Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2024/4215 K.2025/2563

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/4215 📋 K. 2025/2563 📅 12.05.2025

7. Hukuk Dairesi         2024/4215 E.  ,  2025/2563 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1851 E., 2024/648 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Akhisar 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/101 E., 2020/527 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; muris ...'un sözlü vasiyetnamesinin Akhisar Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/2261 Esas 2020/330 Karar sayılı 06.02.2020 tarihli kararı ile açıldığını, söz konusu vasiyetnamenin yasanın aradığı şartları taşımadığını ve gerekli olan şekil ile usul şartlarının yerine getirilmediğini, murisin 2015 yılı Aralık ayı sonu - 2016 yılı Ocak ayı başlangıcı tarihinde sözlü vasiyette bulunduğunun iddia edildiğini, hasta olduğu belirtilmesine rağmen hastalığının ne derece ağır olduğunun, yasada belirtilen olağanüstü hal kapsamına girip girmediğinin belli olmadığını, sözlü vasiyet yapma şartları oluşsa dahi resmi veya el yazılı vasiyet yapma olanağı var ise bu takdirde sözlü vasiyetin geçersiz hale geldiğini, murisin en azından noteri çağırıp resmi vasiyet yapma olanağının bulunduğunu, ayrıca sözlü vasiyet tanıklarının mahkemeye başvurma sürelerinin de çok uzun bir süre olduğunu, ölüm 2016 Nisan ayı olmasına rağmen başvurunun 2019 Kasım ayında yapıldığını ileri sürerek 22.11.2019 tarihinde Akhisar Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından tutanak altına alınan murise ait sözlü vasiyetnamenin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, davalının muris ...'un eşi olduğunu, murisle 12.04.1979 tarihinde evlendiklerini, davalının murisin tüm hayatı boyunca yanında olduğunu, murise 2015 yılında akciğer kanseri teşhisi konulduğunu, bu tarihten sonra davalının ve murisin hayatının sürekli hastanelerde geçtiğini, manevi olarak yanında olduğunu, murisin tedavi süreçlerinin olumsuz yanıt verdiğini, ölümünden 3 ay önce yatağa bağımlı hale geldiğini, ellerinin tutmadığını, ayaklarını hareket ettiremediğini, tuvalet ihtiyaçlarını karşılayamadığını, murisin ağır hastalığı nedeniyle resmi ve el yazılı vasiyetname imkanı bulunmadığını, ağır hastalığı sebebiyle vasiyetini tanıklar huzurunda sözlü olarak bildirdiğini, davacıların murisi ve eşini tanımadıklarını, savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Somut olayda, sözlü vasiyetnamenin kanunun aradığı birçok açıdan eksiklik içermekte olup yasal koşulları sağlamaktan uzakta olduğu, zira yakın ölüm tehlikesi, ulaşımın kesilmesi, hastalık, savaş gibi olağanüstü durumlar davada mevcut olmadığı gibi vasiyetname tanıkları da murisin son arzularını 3 sene sonra kayda geçirdikleri, ayrıca davadaki tanık beyanları da incelendiğinde görüleceği üzere murisin aslında yazılı vasiyetname olanağına sahip olduğu, dava konusu sözlü vasiyetname kanuni şartları sağlamamakta olup iptali gerektiği..." gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Her ne kadar, davalı vekili vasiyetnamenin iptali davası için özel yetki gerektiğini ve vasiyetnamenin iptali davasının 1 aylık sürede açılmadığını beyanla kararı istinaf etmiş ise de, TMK 559. maddesi gereğince iptal davasının öğrenme tarihinden itibaren 1 yıl vasiyetnamelerde ise vasiyetin açılma tarihinden itibaren 10 yıl geçmekle düşeceği düzenlendiği, TMK 598/4. madde ile de ölüme bağlı tasarrufun iptaline ilişkin dava hakkının saklı olduğu hüküm altına alındığı, iptal davaları da özel vekalet gerektiren kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olmadığından davalının istinaf nedenlerinin yerinde görülmediği..." gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; murisin elini kullanamadığını bu sebeple yazılı vasiyetname yapamadığını, davacıların murisi tanımadığını ziyaret dahi etmediğini, dava konusu evin davalının haline münasip bir ev olduğunu, hastalığı ve tanıkların da belirttiği üzere ölümünden bir kaç ay önce yatalak hale gelmesi sebebiyle olağanüstü halin bulunduğunu, murisin malvarlığını davalıya bırakacağını söylediğine tanıklık eden tanıkların bulunduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.