Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/76 K.2025/3712
7. Hukuk Dairesi 2025/76 E. , 2025/3712 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/756 E., 2024/1808 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Balıkesir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/479 E., 2023/51 K.
Dava, muhdesatın tespiti; karşı dava, muhdesatın üzerinde hissedarların hisseleri oranında hak sahibi olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince davanın reddine; karşı davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Davacı-karşı davalı vekili vekili tarafından istinaf talebinde bulunulması üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Bu karar, davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanunun 366. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre muhdesatın tespiti istemli davalarda dava değeri, muhdesatın değerinden davalının payına düşen miktardır. Somut olayda, dava konusu muhdesatın toplam değeri 539.234,56 TL olup davalının payına düşen miktar, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kalmaktadır.
KARAR
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı-karşı davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine
17.09.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
Dava, muhdesatın tespiti; karşı dava, muhdesatın üzerinde hissedarların hisseleri oranında hak sahibi olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince davanın reddine; karşı davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı- karşı davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. Hükmün davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; Dairenin sayın çoğunluğu tarafından dava değeri olarak belirlenen 269.617,28 TL'nin, Bölge Adliye Mahkemesince kararın verildiği 2024 yılı itibarıyla kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL'nin altında kaldığı gerekçesi ile temyiz isteğinin değerden reddine karar verilmiştir.
24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 44. maddesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen ve 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren "Parasal sınırların artırılması" başlıklı Ek 1. madde hükmü uyarınca, 362. maddedeki parasal sınırların her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılacağı ve parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı belirtilmiştir.
04.06.2025 tarihli ve 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesiyle 6100 sayılı Kanun'un "parasal sınırların artırılması" başlıklı Ek 1. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "hükmün verildiği" ibaresi "davanın açıldığı" şeklinde değiştirilmiş, değişiklik Kanun'un Resmî Gazete'de yayım tarihi olan 04.06.2025 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Somut olayda; davanın açıldığı 30.09.2021 tarihinde temyiz sınırı 78.630,00 TL'dir. 6100 sayılı Kanun'un "Zaman bakımından uygulanma" kenar başlıklı 448. maddesinde yer alan "Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır." hükmünün, bu değişikliğin yapıldığı tarihten sonraki kararlara uygulanabilirliği görüşüne katılmak mümkün değildir. Zira, paranın alım gücündeki düşüşte gözetilerek davanın her iki tarafı için de güvence olan üst yargı denetimini sağlamak amacıyla, maddenin değişiklikten önceki ilk metniyle ilgili Anayasa Mahkemesi tarafından hak arama özgürlüğü temel amaç olmak üzere iptal kararı verildikten sonra, kanun koyucu tarafından hüküm tarihi yerine dava tarihini öncelenmiş ve mevcut değişiklik yapılmıştır. Bu göz ardı edilemez bir gerçektir. Yürürlük tarihinden önceki kararlar yönünden tamamlanmış işlem yorumu yapmak, hak arama özgürlüğünü zedeleyen, hakkın özünü yargısal denetimden uzak tutan bir yaklaşımdır. Yargısal uygulamalarla açığa çıkan "kazanılmış hak" ilkesini, mevcut değişiklikle daha adil ve sağlıklı sonuçlar elde edilmesine vesile olabilecek üst mahkeme denetiminin önüne almak, hak arama özgürlüğünün sınırlandırılmasıdır ve adalete güven temel kuramını da etkilemektedir. Dairemiz tarafından denetim yapıldığı tarih itibarıyla 6100 sayılı Kanun'un parasal sınırlara ilişkin Ek 1. maddesinin 2. fıkrası yürürlüktedir. Bu itibarla, temyiz incelemesinin de yürürlüğe girmiş olan bu kanun maddesine göre "dava tarihi" esas alınmak suretiyle yapılması gerekmektedir.
Açıklanan gerekçeyle, miktar yönünden dava tarihi itibarıyla temyiz incelemesi mümkün olduğundan işin esasının incelenmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle temyiz isteminin miktar yönünden reddine ilişkin sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum.