Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/46 K.2025/3448
7. Hukuk Dairesi 2025/46 E. , 2025/3448 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/29 E., 2024/28 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bulanık 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/114 E., 2023/298 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 291 ve 606 parselde yer alan taşınmazların ... Valiliği İl ... Komisyonu tarafından tespit ve tahkik edildiğini, sonrasında ... Köyüne mera olarak tahsis edildiğini, tespit ve tahdit kararına davacı tarafça itiraz edildiğini, itirazın reddedildiğini, dava konusu taşınmaza kadimden beri davacı ve murislerinin malik sıfatıyla zilliyet olduğunu, taşınmazların tarla niteliğinde olduğunu kadimden beri bu şekilde kullanıldığını, Mera Kanunu'nda belirtilen ölçültere uyulmadan, gerekli bilirkişi incelemesi yapılmadan, Maliye Bakanlığından izin alınmadan tespit yapıldığını, dava konusu taşınmazın verimli tarım alanlarından olduğunu, mera vasfında olmadığını ileri sürerek ... Valiliği İl ... Komisyonunun tespite ilişkin 25.11.2012 tarih ve 2022/39 Karar sayılı kararı ile tahsise ilişkin 06.01.2023 tarih 20223/1 Karar sayılı kararının iptaline, dava konusu yerin mera olmadığının tespitine ve davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın Hazine adına kayıtlı olduğunu, çayır vasfında olduğunu, ilk tescil tarihinin 18.06.2003 yılı olduğunu, taşınmazın çayır olan vasfının değiştirilmediğini, çayır olarak korunduğunu, iddia edildiği gibi meraya dönüştürme işleminin yapılmadığını, çayır vasıflı taşınmazların tüm köylüler tarafından ortak olarak hayvan otlatmak amacıyla ... Köyü Tüzel Kişiliğine çayır vasfıyla tahsis edildiğini, vasfı çayır olan taşınmazların şahıslar tarafından izinsiz kullanılarak sürülüp işlenerek ekilip biçildiğini, böylece çayır özelliğinin ve yapısının bozularak tarlaya dönüştürüldüğünü, taşınmazın şahıslar tarafından işgal edilerek kullanılmasını davacılara bir hak doğurmayacağını savunarak açılan davanın reddini talep etmiştir.
2.Davalı ... Köy Tüzel Kişiliği adına köy muhtarı tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; mera komisyon kararının köyün aleyhine bir karar olduğunu, mera olarak tespiti yapılan arazilerin bitişik ya da yakın mesafede olmadığını, taşınmazların tarlaların içinde olduğunu, mera olarak kullanılamayacağından köyün mera ihtiyacını karşılamadığını belirterek mera komisyon kararının iptalini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...dava konusu taşınmazın hazinenin mülkiyetinde olduğu, hazinenin tapulu yerlerinin mera kaynakları kapsamına alınması üzerine dava açma yetkisinin mülkiyet hakkı sahibi hazineye ait olduğu, davacının aktif dava açma yetkisi bulunmadığı..." gerekçesiyle davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza davacıların ve murislerinin malik sıfatıyla zilyet olduğunu, komisyon kararının hukuka aykırı olduğunu, Maliye Bakanlığından izin alınması gerektiğini, taşınmazların verimli tarım alanı olduğunu, mera vasfında olmadığını, tapulu arazilerin arasında yer aldığını, mera olarak kullanılamayacağını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; mera komisyon kararının iptali, zilyetliğin tespiti, tapuya tescili istemine ilişkindir.
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun “Kadastro tutanaklarının kesinleşmesi ve hak düşürücü süre” kenar başlıklı 12/3 hükmü şöyledir: "Bu tutanaklardaki belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz" Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu, 02.04.2004 tarihli ve 2003/1 Esas 2004/1 Karar sayılı kararının gerekçesinde, "Hak düşürücü süre, doğrudan doğruya hakim tarafından kendiliğinden gözönünde tutulması gereken, davada "itiraz" olarak başvurulması zorunlu olan ve zamanaşımı gibi "kesme" ve "durma" hükümlerine bağlı olmayan, uyulmama halinde "hakkın" kaybına yol açan yani hakkın özünü ortadan kaldıran süredir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. fıkrasında öngörülen on yıllık sürenin de hak düşürücü süre olduğu kuşkusuzdur." açıklamasına yer verilmiştir.
Buna göre anılan yasal düzenlemede belirtilen on yıllık süre, hâkim tarafından kendiliğinden (re'sen) göz önünde tutulması gereken hak düşürücü süre niteliğinde olup, bu sürenin dolması ile birlikte sadece hakkın dava edilebilirliği değil hakkın kendisi de yok olmaktadır.
Somut olayda; dava konusu taşınmazların kadastro tespitinin 1997 ve 1902 yıllarında kesinleştiği, davacının kadastro tespitinden önceki zilyetlik sebebine dayalı olarak istemde bulunduğu ve kadastro tutanağının kesinleştiği tarihten davanın açıldığı 16.02.2023 tarihine kadar kadastrodan önceki hukuki sebepler bakımından 3402 sayılı Kanun'un 12/3 hükmündeki on yıllık hakdüşürücü sürenin geçtiği anlaşıldığından davanın hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı nedenlerle reddine karar verilmesi bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, sonucu itibarıyla doğru bulunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanması, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/4 hükmü gereğidir.
VI.KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2.Davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesince yapılan değerlendirmeye yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile sonucu itibarıyla doğru olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.