Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2024/4269 K.2025/2886
7. Hukuk Dairesi 2024/4269 E. , 2025/2886 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1064 E., 2024/1676 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Karaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/220 E., 2024/104 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili dava dilekçesinde; Karaman ili, ... Mahallesi, 918 ada 46 parsel numaralı mera vasıflı taşınmazın 477.042 m²'lik kısmına davalı tarafından tarımsal faaliyette bulunmak, ev yapmak, iki adet su kuyusu açmak ve iki adet elektrik trafosu koymak suretiyle tecavüzde bulunulduğunu, mera vasfının bozulduğunu, dava konusu meranın eski hâle getirilmesi için yapılacak masrafın 416.306,45 TL olduğunun tespit edildiğini ileri sürerek müdahalenin men'ini, 416.306,45 TL eski hâle getirme bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, muhtesatların yıkım giderleri davalıya ait olmak üzere yıkımına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davacı vekili, 20.07.2023 tarihli dilekçesiyle; raporda eski hâle getirme bedelinin 455.369,92 TL olarak hesaplandığını, bu kalem yönünden talebini ıslah ederek 455.369,92 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taşınmazın mera vasfında olduğunun bilinmediğini, kaldı ki taşınmazın mera vasfında olmadığını, ıslah edilemeden önce taş ve çukurlarla dolu atıl hâlde olduğunu, üzerinde yararlanılabilecek ot olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında belirtilen kararı ile; dava konusu 918 ada 46 parsel sayılı taşınmazın mera parseli vasfında olduğu, davalı tarafında mera parseline müdahalede bulunulduğu, dava konusu meranın kuru mülkiyeti kendisine ait olan Hazinenin 4342 sayılı Mera Kanunu'nun 4/4 hükmüne dayanarak meralarda meydana gelen tahribat sebebiyle eski hâle getirme masraflarının tahsilini haksız eylem sahibinden isteyebileceği, meranın eski hâle getirilmesi için yapılması gereken maliyetlere ilişkin denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu dikkate alınarak davanın kabulü ile toplam 455.369,92 TL eski hâle getirme bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 918 ada 46 parsel sayılı mera parseli üzerinde bulunan Harita mühendisi bilirkişisi tarafından düzenlenen 13.11.2023 havale tarihli krokili raporunda (D1) harfi ile gösterilen 11183 m² içerisinde yer alan (138 m²'lik üstü açık yapı); (D2) harfi ile gösterilen 326872 m² içerisinde yer alan (90 m²'lik yapı, kuyu2, kuyu3, trafo2, trafo3) muhdesatların kâl'ine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında belirtilen kararı ile; dava konusu mera vasıflı taşınmazın davalı tarafından kullanıldığı ve vasfının bozulduğu, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre eski hâle getirme bedeline hükmedilmesi ve yapıların kâl'ine karar verilmesinin doğru olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşınmazın mera vasfında olmadığını, 20 yıl sonra durumun ileri sürülmesinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesine aykırılık teşkil ettiğini, raporun hatalı olduğunu zira mera vasfı için gerekli araştırmanın yapılmadığını, yargılama gideri ve vekâlet ücreti hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, meraya el atmanın önlenmesi, eski hâle getirme ve yıkım istemine ilişkindir.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/2 hükmü gereğince; hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Kamu düzeninden olan doğru sicil oluşturma ilkesi gereğince hâkimin infazı kabil karar verme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu biçim, yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hâl, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir.
Dosyanın incelenmesi neticesinde; dava dilekçesinde davacı tarafından el atmanın önlenmesinin talep edildiği, İlk Derece Mahkemesince ön inceleme duruşmasında uyuşmazlığın el atmanın önlenmesi, yıkım ve tazminat şeklinde belirlendiği, ancak İlk Derece Mahkemesince el atmanın önlenmesi talebine ilişkin bir hüküm tesis edilmediği anlaşılmış olup bu husus bozmayı gerektirmiştir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370/2 hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3.İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (1) bendinde yer alan "Davanın Kabulüne" ibaresinden sonra gelmek üzere "El atmanın önlenmesine" ibaresinin eklenmesi suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.