Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2024/5077 K.2025/4479
7. Hukuk Dairesi 2024/5077 E. , 2025/4479 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1299 E., 2024/1770 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 8. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/295 E., 2021/251 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 21.10.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davacı vekili Avukat ..., karşı taraftan davalı ... vekili Avukat ... geldiler. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin yetkilisi ve ortağı olduğu ... Yemekçilik İmalat Sanayi ve Ticaret A.Ş.'deki hisselerini ... . Noterliğinin 21.03.2014 tarih ve ... yevmiye sayılı Şirket Devir Sözleşmesi ile ... ,... ve ... 'a devrettiğini, devralan kişilerin temsilcisi olarak dava dışı ... 'nın hisse devrine imza attığını, yine aynı tarihte ise ... ile müvekkili arasında 21.03.2015 tarihli protokol imzalandığını, işbu protokole göre Şirket adına kayıtlı bulunan 27 98... parsel sayılı taşınmazdaki 17 numaralı bağımsız bölümlerin Şirket devrinin dışında tutulduğunu, protokole göre dava konusu taşınmaz üzerindeki hacizlerin bulunması nedeniyle taşınmazın Şirket üzerinde gözüktüğünü, hacizlerin terkini halinde müvekkiline devredileceğinin kararlaştırıldığını, teminat olarak da davacıya 2.000.000,00 TL bedelli bono verildiğini, ancak dava konusu taşınmazın 22.12.2014 tarihinde davalı ...'a, daha sonra ise 20.03.2015 tarihinde ise davalı ...'ne devredildiğini, yapılan devirlerin müvekkilinden mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak gerçekleştirildiğini ileri sürerek dava konusu 17 numaralı bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının hisse devrinden sonra davalı ... Yemekçilik İmalat Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile düzenlediği ikinci protokolü Mahkemeden gizlediğini, taraflar arasında düzenlenen 21.07.2014 tarihli ikinci protokole göre tarafların birbirinden hiçbir hak ve alacağının bulunmadığı beyan edilerek birbirlerini ibra ettiklerini, müvekkilinin dava konusu taşınmazı nakit ihtiyacı bulunması nedeniyle 843.000,00 TL bedelle davalı ...'e sattığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın müvekkili tarafından bedeli ...'tan kredi çekilmek suretiyle ödenerek satın alındığını, müvekkilinin bahsi geçen kredinin taksitlerini halen ödemeye devam ettiğini, tapu kaydından anlaşılacağı üzere taşınmaz üzerinde krediden kaynaklı ipoteğin bulunduğunu, banka dekontlarından anlaşılacağı üzere resmi akitte kararlaştırılan bedelin davalı ...'e banka kanalıyla gönderildiğini, dava konusu uyuşmazlığın davacı ile ... arasında olduğunu, davacının müvekkiline karşı dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, Şirketin devri ve ticaret sicil gazetesine göre dava konusu Şirket devrinin taşınmazı kapsamadığına ilişkin ibare bulunmadığından davacının dayandığı protokolün geçerliliğinin bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafın, davalı Şirketteki hisselerini devrederken dava konusu taşınmazın devir kapsamında olmadığını ileri sürdüğü, 21.07.2014 tarihli “Protokol” başlıklı belgede ise davacı ve Şirketin birbirlerini ibra ettiklerinin belirtilmiş olduğu, bu belge altındaki imzanın davacıya ait olduğunun 09.08.2018 tarihli Adli Tıp Kurumu raporu ile tespit edildiği, Şirket devrine ilişkin yayınlanan 09.04.2014 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde dava konusu taşınmazın devir dışı tutulduğuna dair bir ibare de bulunmadığı, davacının, dava konusu taşınmaz üzerindeki mülkiyet iddasının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
1. Davaya konu taşınmazın davacı adına hiçbir zaman kayıtlanmadığı, davacının, önce dava konusu taşınmazın davalı Şirket adına daha sonradan kendisine iade edilmek üzere inanç sözleşmesi gereği Şirket adına tescil edildiğine ilişkin yazılı delil sunamadığı,
2. Diğer yandan davacı ile davalı Şirketin ortakları arasında yapılan 21.03.2014 tarihli protokolde Şirket ortaklarının vekili olarak dava dışı ... temsil ettiği, vekilin 17.03.2014 tarihli hisse devir sözleşmesi kapsamı dışında tutulmayan dava konusu taşınmazın davacıya ait olduğuna ilişkin protokoldeki kabulü vekaletnamesindeki yetkilerine göre TBK'nın 504. maddesi anlamında özel bir yetki gerektirdiği, bahsi geçen protokolün davalı Şirketi ve dava dışı ortaklarını bağlamayacağı, bunun yanında davacının 21.07.2014 tarihli protokol ile de davacı hisse devri nedeniyle Şirketten bir alacağı kalmadığını da beyan ettiği,
3. Davacının yemin deliline dayandığı dikkate alınarak dava konusu taşınmazın kendisi adına alınmasına rağmen Şirket adına kayıtlanmasına ilişkin inanç sözleşmesinin ispatı için hem Şirkete karşı hem de hisse devri sözleşmesinde bu taşınmazın ayrık tutulup davacıya ait olduğuna dair devralan Şirket ortaklarına karşı yemin teklif etme hakkı bulunduğu, ancak eldeki davada davacı tarafın yalnızca tapu iptali ve tescil isteminde bulunduğu, tazminata ilişkin bir isteminin olmadığı, dolayısıyla davanın kabulüne karar verilebilmesi için davacının son kayıt maliki ...'in kötü niyetli olduğunu da kanıtlaması gerektiği, ancak davacı tarafın verilen süre içerisinde tanık listesi sunmadığı, dinlenen davalı ...'in tanığının da davalı ...'in kötü niyetine ilişkin bir beyanda bulunmadığı, taşınmazın banka kredisi ile satın alındığı ve üzerinde banka lehine ipotek bulunması karşısında ise kayıt maliki ...'in kötü niyetli olduğunun ispatlanamadığı, açıklanan nedenlerle Mahkemece tapu iptali ve tescil istemli davanın reddine karar verilmesi yerinde bulunduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili duruşma talepli temyiz dilekçesinde özetle; 21.07.2014 tarihli protokoldeki ibranın dava konusu taşınmazla ilgisinin bulunmadığını, protokolün dava konusu taşınmazla ilgili ibra niteliği taşıması için tapu bilgilerini içermesi gerektiğini, müvekkilinin mülkiyet hakkından hiç bir zaman vazgeçmediğini, 21.03.2014 tarihli inanç sözleşmesine göre dava konusu taşınmazın devir dışı tutulduğu, mülkiyetinin müvekkiline ait olduğunun açıkça yazıldığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının müvekkili lehine bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Yargıtay duruşma vekalet ücreti olan 28.000,00 TL'nin davacıdan alınarak davalı ...'ne verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.