Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2024/1396 K.2025/2851

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/1396 📋 K. 2025/2851 📅 27.05.2025

7. Hukuk Dairesi         2024/1396 E.  ,  2025/2851 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1230 E., 2022/938 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2014/301 E., 2020/383 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı mirasçıları vekili tarafından duruşma istemli ve davalılardan ... vekili tarafından duruşmasız temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 06.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz eden davacılar vekili Avukat ... geldi. Karşı taraf adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenin sözlü açıklaması dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalılardan ... arasında, ... 2. Noterliğinde 25.04.1983 tarih ve 24926 yevmiye numarası ile gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi düzenlendiğini, ...’nın dava konusu 576, 577, 578, 579, 580, 581, 582, 583, 584, 585, 586, 587, 588, 589, 590, 591, 592, 593, 594, 595 ve 609 parsel sayılı taşınmazlardaki hem kendi hem de 1974 senesinde ... 1. Noterliğinde yapılan miras taksim sözleşmesi kapsamında kendisine (kardeşleri tarafından) bırakılan payları sattığını, müvekkilinin satış bedellerini ödeyerek zilyetliği teslim aldığını, davacının satış vaadi sözleşmesinin tapuya şerh edilmesi için Tapu Sicil Müdürlüğüne 17.10.1983 tarihinde müracaat ettiğini, davacının zilyetliğini teslim aldığı tarihten beri taşınmazları nizasız ve aralıksız olarak kullandığını, 582 parsel sayılı taşınmaz üzerine kapama limon bahçesi meydana getirdiğini ve zeytin ağacı diktiğini, dava konusu hisselerin muvazaalı şekilde davalılardan ...'e devredildiğini, ...'in davalılardan ... ve kardeşleri arasında yapılan taksim sözleşmesinden haberdar olduğunu, ... hariç diğer kardeşlerin de tüm paylarını muvazaalı olarak ...'e sattığını ve ...'in ...'ın kardeşi ... ...'in oğlu olduğunu ileri sürerek; davalılardan ..., ... ve ... adına olan tüm hisselerin 2.117,38 m²'sinin iptali ile davacı adına tescilini, bu talebin kabul edilmemesi hâlinde dava konusu 582 parsel sayılı taşınmaz üzerinde tesis edilen bahçe değerinin zemin değerinden fazla olması nedeniyle bu kısmın ifraz edilerek davacı adına tescilini, olmaması hâlinde davacının gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığı hisselerin dava tarihindeki güncel kıymetinin davalılardan ...'dan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini, davacının dava konusu 582 parsel sayılı taşınmaz üzerine iyiniyetle yaptığı muhdesat bedelinin tüm davalılardan müşterek ve müteselsil olarak tahsilini ve bu talebin de kabul edilmemesi hâlinde dava konusu 582 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki ağaçların davacıya ait olduğunun tespiti ile tapuya tescilini talep etmiştir.
2. Davacı vekili 19.04.2017 tarihli dilekçe ile; gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi gereğince dava konusu parsellerdeki davalılar ..., ..., ... adına olan hisselerin iptali ile 2.117,38 m²'lik kısmına isabet eden hissenin davacı adına tesciline, bu talebin kabul edilmemesi hâlinde 2.117,38 m²'lik kısmın dava tarihindeki güncel değerinin belirlenerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL'nin davalı ...'dan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş olup bu istem dışındaki tüm taleplerini takipsiz bıraktıklarını bildirmiştir.
3. Davacı vekili 20.11.2018 tarihli duruşmada; davalılardan ..., ... ve ... yönünden davayı takip ettiklerini, diğer tüm davalılar hakkındaki davalarını takip etmediklerini beyan etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalılardan ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini savunmuştur.
