Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2024/5074 K.2025/2895
7. Hukuk Dairesi 2024/5074 E. , 2025/2895 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1116 E., 2024/1450 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Malatya 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/132 E., 2023/122 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu Malatya İli, ... İlçesi, ... Mahallesi 334 ada 1 parsel sayılı taşınmazın Hazineye ait iken Mera Kanunu açıklamalarına ve kıstaslarına göre hiç bir mera vasfı taşımamasına rağmen meraya dönüştürüldüğünü, oysa ki taşınmazı tarım için kullandığını, 2002 yılından beri tarım arazisi olarak kullandığını, daha sonra etrafını tel örgü ile çevirdiğini, içerisine bağ evi yaptığını ve kayısı ağaçları diktiğini, ecrimisil ödemesi yaptığını, Mera Kanununda geçen tanıma uymamasına ve hiç bir kamu yararı taşımamasına rağmen eksik inceleme sonucu mera vasfına dönüştüğünü, bu durumun taşınmazın ileride satışa çıkarılması durumunda sahip olduğu ön alım hakkını hukuki ve reel yönden zayi ettiğini, gerekli araştırmalar yapılarak taşınmazın mera vasfına haiz olmadığının tespiti ile mera vasfından çıkarılıp Hazine adına tescil edilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davaya karşı öncelikle yargı yolu, görev, zamanaşımı, hak düşürücü süre ve husumet itirazında bulunduklarını, davanın reddini talep ettiklerini, 334 Ada 1 parsel sayılı taşınmazın Mera Kanununun 5. maddesi (b) bendi uyarınca, "Devletin hüküm ve tasarrufunda veya Hazinenin mülkiyetinde bulunan arazilerden etüt sonucu mera yaylak ve kışlak olarak yararlanabileceği anlaşılan yerler" hükmü kapsamında değerlendirilerek İl Mera komisyonunca mera parseli olarak tapuya tescil ve kaydının yapıldığını, davaya konu idarelerce tesis edilen işlemin idari işlem niteliğinde olduğundan huzurdaki davanın idare mahkemelerinde açılması gerektiğini, davacı tarafça Kanunda belirtilen itiraz usulüne başvurulmadan dava yoluna gidildiğini, davanın hak düşürücü süreden reddi gerektiğini, yine davanın aktif husumet ve pasif husumet yokluğundan usulden reddi gerektiğini, söz konusu işlemin Hazinenin mülkiyetindeki taşınmazın mera komisyon kararı ile mera vasfında tesciline dair idari bir karar olduğunu, taşınmaz üzerinde işgalci konumunda olan tarafların böyle bir dava açmasında hukuki yararı, hak ve menfaati bulunmadığını, bu sebeple davanın taraf sıfatı yokluğu sebebiyle usulden reddi gerektiğini, davanın İl Tarım ve Orman Müdürlüğü aleyhine açılması gerekirken Maliye Hazinesi adına açılmasının hatalı olduğunu, ayrıca davanın mera ile ilgili olması sebebiyle davaya ... Belediyesinin yanında Büyükşehir Belediye Başkanlığının da dahil edilmesi gerektiğini, İl Mera Komisyon kararının hukuka ve usule uygun olarak alındığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, zaman aşımı itirazında bulundukları, huzurdaki davada asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğunu, dava konusu taşınmazların plan dışında kaldığından müvekkili belediyenin tasarrufu bulunmadığını, husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, açılan davanın reddi gerektiğini, belediyenin dava konusu taşınmazda herhangi bir işgal doğuracak işlem tesis etmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 4342 sayılı Mera Kanununun 5. maddesine göre Hazinenin mülkiyetinde bulunan arazilerden etüt sonucu mera, yaylak ve kışlak olarak yararlanılabileceği saptanan yerlerin mera kaynakları içerisine alınabileceğini, bu gibi Hazinenin tapulu yerlerinin mera kaynakları kapsamına alınması üzerine dava açma yetkisinin mülkiyet hakkı sahibi Hazineye ait olduğunu, kira ilişkisi veya benzeri bir nedene dayanılarak mülkiyet hakkı sahibi Hazine’nin kullanmadığı dava açma yetkisinin onun kiracısı tarafından- somut olayda; Hazineye ecrimisil ödenerek taşınmazları işgal edenler-tarafından kullanılamayacağını belirterek davacının davasının aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kadastro tespiti sırasında davaya konu taşınmazın 579 parsel ile mera vasıflı olarak tescil edildiği, akabinde toplulaştırma işlemi ile 189 ada 2 parsel olarak Hazine adına tescil edildiği ve daha sonra mera komisyonu kararı ile 07.05.2018 yılında cins değişikliği ile birlikte yeniden KOM parseline dönüştürüldüğü, Hazineye ait taşınmazların mera kaynakları arasına alınması üzerine dava açma yetkisi mülkiyet hakkı sahibi Hazineye ait olduğundan davacının aktif dava açma yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde:
a.Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,
b.Davacının dava konusu taşınmazı 2002 yılından beri tarım arazisi olarak kullandığını, ardından tel örgü ile çevirerek bağ evi yaptığı ve kayısı ağacı diktiğini, ecrimisil ödemesi yaptığını, davayı açmakta hukuki yararı olduğunu, aksi takdirde ecrimisil ödemesi ile kazandığı hakların hiçe sayılmış olacağını,
c.Emsal alınan kararın eksik incelendiğini, lehe olduğu halde aleyhe yorumlandığını, kararda Belediye ve köye karşı dava açılabileceğinin belirtildiğini ileri sürerek hükmü temyiz etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, mera komisyon kararının iptali ile taşınmazın Hazine adına tarım arazisi vasfıyla tescili istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.