Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2023/3899 K.2025/2453
7. Hukuk Dairesi 2023/3899 E. , 2025/2453 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/256 E., 2021/359 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılardan ... vekili ile davalılardan ... ve arkadaşları vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 06.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz eden davacılar vekili Avukat ..., karşı taraftan Hazine vekili Avukat ... geldiler. Başkan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacılar vekili; davalıların murisi ... ... ... adına kayıtlı 884 parsel sayılı taşınmazın müvekkillerinin babası ...'e malik tarafından satıldığını, bu hususta tapuya 1962 yılında şerh verildiğini, 1972 yılında tapu kayıtlarının eski malik adına tescil edildiğini, taşınmazın 20 yıldan fazla bir zamandan beri müvekkillerinin elinde olduğunu ve davalıların miras bırakanı adına kayıtlı taşınmazın tapu kaydının hukuki değerini yitirdiğini belirterek dava konusu gayrimenkulün tapu kaydının iptali ile müvekkilleri adına miras hisseleri oranında tesciline karar verilmesini istemiştir.
2. Yargılama aşamasında, davacılar vekili, davalarını yalnızca TMK’nın 713 üncü maddesinin ikinci fıkrası hükmüne hasrettiklerini bildirmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ...; hak düşürücü sürenin geçtiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı ... vekil; davacılar tarafından daha önce Gaziantep 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/221 Esas sayılı dosyası ile açılan davanın takipsiz bırakılması nedeni ile açılmamış sayılmasına karar verildiğini, davalıların murisinin 1961 yılında vefat etmesi nedeniyle 1962 yılında tapuya şerh konulmasının mümkün olmadığını, kadastro tespitinden sonra 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, iddia ederek davanın reddini savunmuştur.
3. Dahili davalı ... vekili; TMK’nın 713 üncü maddesinin ikinci fıkrasında aranan şartların gerçekleşmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 24.03.2016 tarihli ve 2010/66 Esas, 2016/143 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne, dava konusu 884 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile, davacıların murisleri ...'ün mirasçılık belgesinde belirtilen miras payları oranında adlarına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde dahili davalı ... vekili, davalılar ... ... ve arkadaşları vekili davalı ... ..., davalı ..., davalı ..., davalı ... ..., davalı ..., davalı ... ve davalı ... temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 03.04.2020 tarihli ve 2016/19961 Esas, 2020/2107 Karar sayılı ilamıyla ; “...öncelikle dava konusu 884 nolu parsel ile ilgili olarak keşfen saptanacak dava değeri üzerinden harcın tamamlanması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulması doğru değildir. Kabule göre de, tapu iptali ve tescil davalarında öncelikle husumet kayıt malikine, kayıt maliki ölmüş ise saptanacak mirasçılarına yöneltilerek açılır. Dava konusu taşınmaz “... ... ...” adına kayıtlı olup mirasçılarının taraf olarak gösterildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda Hazine’nin somut olayda pasif dava ehliyeti bulunmamaktadır. Dahili davalı ... yönünden husumetten red kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de usul ve yasaya aykırıdır....”gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyulmak suretiyle özetle; davanın kabulüne, dava konusu 884 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile, davacıların murisleri ...'ün mirasçılık belgesinde belirtilen miras payları oranında adlarına tapuya kayıt ve tesciline, dahili davalı ... yönünden davanın husumetten reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davalılardan ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile sonuca gidildiğini, davacıların dava dilekçelerinde TMK’nın 713. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen ölüm hukuki sebebine dayanmadıklarını, yargılama aşamasında bu yönde ıslahta yapılmadığını, davanın bu şekilde nitelendirilmesinin hatalı olduğunu, zilyetlik araştırmasının yeterli olmadığını, Gaziantep 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.03.2011 tarihli ve 2010/603 Esas ve 2011/137 Karar sayılı ilamı ile dava konusu taşınmazdaki malik isminin “.... oğlu ... ... ....” olarak düzeltildiğini, ilgili dava dosyası ile murisin vefatından sonra niza konusu yerin (mirasçıları olan) vekil edenleri ile diğer davalılar tarafından kullanıldığının açıkça belirlendiğini, davacıların kadastro tespiti öncesi nedene ilişkin dava açmış olup Kadastro Kanunun 12 inci maddesine ifade edilen hak düşürücü sürenin geçtiğini, satın alma iddiasının ispat edilemediğini, davacı tanık beyanları üzerinde karar verildiğini, ölüm hukuki sebebi yönünden Anayasa Mahkemesinin iptal kararı bulunduğunu ve davacılar lehine TMK’nın 713. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen zilyetlikle edinme şartlarının oluşmadığını, beyan etmektedir.
