Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2024/4023 K.2025/2568
7. Hukuk Dairesi 2024/4023 E. , 2025/2568 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2760 E., 2024/1007 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/536 E., 2023/206 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; muris ...'nın 28.07.2017 tarihinde öldüğünü, ... 11. Sulh Hukuk Mahkemesi 2017/1020 Esas 2017/1135 Karar sayılı dosyasından yapılan tebligat ile davacılar murisinin ... 2. Noterliğinin, 10.02.2011 tarihli, ... yevmiye numarası ile vasiyetname yaptığından haberdar olduklarını, vasiyetname düzenlendiğinde murisin 78 yaşında olduğunu, akıl sağlığının yerinde olduğunun heyet raporu ile belgelenmesi gerekirken, aile hekimi tarafından düzenlenen rapora istinaden vasiyetnamenin düzenlendiğini, 1825 parsel sayılı taşınmazın vasiyet konusu yapıldığını, taşınmaz her ne kadar vasiyetnameye konu yapılmış ise de tüm mirasçılar adına intikal ettirildiğini ileri sürerek vasiyetnamenin öncelikle iptaline ve tapunun tüm mirasçılara intikal ettirilmiş şekli ile kalmasına, bunun mümkün olmaması halinde davacıların saklı payının korunarak tenkisine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; murisin vasiyetnamesinin vasiyetname şartlarına uygun hazırlandığını, vasiyetnamenin şekil şartları arasında sağlık raporu alınması ve notere ibraz edilmesi şartlarının olmadığını, murisin vasiyetnameyi noter ve tanık huzurunda düzenlendiğini, bu sebeple tasarruf ehliyeti olmaması halinde aile hekimliğinden dahi rapor alamayacağının açık olduğunu, vasiyetnamenin veraset ilâmının çıkartılmasından sonra açıldığını, bu sebeple vasiyetname yenilik doğurucu bir hak olduğu için ve tek taraflı irade açıklamasıyla şartsız olarak sonucu doğuracağından her ne kadar veraset ilâmında vasiyete konu tapu üzerinde bütün mirasçıların hakkı olsa da vasiyetnamenin açılması ile davalılar adına tescilinin gerektiğini, vasiyete konu olan tapunun diğer mirasçıların saklı paylarına zarar vermediğini, murisin diğer taşınmazları dikkate alındığında da murisin tüm varlığını davalılara bırakmadığı, davacıyı mirasından mahrum etmek gibi bir amacının olmadığını, dolayısıyla davalıların mal kaçırma ve diğer mirasçılarının saklı paylarına zarar verme niyetinde olmadıklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Somut olayda, ... 2. Noterliğince düzenlenen 10/02/2011 tarihli ... yevmiye numaralı vasiyetnamenin 11. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/1020 Esas 2017/1135 Karar sayılı ilamı ile açılıp okunduğu, resmi şekilde düzenlenen vasiyetnamenin şekil şartlarına uygun olarak yapıldığı ve usulünce Sulh Hukuk Mahkemesine ibraz edilerek açılıp okunduğu, mahkememizce tanzim ettirilen Adli Tıp Raporu ile sabit olduğu üzere murisin vasiyet düzenleme tarihinde fiil ehliyetine sahip olduğu, davacı tanıklarının beyanlarından davalıların, vasiyet bırakana vasiyetname düzenlemesi için zorlama, baskı, korkutmada bulunduğu ve aldatma yoluyla vasiyet düzenlettirdiği hususlarının ispat edilemediği, murisin iradesi doğrultusunda hukuki işlemlerin yapıldığı, murisin iradesinin sakatlandığını gösteren herhangi bir delil ve emarenin dosyada bulunmadığı, buna göre aktin hukuken sakat doğmadığı, murisin irade sakatlığının bulunmadığı, 4721 sayılı TMK'nın 557 ve devamı maddeleri bağlamında muris ...'nın yapmış olduğu vasiyetnamesinin iptalini gerektirir şekli ve esasa ilişkin bir husus mahkememizce tespit olunamadığından davanın vasiyetnamenin iptali davası yönünden reddine karar verilmiştir.
Tenkis talebi yönünden yapılan değerlendirmede; Eldeki davada; murisin terekesinin aktif ve pasifleri araştırılmış ve tüm deliller toplandıktan sonra taşınmazlar başında uzman bilirkişiler eşliğinde taşınmazlar mahallinde keşif yapıldığı, hesap bilirkişisi ...'den alınan 20/03/2023 tarihli bilirkişi raporunda; murisin vefat tarihi olan 28/07/2017 tarihi itibariyle net terekesinin 1.405.037,93 TL olduğu, davacıların her birinin saklı payının 131.722,30 TL olarak hesaplandığı, tasarruf dışında kalan terekeden hisselerine düşen bedelin 211.013,80 TL olarak hesaplandığı, dolayısıyla davacıların saklı paylarından 79.291,50 TL fazla edinmiş olduklarından, davacıların saklı payları ihlal edilmediğinin anlaşıldığı..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; ilk derece mahkemesince verilen kararın hukuka uygun olduğu..." gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda taşınmazların bedellerinin düşük hesaplandığını, yeni rapor talep ettiklerini, Mahkemece taleplerinin kabul edilmediğini, tanık beyanlarının dikkate alınmadığını, yargılama devam ederken murisin eşinin öldüğünü, bu doğrultuda yeniden hesaplama yapılmadığını, murisin diğer taşınmazlarındaki belediyenin payının dikkate alınmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.