Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2024/5101 K.2025/2819
7. Hukuk Dairesi 2024/5101 E. , 2025/2819 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1602 E., 2024/1995 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/65 E., 2023/58 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ve davalıların, Antalya ili, ... ilçesi, ... Köyü Mahallesinde bulunan tapunun 102 ada 104 parselinde bulunan tarla vasıflı taşınmazın hissedar malikleri olduklarını, dava konusu taşınmazın davalılardan ...'a 25.01.2021 günü 1.000.000,00 TL'ye, ...'e ise 03.02.2021 günü 250,00 TL'ye satıldığını öğrendiğini, müvekkillerine hisselerin satılacağı konusunda herhangi bir bilgi, haber verilmediğini, ihtarname keşide edilmediğini, müvekkilinin kendi hissesinde seracılık yaptığını ve tarımla uğraştığını, davalı ...'nın da kendi hissesinde seracılık yaptığını, hissedarı olduğu taşınmazın satılmasında öncelikli alım hakkına sahip olduğunu, müvekkilinin tapuda gösterilen satış bedelini mahkeme veznesine depo etmeye hazır olduğunu ileri sürerek Antalya ili, ... ilçesi, ... Köyü Mahallesinde bulunan tapunun 102 ada 104 parselinde davalı ... adına kayıtlı bulunan 4650 m² hisse ile davalı ... adına kayıtlı bulunan 47,5 m² bulunan hissenin tapularının ön alım hakkına dayanarak iptali ile davacı müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın tamamen haksız ve yersiz olduğunu, davacının baştan beri bu hissenin satılacağını ve sonrasında da müvekkilinin satın aldığını bildiğini, bu nedenle davanın üç aylık hak düşürücü süreden sonra açıldığını, her ne zaman ki taşınmazların değerinin yükseldiğini, davacının o zaman kötü niyetli olarak bu davayı açtığını, kabul anlamına gelmemek üzere, davacının davasının kabulü cihetine gidilecek olur ise, taşınmazın tapudaki değerinin değil de şufa bedelinin ödeneceği tarihteki serbest piyasa rayiç değerinin ödenmesini talep ettiklerini, diğer taraftan müvekkilinin satın aldığı yerin, davacının kullanımında olan bir yer olmadığını, davacının kendisi de, müvekkilinin satın aldığı yer gibi ayrı bir yeri kullandığını, müvekkilinin hisse satın aldıktan sonra davacının hissesine ve kullandığı yere karışmasının söz konusu olmadığını, herkesin kendi kullandığı kısmı kullanmaya devam ettiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın tamamen haksız ve yersiz olduğunu, davacının baştan beri bu hissenin satılacağını ve sonrasında da müvekkiliminin satın aldığını bildiğini, bu nedenle davanın üç aylık hak düşürücü süreden sonra açıldığını, her ne zaman ki taşınmazların değerinin yükseldiğini, davacının o zaman kötü niyetli olarak bu davayı açtığını, davacının davasının kabulü cihetine gidilecek olur ise, taşınmazın tapudaki değerinin değilde şufa bedelinin ödeneceği tarihteki serbest piyasa rayiç değerinin ödenmesini talep ettiklerini, diğer taraftan müvekkilinin satın aldığı yerin, davacının kullanımında olan bir yer olmadığını, davacının kendisinin de çok uzun yıllardan beri müvekkilinin satın aldığı yer gibi ayrı bir yeri kullandığını, müvekkilinin hisse satın aldıktan sonra davacının hissesine ve kullandığı yere karışmasının söz konusu olmadığını, herkesin kendi kullandığı kısmı kullanmaya devam ettiğini, müvekkilinin de taşınmaz üzerinde fiilen ayrı bir yeri, çok uzun yıllardan beri kullandığını, çünkü müvekkilinin taşınmazın bazı hissedarlarından harici olarak bir kısım hisseleri satın aldığını, haricen satın aldığı bu hisselere istinaden de taşınmazın bir bölümünü fiilen kullandığını, dava konusu hisseleri de bu fiili kullanımına ilişkin olarak devraldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarından davacının kullanmış olduğu belli bir alanın olduğu sabittir. Ancak davalı ...'e pay satan ... ve ... ...'ın kullanmış olduğu bir alan taşınmazda mevcut değildir. Bu kişilere ayrılmış bir alan da yoktur. Davalı ...'a pay satan ... ise her ne kadar taşınmaz da yer kullanıyor ise de belli bir alanı kullanmamaktadır. Dosya içerisinde mevcut bilirkişi raporunda belirtilen ''D'' harfi ile gösterilen alan da dahil olmak üzere yol tarafında kalan tüm alanı kullanmaktadırlar. Yani bilirkişi raporunda ''A'' harfi ile gösterilen sera özelinde kullanmış olduğu bir alan mevcut değildir. Tanık beyanlarına göre davacının kullanmış olduğu seranın sınırına kadar olan yol tarafında kalan tüm kısım davalı ... ve eşi ...'e ait olarak bilinmektedir. Ayrıca ...'ün hissesi ile kullanmış olduğu yerin yüzölçümleri de birbiri ile uyuşmamaktadır. Bu nedenle fiili taksim savunmasına mahkememizce itibar edilmeyerek yargılamaya devam olunmuştur. Davacı tarafa, ... Tapu Müdürlüğü'nün 25/01/2021 ve 03/02/2021 tarihli senetlerinde belirtilen satış bedellerinin ve alıcıya düşen tapu masraflarının toplamı olan 1.020.316,80 TL'yi mahkememiz veznesine depo etmesi için süre verilmiş verilen kesin sürede mahkememiz veznesine depo edildiği anlaşılmıştır..." gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Somut davada, dava konusu Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi 102 ada 104 parsel sayılı taşınmazda davacının hissedar olduğu, diğer hissedarlardan ...' in 2899/16128 hissesinden 155000/1617331 hissesini 1.000.000,00 TL bedelle ...' a tapuda 25.01.2021 tarih 4325 yevmiye nolu senet ile sattığı, yine diğer hissedarlardan ... ...' ın hissesinin tamamını 125,00TL bedelle ...' a tapuda 02.02.2021 tarih 5557 yevmiye nolu senet ile sattığı, satış tarihleri itibariyle davacının hissedar olduğu, davanın hak düşürücü süre olan 2 yıllık süre içeresinde açıldığı, yapılan yargılamada dinlenen tanık ve mahalli bilirkişi beyanları, keşif sonucunda düzenlenen fen bilirkişisi raporuna göre A harfiyle gösterilen yerin davalı ..., B ve C harfiyle gösterilen yerlerin davacı ..., D harfiyle gösterilen yerin davalı ... tarafından kullanıldığı, dava konusu taşınmaz üzerinde hem davacının hem de davalıların ayrı ayrı kullandıkları yerler bulunduğunun anlaşıldığı, bu haliyle fili taksimin varlığının kabulünün gerektiği, açılan davanın fiili taksim nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu..." gerekçesiyle davacı vekilinin başvurusunun esastan reddine, davalılar vekillerinin başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; taşınmazda rızai taksim olmadığının tanık beyanları ve dosya kapsamı ile sabit olduğunu, fiili taksim olmadığını, ön alım şartlarının hepsinin davada mevcut olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı olduğunu, bu nedenle ayrı ayrı vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bu yönden bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ön alım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Fazla yatırılan temyiz karar harcının davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı ...'a yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.05.2025 tarihinde kesin olmak oy birliğiyle karar verildi.