Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/4134 K.2025/3859

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/4134 📋 K. 2025/3859 📅 25.09.2025

7. Hukuk Dairesi         2025/4134 E.  ,  2025/3859 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/876 E., 2025/1553 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 26. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/264 E., 2021/823 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 27.10.2010 tarihinde adi yazılı Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi imzalanarak İstanbul ili, Çekmeköy ilçesi, ... Mahallesi, 95 parseldeki 30 No.lu dairenin 125.000,00 TL bedelle müvekkiline satıldığını, ancak aradan çok uzun süre geçmesine rağmen davalının taşınmazı müvekkiline devretmeye yanaşmadığı gibi müvekkiline karşı da ödenmeyen kira bedeli adı altında davalı tarafça ilamsız takip başlatıldığını, müvekkilinin davaya konu taşınmazın bedelinin bir kısmını davalıya ödediğini, kalan kısmı ödemek için tapunun kendisine devir aşamasına gelmesini bekleyen davacının bugüne kadar tapu devrini alamadığını belirterek; dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptalini ve müvekkili adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu taşınmazın maliki olup taşınmazın satışı için müvekkili ile davacı arasında adi yazılı sözleşme akdedildiğini, sözleşmeden de anlaşılacağı üzere davacı ...'ın ilk beş ay için 5.000,00 TL peşin, altıncı aydan itibaren ise ayda 1.000,00 TL ödemeyi taahhüt ettiğini; ancak davacının müvekkiline sadece 5.000,00 TL peşinat ödediğini, geri kalan ödemelerin hiçbirini gerçekleştirmediğini, sözleşmeye göre üzerine düşen edimini ifa etmeyen davacının taşınmazın kendi adına tescilini talep etmekte haksız olduğunu belirterek; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Satış vaadine konu taşınmazın değerinin tespiti için keşif ve bilirkişi incelemesine ihtiyaç duyulduğu, "delil ikamesi için avans" başlıklı HMK.nun 324 maddesinin 1. fıkrasında taraflardan her birinin mahkemece belirlenen avansı verilen kesin süre içerisinde yatırmak zorunda olduğu yönündeki düzenlemeden sonra ikinci fıkrasında ise, tarafların bu yükümlülüğünü yerine getirmemelerinin hukuki sonucu olarak delil ikamesinden vazgeçmiş sayılacaklarının öngörüldüğü, somut olay bilirkişi incelemesini gerektirdiğinden 30/06/2021 tarihli celse ara kararı gereği yatırması gereken miktar için davacı tarafa kesin süre verildiği, davacının eksik delil avansını verilen kesin sürede yatırmadığı..." gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; " İlk derece mahkemesince; davacı vekili ile davalı vekilinin mazeret dilekçesi sunup katılmadıkları 30/06/2021 tarihli celsenin "üç" nolu ara kararında; 09/09/2021 tarih saat 12:00 dan sonra keşif yapılmasına, davacı tarafça fen bilirkişi için 650,00 TL, gayrimenkul değerleme uzmanı bilirkişi için 800,00 TL., 300,00 TL yol ücreti ile 419,90 TL keşif harcını keşif gününden üç gün öncesine kadar yatırılması konusunda kesin süre verildiği, yatırılmadığı takdirde keşif ve bilirkişi incelemesinden vazgeçmiş sayılacağının ihtarına karar verildiği, iş bu kesin süreli ara karara ilişkin duruşma tutanağının 06/07/2021 tarihinde davacı vekiline tebliğ edildiği, davacı vekilinin adli yardım talebinde bulunduğu, adli yardım talebinin reddine dair karara davacı vekilince itiraz edildiği ancak itirazının da reddedildiği sabit olup , 30.06.2021 tarihli celsede kurulan ve davacı vekiline 06/07/2021 tarihinde tebliğ edilen kesin süre ihtarlı delil avansı yatırılması konulu ara karar incelendiğinde ara kararda kalem kalem yazılmak ve açıklanmak suretiyle davacı tarafın yatırması gerekli ücretlerin belirtildiği, keşif gününden 3 gün öncesine kadar yatırılması konusunda kesin süre verildiği, kesin sürenin sonuçları ve hükümlerinin ara kararda açıkça yazıldığı ancak davacı tarafça keşif gününden 3 gün öncesine kadar yatırılması gereken delil avansının kesin süre içerisinde yatırılmadığı gibi keşif gün ve saatine kadar da yatırılmadığı, yerel mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bulunmadığı..." gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemece yüksek miktarda bilirkişi ücreti belirlendiğini, müvekkilinin maddi durumunun "pandemi" koşulları nedeniyle kötü olmasından bahisle adli yardım talebinde bulunulduğunu, bu talebin usule ve yasaya aykırı şekilde, hiç bir araştırma yapılmadan reddedildiğini, bu ret kararına karşı itiraz edildiğini ancak olumlu bir sonuç alınamadığını, bilirkişi ücretinin yatırılması için tekrar taraflarına süre verilmesi talep edilmiş ise de bu talebin de hakkaniyete aykırı şekilde reddedildiğini, imzalanan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine istinaden müvekkilinin üzerine düşen edimi yerine getirmek istediğini, ancak davalı tarafça taşınmazın tapusunun çeşitli bahanelerle müvekkiline devrinden kaçınıldığını, davalının kötüniyetle hareket ederek müvekkili davacıyı kiracı gibi görerek müvekkili hakkında kira alacağından bahisle icra takibi başlattığını, takibe itiraz davasının halen devam ettiğini, taraflar arasında 27.10.2010 tarihinde imzalanan sözleşmeye göre müvekkiline satılan daire üzerinde satın alma tarihinde hacizler bulunduğundan davalının bu hacizleri kaldırarak davaya konu taşınmazı müvekkil davacıya devredeceğini vadettiğini, ancak aradan çok uzun süre geçmesine rağmen davalının devre yanaşmadığını, taşınmazın bedelinin bir kısmının davalıya ödendiğini, kalan kısmı ödemek için tapunun devir aşamasına gelmesini beklediğini, günümüz şartlarındaki taşınmazın ederini davalıya ödemeye hazır olduklarını, sözleşme hükümlerine göre taşınmazın devrini talep ettiklerini belirterek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, harici satın almaya dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.