Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/568 K.2025/4402

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/568 📋 K. 2025/4402 📅 17.10.2025

7. Hukuk Dairesi         2025/568 E.  ,  2025/4402 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1783 E., 2024/1820 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Manavgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/195 E., 2022/220 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimince hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; ... ili, ... ilçesi, ... (...) Mahallesi, 1 82... parsel sayılı tarla nitelikli taşınmazın 05.07.2000 tarihinden bu yana aralıksız müvekkilinin zilyetliğinde bulunduğunu, müvekkilinin taşınmazı aktif kullandığını, taşınmaz üzerinde müvekkili tarafından dikilmiş ağaçlar, bitkiler, tarım ürünleri bir de yapı bulunmakta olup müvekkilince yapı kayıt belgesi de alındığını, mülkiyeti kazandırıcı zamanaşımı şartlarının oluştuğunu ileri sürerek; dava konusu taşınmazın müvekkili adına tapuya tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; tespitten sonraki on yıl içerisinde davanın açılması gerektiğini, bu anlamda hak düşürücü sürenin geçtiğini, meraların "kamu orta malı" nitelikli olmaları sebebiyle üzerlerinde zilyetliğe dayalı kazandırıcı zamanaşımı iddiasında bulunulamayacağını, imar ve ihya suretiyle de zilyetlikle kazanımın söz konusu olmayacağını, zira ekonomik amaca uygun bir zilyetlik sürdürülemeyeceğini, mera vasıflı yerde inşaat ruhsatı da alınmayacağını belirterek; davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu yerde zilyetliğe dayalı tescil şartlarının oluşmadığını, zilyetliğinin yirmi seneden fazla sürmesi ve aynı zamanda zilyetlik iradesinin de bulunması gerektiğini belirterek; davanın reddini savunmuştur.
3. Davalı ... Belediyesi vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/3 hükmü uyarınca bütün davaların Hazineye ve ilgili kamu tüzel kişiliklerine karşı açılmasının zorunlu olduğunu, imar-ihya suretiyle kazanım şartlarının gerçekleşmediğini belirterek; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Davanın açıldığı tarihte dava konusu taşınmazın "mera" vasıflı olup yargılama sırasında 16/02/2022 tarihinde taşınmaz kaydında yapılan cins değişikliği işlemiyle taşınmazın "tarla" vasfıyla Hazine adına tescil edildiği, Tapulama Mahkemesi'nin 1967/23 E. - 1986/117 K. sayılı kararı üzerine 1995 yılında mera olarak sınırlanmış taşınmazı davacının satın aldığını ileri sürdüğü 05.07.2000 tarihinde taşınmazın halen mera vasfında olduğu, meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi neye ulaşırsa ulaşsın, bu zilyetliğe hukuken değer verilmesinin hukuken mümkün olmadığı, 4721 sayılı Kanun'un 713. maddesinde belirtilen zilyetlikle tescil şartlarının oluşmadığı..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 hükmü gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamayacağını, uyuşmazlığın çözümünde hava fotoğraflarından yöntemince yararlanılmadığını, mera, yaylak ve kışlak davalarında tahsise ya da kadim kullanma hakkına dayanılabileceğini, keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıkların; çekişmeli mera veya yayla ile herhangi bir yararlanma ilişkisi bulunmayan, yansız anlatımda bulunabilecek, yöreyi iyi bilen ve çevre köy ya da kasabalarda yaşayan yaşlı kişilerden seçilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazın aralıksız - nizasız uzun zamandır müvekkilince kullanıldığı ve imar-ihya edildiği hususlarının tanık beyanlarıyla da desteklendiğini, dava konusu taşınmazın mera vasfında olmadığının sonradan taşınmazın tarla vasfına dönüştürülmesiyle de ispatlandığını, hükme esas bilirkişi raporlarında, taşınmazın mera veya orman vasfında olmayıp taşınmazda uzun zaman önce müvekkili tarafından dikilen ağaçların bulunduğu ve taşınmazın etrafının yaklaşık 10-12 yıl önce tel çitle çevrildiği yönünde tespitlere yer verildiğini belirterek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, kadastro tespit tarihinden sonraki harici satın alma, zamanaşımı ve imar- ihya yoluyla kazanmayı sağlayan zilyetlik iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.