2. Davalılardan ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, satın alma ve zilyetlik iddialarının doğru olmadığını, bu yönde bir ispatın bulunmadığını, davacıların kadastro tespiti öncesi nedene ilişkin dava açmış olup Kadastro Kanunun 12 inci maddesine ifade edilen hak düşürücü sürenin geçtiğini, davalılar aleyhine yargılama giderine ve vekalet ücretine karar verilmeyeceğini, beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, TMK’nın 713. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları gereğince tapunun hukuki değerini yitirdiği gerekçesiyle açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 884 parsel sayılı taşınmaz 31.12.1972 tarihinde yapılan kadastro sonucu zilyetliğe istinaden (1962 senesinde öldüğü ifade edilerek) “.......” adına tespit edilmiş ve tutanağın itirazsız olarak kesinleşmesi üzerine 03.04.1974 tarihinde tespit maliki adına tescil edilmiştir.
Tapulama tutanağının beyanlar hanesinde ...’ın ölü olduğu yazılmıştır.
Gaziantep 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.03.2011 tarihli ve 2010/603 Esas ve 2011/137 Karar sayılı ilamı ile dava konusu taşınmazdaki malik isminin “.... oğlu ... ... ....” olarak tashihine karar verilmiştir.
TMK'nın 713. maddesinin ikinci fıkrasındaki ölüm sebebine dayalı tapu iptali ve tescil davalarında taşınmazın 20 yıllık zilyetlikle kazanılabilmesi için diğer koşulların yanında taşınmazın kayıt malikinin dava tarihinden en az 20 yıl önce ölmüş olması gereklidir. Taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında mirasçıları tespit edilmediği için ölmüş kişinin adı belirtilerek tespit edildiği ve tapunun bu şekilde oluştuğu hallerde kayıt maliki ölü olan şahıs değil mirasçılarıdır. Aynı şekilde tespit tarihinden önce ölen kişi isminin mahkeme kararı ile tashih edildiği durumlarda da kayıt malikinin mirasçılar olduğunun kabulü gerekir.
Somut olayda, (kayıt maliki) ... oğlu ... ... ... kadastro tespit tarihinden önce 21.11.1961 tarihinde ölmüş olup tapu kaydının yargılama aşamasında intikal gördüğü anlaşılmaktadır.
Tapunun bu şekilde oluştuğu hallerde kayıt maliki olarak mirasçılarının kastedildiği anlaşılmalıdır.
Bu açıklamalar karşısında intikal yapılana kadar, kayıt maliki “.... oğlu ... ... ....” olmayıp “.... oğlu ... ... ....” mirasçılarıdır. Kayıt maliki olarak önce “.......” yazılıp akabinde tashihen “... oğlu ... ... ....” yazılmasının bu durumu değiştirmediği öngörülmelidir.
Dosya kapsamına göre “.... oğlu ... ... ....” mirasçısı hayatta bulunduğundan taşınmazın bu şekilde ölüm nedenine dayalı olarak zilyetlikle kazanılması mümkün olmadığından davanın reddi yerine yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalılardan ... vekili ile davalılardan ... ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
Yargıtay duruşma vekalet ücreti 28.000,00 TL’nin davacılardan alınarak davalılardan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...’a verilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
06.05.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.