Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2024/3576 K.2025/3933

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/3576 📋 K. 2025/3933 📅 30.09.2025

7. Hukuk Dairesi         2024/3576 E.  ,  2025/3933 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/114 E., 2024/698 K.
BİRLEŞEN 20. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ 2017/698 ESAS SAYILI DOSYASINDA
BİRLEŞEN 18. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ 2017/364 ESAS SAYILI DOSYASINDA
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/549 E., 2023/521 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen davalarda davalılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 30.09.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz eden davalılar vekili Avukat ... ile karşı taraftan davacı vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; vekil edeni tarafından davalı ...’e ait dava konusu 275 55... parsel sayılı taşınmazdaki 710/1552 hissenin tamamının satın alındığını, inançlı sözleşme gereği 10/1552 hissenin ...’in uhdesinde bırakıldığını, 10.06.2014 tarihinde bakiye 10/1552 payın davacı adına ferağ edilmesine rağmen davalı ...’in diğer davalı (eşi) ... lehine 99 yıl süreli intifa hakkı tesis edildiğini, intifa hakkı tesisinin kötüniyetli olup muvazaa niteliği taşıdığını ve inanç sözleşmesine aykırılık teşkil ettiğini belirterek dava konusu taşınmaz üzerindeki intifa hakkının terkinini talep etmiştir.
2. Birleştirilen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...’in dava konusu 275 55... parsel sayılı taşınmaza 30.09.2010 tarihinden beri tel örgü ile çevirmek ve yapılanmak suretiyle müdahale ettiğini belirterek el atmanın önlenmesini talep etmiştir.
3. Birleştirilen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...’nin dava konusu 275 55... parsel sayılı taşınmaza 30.09.2010 tarihinden beri tel örgü ile çevirmek ve konteyner koymak suretiyle müdahale ettiğini belirterek el atmanın önlenmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl ve birleştirilen davalarda davalılar vekili cevap dilekçelerinde özetle; davaların reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; asıl davanın kabulüne, davalı ... adına tesis edilen intifa hakkının 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 785. maddesi gereğince terkinine, depo edilen bedelin davalıya ödenmesine, birleştirilen Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/698 Esas sayılı davanın kabulüne, arsa mahiyetindeki taşınmazın bir bölümüne çit çekilmek ve başka yapılar yapmak suretiyle yapılan el atmanın önlenmesine, birleştirilen Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/364 Esas sayılı davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davalarda davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle;
1. Asıl davada davacı ile davalı ... arasındaki inanç sözleşmesini kanıtlayan yazılı belge ya da delil başlangıcı niteliğinde bir kanıt sunulmadığı, davacının davalıya yemin teklif ettiği, davalının intifa hakkının terkini yapılarak satılmadığına dair yemin ettiği, inanç sözleşmesinin kanıtlanamadığı, intifa hakkının bedelsiz terkin isteminin reddi kararının yerinde olduğu, 4721 sayılı Kanunun 785. maddesinde öngörülen yasal koşullarının oluştuğu ve intifa hakkının bedel karşılığı terkinine yönelik kararın isabetli bulunduğu,
2. Birleştirilen Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/698 Esas sayılı dava dosyasında, davalı ...’nin intifa hakkı ile yararlanması gereken alandan daha fazla kısmı tasarruf ettiği, bu nedenle kabul kararının doğru görüldüğü,
3. Yargılama gideri ve harçların belirlenmesinde İlk Derece Mahkemesince hata yapıldığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın kabulüne, davalı ... adına tesis edilen intifa hakkının 4721 sayılı Kanunun 785. maddesi gereğince terkinine, depo edilen bedelin davalıya ödenmesine, birleştirilen Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/698 Esas sayılı davanın kabulüne, dava konusu taşınmaza davalı ... tarafından tel örgü çekilmek, ağaç dikilmek ve konteyner konulmak suretiyle yapılan el atmanın önlenmesine, birleştirilen Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/364 Esas sayılı davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleştirilen davalarda davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile sonuca gidildiğini, asıl ve birleştirilen davalarda ayrı ayrı harç alınmadığını, keşfin usule aykırı şekilde icra edildiğini, Mahkemeye erişim ve savunma haklarının açıkça kısıtlandığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olup denetime elverişli olmadığını, arsa değerinin eksik hesaplandığını, intifa hakkı bedelinin doğru tespit edilmediğini, inanç ilişkisi ispat edilemediğine göre intifa hakkının bedel karşılığı terkininin de doğru olmadığını, 4721 sayılı Kanunun 785. maddesinin uygulanamayacağını, vekâlet ücretinin hatalı belirlendiğini, hükmedilen karar ilâm harcının hukuka aykırılık teşkil ettiğini ve dava değeri ile uyuşmadığını, beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, asıl davada intifa hakkının terkini, birleştirilen davalarda ise el atmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
1. Asıl davaya yönelik temyiz incelemesinde;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki dinlenilme hakkı” başlıklı 27. maddesine göre;
“(1) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler.
(2) Bu hak;
a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını,
b) Açıklama ve ispat hakkını,
c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir.”
