., ... , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi tazminat talebinin kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/2. maddesi gereğince; hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu biçim, yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır, hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz.
Mahkeme kararının gerekçesinde 05.11.2018 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi gerektiğinin belirtilmesine rağmen hüküm sonucunda faiz ile ilgili bir karar verilmeyerek gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılması doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı ...'in adli yardım talebinin KABULÜNE,
2. Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, bozma nedenine sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Yargıtay vekâlet ücreti 28.000,00 TL'nin davacılardan alınarak davalılar ..., ..., ..., ... verilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
21.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.