2. Davalılardan ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; davalılardan ... ve ... hakkındaki davanın reddine, davalılardan ... yönünden davanın kısmen kabulüne, 2.043,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan ...’dan tahsiline, diğer davalılar ve dahili davalılar hakkındaki davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı mirasçıları vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle;
a. Davacının satıcı ile aynı kök içerisinde elbirliği maliklerinden olmadığı,
b. Dava konusu 580 ve 582 parsel sayılı taşınmazlar dışındaki taşınmazlarda zilyetliğin davacıya devredilmediği,
c. Davalılar ..., ... ve ... dışındaki davalılar hakkında davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı,
d. Dava konusu 580 ve 582 parsel sayılı taşınmazlar dışındaki taşınmazlar yönünden zamanaşımı oluştuğu, zilyetliğin devredilmediği, zilyetliğin devir alındığının davacı tarafça ispat edilemediği ve bu yerlere yönelik verilen ret kararının yerinde olduğu,
e. Miras taksim sözleşmesine rağmen hisselerin ...’ya (kardeşleri tarafından) devredilmediği, ifa imkansızlığının meydana geldiği, ...'nın yaptığı işlemin bir taahhüt muamelesi olarak kaldığı ve zilyetlik de devir edilmediğinden alacak istemin zamanaşımına uğradığı,
f. 1983 yılında yapılan satış vaadi sözleşmesi ile dava konusu 580 ve 582 parsel sayılı taşınmazlardaki zilyetliğin davacıya devredildiği, tapuda devir yapılmadığı, 2012 yılında ...’nın hisselerini davalılardan ...’ya sattığı, ...’nın (satıcı ...’nın yeğeni olup) 1974 senesinde yapılan miras taksim sözleşmesinin taraflarından ...’nin oğlu olduğu, bu yönü ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 1024. maddesi uyarınca iyiniyetli kabul edilmeyeceği, 4721 sayılı Kanun'un 1023. maddesinin koruyuculuğundan faydalanamayacağı ve ... tarafından ...’ya devir edilen hisselerin iptali gerektiği gerekçesiyle davacı mirasçıları vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, dava konusu 580 ve 582 parsel sayılı taşınmazlarda, davalılardan ... tarafından davalılardan ...’ya satış yolu ile devredilen 256/23040’şar hisselerin tapu kayıtlarının iptali ile davacı mirasçıları adına ... 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/105 Esas ve 2019/106 Karar sayılı veraset ilâmındaki hisseleri oranında tesciline, bakiye hisselerin ipkasına, davalı ... hakkındaki 576, 577, 578, 579, 581, 583, 584, 585, 586, 587, 588, 589, 590, 591, 592, 593, 594, 595 ve 609 No.lu parseller yönünden açılan tapu iptali ve tescil ile tazminat davasının reddine, davalılar ... mirasçıları ve ... hakkında açılan tapu iptali ve tescil ile tazminat davasının reddine, diğer davalı ve dahili davalılar hakkındaki davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı mirasçıları vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a. Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini,
b. Taksim sözleşmesi ve satış vaadi sözleşmesi kapsamında ...’nın müvekkiline sattığı hissenin 2.117,28 m²’ye denk geldiğini,
c. Zilyetliğin satış vaadi sözleşmesi ile davacıya teslim edildiğini ve bu hususun sözleşmeye açıkça yazıldığını,
d. Müvekkil ve diğer hissedarlar arasında fiili kullanım biçimi oluştuğunu ve herkesin hakkı kadar yeri kullandığını,
e. Sadece 580 ve 582 parsel sayılı taşınmazların teslim edildiğine yönelik tespitin gerçeği yansıtmadığını,
f. Teslim konusunda sözleşmelerin gözardı edildiğini,
g. Davacı ...’in dava tarihinden önce dava konusu taşınmazlarda pay sahibi olduğunu,
h. Davalıların satıştan sonra dava konusu taşınmazlarda kullanımları olmadığını,
ı. Davacının satış vaadi sözleşmesinin tapuya şerh edilmesi için Tapu Sicil Müdürlüğüne 17.10.1983 tarihinde müracaat ettiğini,
i. Dava konusu 580 ve 582 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde davacı tarafından meydana getirilen muhdesat bulunduğunu,
j. Delillerinin toplanmadığını ve tüm iddialarının araştırılmadığını,
k. Bölge Adliye Mahkemesinin ifa imkansızlığına yönelik tespitinin kabul edilemeyeceğini,
l. Zira taksim sözleşmesi taraflarının tüm malları taksim sözleşmesine göre paylaştırmasına rağmen bu hususun araştırılmadığını,
m. Talepleri doğrultusunda ek bilirkişi raporu alınmadığını ve bilirkişi raporlarına karşı itirazlarının da dikkate alınmadığını beyan etmektedir.