6100 sayılı Kanunun 288/1 hükmü; "...Hâkim, uyuşmazlık konusu hakkında bizzat duyu organları yardımıyla bulunduğu yerde veya mahkemede inceleme yaparak bilgi sahibi olmak amacıyla keşif yapılmasına karar verebilir..." hükmünü içermektedir.
6100 sayılı Kanunun 290. maddesinde; “...(1) Keşfin yeri, kapsamı ve zamanı mahkeme tarafından tespit edilir. Keşif, taraflar hazır iseler huzurlarında, aksi takdirde yokluklarında yapılır. Mahkeme keşif sırasında tanık ve bilirkişi dinleyebilir. Keşif sırasında, yapılan tüm işlemler ve beyanları içeren bir tutanak düzenlenir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/25 md.) Tutanağa, hâkimin keşif konusu ve mahalliyle ilgili gözlemleri de yazılır. Plan, çizim, fotoğraf gibi belgeler de tutanağa eklenir. Mahkeme, bir olayın nasıl geçmiş olabileceğini tespit için temsili uygulama da yaptırabilir...” hükmü yer almaktadır.
6100 sayılı Kanunun 2 88... . maddeleri gereğince mahkeme hâkimi huzurunda taşınmaz başında bilirkişi, tarafların ve var ise şahitlerin hazır bulundurulması suretiyle keşfin yapılması gerekir.
Keşfin amacı hâkimin uyuşmalık konusu hakkında bizzat duyu organları yardımıyla bulunduğu yerde inceleme yaparak bilgi sahibi olmaktır.
6100 sayılı Kanunun 290. maddesine göre keşfin yeri ve zamanı mahkeme tarafından tespit edilir. Ayrıca hukuki dinlenilme hakkı kapsamında tarafların keşfe katılmasına imkân verilmek üzere keşfin yer ve zamanının usulüne uygun şekilde bildirilmesi gerekir.
Somut olayda, 09.03.2023 tarihli keşif ara kararında, (hâkimin keşfe katılması gerektiği gereği gözetilmeden) bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verildiği gibi 6100 sayılı Kanunda yer almayan bir yöntem belirlenerek yerinde incelemenin tarih ve saat aralığının bilirkişi tarafından taraf vekillerine bildirilmesi şeklinde ara karar kurulmuştur.
Bu hâli ile 09.03.2023 tarihli keşif ara kararının az yukarıda izah edilen kriterlere uygun olmadığı anlaşılmaktadır.
Aynı şekilde 6100 sayılı Kanunda düzenlenen keşif usulü ve hukuki dinlenilme hakkına aykırı şekilde kurulan ara karar ile bu ara karara göre düzenlenen bilirkişi raporu esas alınarak hüküm tesis edilmesi de fahiş hata niteliği taşınmaktadır.
O hâlde 6100 sayılı Kanunun 288. ve 290. maddeleri gereğince mahkeme hâkimi huzurunda taşınmaz başında bilirkişilerin ve tarafların hazır bulundurulması suretiyle usulüne uygun keşfin yapılması gerekir. Bu cümleden olmak üzere; usulüne uygun şekilde keşif ara kararı kurulması, keşfin yer ve zamanının (keşif tarihinden önce) tüm taraflara bildirilmesi, konusunda uzman bilirkişilerden intifa bedelinin intifa hakkına konu taşınmazın niteliği, bulunduğu yer, kapsadığı alan, bölgedeki kira parasını etkileyecek ticari gelişmeler, dava konusu hakkın kapsamında kalan taşınmazın rayicine uygun kiraya verilseydi getireceği emsal kira bedeli gibi unsurlar dikkate alınmak suretiyle dava tarihindeki (intifa hakkı konusu taşınmazın gelişen durumlara göre olası) intifa hakkı bedelinin ayrıntılı ve gerekçeli şeklide hesaplanmasının istenmesi, akabinde (denetime elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda) dosya kapsamına uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru görülmemiştir.
2. Birleştirilen Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/364 Esas sayılı dava dosyasına yönelik temyiz incelemesinde;
Somut olayda, davalı ... aleyhine açılan el atmanın önlenmesi davasında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davacının el atma iddiasını ispatlaması hâlinde davanın kabulüne, kanıtlayamaması hâlinde ise davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Hâl böyle olunca, davalının dava açma tarihinde söz konusu taşınmaza herhangi bir el atması olup olmadığına göre davanın kabulü veya reddi yönünden hüküm tesis edilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi doğru değildir.
3. Birleştirilen Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/698 Esas sayılı dava dosyasına yönelik temyiz incelemesinde;
6100 sayılı Kanunun ''Taleple bağlılık ilkesi'' kenar başlıklı 26. maddesine göre;
''(1) Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.
(2) Hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin Kanun hükümleri saklıdır.''
Somut olayda, davacı vekili 22.01.2020 tarihli (5 numaralı ) celse de “...ağaçlandırma bakımından herhangi bir talebimiz vukuu bulmamıştır....” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Hâl böyleyken; Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı Kanunun 26. maddesine aykırı olarak davada ağaçlandırılan alana yönelik isteminin de bulunduğu kabul edilerek hüküm tesisi ile buna göre fazladan ilâm harcına hükmedilmesi hatalı olup kararın bozulması gerekmiştir
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Yargıtay duruşma vekâlet ücreti 28.000,00 TL'nin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.