2. Davalılardan ... vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a. Dava konusu 580 ve 582 parsel sayılı taşınmaz yönünden de davanın reddi gerektiğini,
b. Müvekkilinin tapu kaydına güvenen iyiniyetli üçüncü kişi olduğu gibi hissedar olmayan kişinin iştirak hâli çözülmeden tapu iptali ve tescil davası açamayacağını,
c. Sözleşmenin ifa olanağı bulunmadığını,
d. Taleplerin zamanaşımına uğradığını ve davacının dava konusu taşınmazlar üzerinde zilyetliği olmadığını,
e. Tapu kaydında satış vaadi sözlemesine yönelik herhangi bir kaydın yer almadığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, satış vaadine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat istemine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, satış vaadi sözleşmesi kapsamında teslimin gerçekleştiğine ve davalı ...’nın vaat borçlusu ...’nın kardeşi ...’nin oğlu olup satış vaadi sözleşmesini sonuçsuz bırakmak amacıyla yaptığı işlemde iyiniyetinden söz edilemeyeceğine göre, davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Kaynağını 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 29. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, 6098 sayılı Kanun'un 237. maddesi ile 4721 sayılı Kanun'un 706. ve Noterlik Kanunu'nun 89. maddesi hükümleri uyarınca noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmî şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde 4721 sayılı Kanun'un 716. maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
Taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden 6098 sayılı Kanun'un 146. maddesi hükmü gereğince on yıllık zamanaşımı süresi uygulanır ve bu süre sözleşmenin ifa olanağının doğması ile işlemeye başlar. Ancak satışı vadedilen taşınmaz, sözleşme ile veya fiilen satış vaadini kabul eden kişiye yani vaat alacaklısına teslim edilmiş ise on yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açılan davalarda zamanaşımı savunması 4721 sayılı Kanun'un 2. maddesinde yer alan “...dürüst davranma kuralı...” ile bağdaşmayacağından dinlenmez.
4721 sayılı Kanun'un 676. maddesi "Mirasçılar arasında payların oluşturulması ve fiilen alınması veya aralarında yapacakları paylaşma sözleşmesi mirasçıları bağlar. Paylaşma sözleşmesiyle mirasçılar, tereke mallarının tamamı veya bir kısmı üzerindeki elbirliği mülkiyetinin miras payları oranında paylı mülkiyete dönüştürülmesini de kabul edebilirler. Paylaşma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır." şeklinde düzenlenmiştir.
4721 sayılı Kanun'un 676. maddesi uyarınca miras paylaşımı (taksim) ancak taksim sözleşmesinin yapıldığı sırada miras ortaklığına dahil, paylaşılmamış olan miras mallar için söz konusudur. Paylı mülkiyete dönüştürülmüş ya da diğer mirasçıların oluruyla bir veya birkaç mirasçı adına tescil edilen durumlarda miras taksim sözleşmesi yapılması sonuç doğurmaz. Miras ortaklığına (terekeye) dahil taşınmazlara ilişkin miras taksim sözleşmesinin geçerliliği için tüm mirasçıların katılımı ile adi yazılı şekilde düzenlenmesi yeterlidir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu taşınmazların 23.02.1972 tarihinde kesinleşen kadastro işlemi ile ..., ... ..., ... ..., ..., ... ve dava dışı başka kişiler adına paylı şekilde kayıt edildiği, davalı ... ile (kardeşleri) davalı ..., dava dışı ... ..., ... ... ve ... arasında 12.03.1974 tarihli taksim sözleşmesi yapıldığı, taksim sözleşmesi doğrultusunda niza konusu taşınmazlar ile dava konusu edilmeyen bazı taşınmazların ... namına tescil olunmak üzere terk ve tefrik edildiği, taşınmazların, sözleşme tarihinde (miras ortaklığına (terekeye) dahil taşınmazlardan olmadığı,) paylı mülkiyet şeklinde tapuda kayıtlı bulunduğu, taşınmazlar elbirliği mülkiyeti hükümlerine tâbi olmadığından pay temlikinin resmî şekilde yapılması gerekeceği, davacı ile davalı ... arasında ... 2. Noterliğinin 25.04.1983 tarih ve 24929 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde satış vaadi sözleşmesi akdedildiği, sözleşme kapsamında davalı ...’ın dava konusu 576, 577, 578, 579, 580, 581, 582, 583, 584, 585, 586, 587, 588, 589, 590, 591, 592, 593, 594, 595 ve 609 parsel sayılı taşınmazlardaki hem kendi hem de 1974 senesinde ... 1. Noterliğinde yapılan miras taksim sözleşmesi kapsamında kendisine (kardeşleri tarafından) bırakılan payları alıcının tasarrufuna terk ve teslim ettiği, bu hususun vaat borçlusu ve vaat alacaklısı tarafından açıkça beyan edildiği, taşınmazların fiilen olmasa da hukuken vaat alacaklısına teslim edildiğinin kabulü gerektiği, dava konusu taşınmazlardaki ... ...’e ait payların intikal ve hisse devri yolu ile 27.07.2012 tarihinde, davalılardan ...’a ait payların satış suretiyle 04.12.2012 tarihinde, dava dışı ... ... ve ...’a ait payların ise satış ile 04.12.2013 tarihinde (... ...’in oğlu) davalı ...’e devredildiği, dava tarihi itibarıyla dava konusu edilen payların (haklarında davaya devam olunan) davalılar ... ve ... adına kayıtlı olduğu, davalı ... adına kayıtlı tapunun bulunmadığı ve (terditli) tazminat isteminin ise (sadece) ...’a yöneltildiği anlaşılmaktadır.
O hâlde; sözleşme kapsamında taşınmazların alıcının tasarrufuna terk ve teslim edildiği, vaat borçlusu ve alacaklısı tarafından açıkça beyan edildiğine göre taşınmazların fiilen olmasa da hukuken vaat alacaklısına teslim edildiğinin kabulü gerekir. Bu hâlde zamanaşımı savunmasında bulunmak, hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir.
Hâl böyle olunca, Mahkemece yapılacak iş, yukarıda yapılan açıklamalar kapsamında, davalı ...’nın diğer davalı ...’ya (satış yolu ile) devrettiği ve satış vaadi kapsamında bulunan dava konusu taşınmazlardaki paylar yönünden teslimin varlığı kabul edilerek davacının (...’dan devir gören paylara yönelik) tapu iptali ve tescil istemi hakkında olumlu - olumsuz bir karar verilmesi, dava konusu edilen ( ve davalı ...’nın miras taksim sözleşmesi kapsamında kendisine kardeşleri ..., ..., ... ve ... tarafından bırakılıp hâlihazırda davalılar ... ve ... adına kayıtlı bulunan) diğer paylar yönünden ise miras taksim sözleşmesinin geçerli olup olmadığı üzerinde durularak bu paylar yönünden de tapu iptali ve tescil istemi hakkında değerlendirme yapılması, miras taksim sözleşmesinin geçerli kabul edilmemesi hâlinde zilyetliğin devir alındığının kabulü ile (davacının ...’nın payları dışında satın aldığını iddia ettiği paylara yönelik) terditli tazminat istemi hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde dava konusu 580 ve 582 sayılı parseller dışındaki dava konusu taşınmazlar hakkında davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı mirasçıları vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Yargıtay duruşma vekâlet ücreti 28.000,00 TL’nin davalılar ..., ... ve ...’dan alınarak davacı mirasçılarına verilmesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.