Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2024/4716 K.2025/2451
7. Hukuk Dairesi 2024/4716 E. , 2025/2451 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/153 E., 2024/15 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili ve duruşma istemli olarak davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 06.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz eden davalı vekili Avukat ..., karşı taraftan davacı vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların paydaşı olduğu dava konusu taşınmazın davalı tarafından haksız şekilde işgal edildiğini belirterek el atmanın önlenmesini ve ecrimisil talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmaz üzerindeki binanın davalı müvekkiline ait olduğunu, davacının bina ile ilgisinin bulunmadığını, ortaklığın arsada olup kuyumcu dükkânının bulunduğu bina ile davacının bir ilgisinin olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 03.05.2016 tarihli kararı ile özetle; davanın kabulüne, 154 ada 6 parsel sayılı taşınmaza davacının payı oranında davalının müdahalesinin men'ine, 500,00 TL ecrimisilin dava tarihi olan 25.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 08.03.2021 tarih ve 2019/53 Esas, 2021/2027 Karar sayılı kararı ile; taşınmaz üzerindeki binanın davalı tarafından yapıldığı, hükme esas alınan 09.02.2016 tarihli inşaat mühendisi ve mülk bilirkişisinin hazırladığı raporda bina üzerinden ecrimisil hesaplaması yapıldığı, ecrimisil bedelinin arsa üzerinden ve ihtarın davalıya tebliğ tarihinden dava tarihine kadar hesaplanması gerekirken hatalı bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının doğru olmadığı belirtilerek hüküm bozulmuş, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
3. Davacı vekilinin karar düzeltme talebinin Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 15.12.2021 tarih ve 2021/16593 Esas, 2021/12471 Karar sayılı kararı ile reddine karar verilmiştir.
B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 16.02.2023 tarihli kararıyla özetle; tapu kaydına göre davacının taşınmazda 76/114 payı ve davalının ise 38/114 payı bulunduğu, bozma öncesi kararda davacının payı oranında müdahalenin men'i kararı verildiği, davacının yıkım ya da kâl talebi olmadığı, bu şekilde verilecek el atmanın önlenmesi kararının taşınmaz üzerindeki yapı nedeniyle infaz edilebilme olanağı bulunmadığı gibi taraflar arasındaki ihtilafı çözemeyeceği, taşınmazın fiili durumu ile fiili taksime uygun olmadığı, keza aynı düşünce ile davalının da davacı aleyhine el atmanın önlenmesi talebinde bulunabileceği anlaşılmakla Yargıtay kararında belirtildiği üzere paydaşlar arasındaki sorunun kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlenmesi gerektiği kanaatiyle davacının müdahalenin men'i isteminin reddine karar verilmiş, ecrimisil yönünden yapılan incelemede; bozma ilâmı doğrultusunda bilirkişi rapor alındığı, dava dilekçesinde 500,00 TL ecrimisil talep edildiği ve talep artırım dilekçesi sunulmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 500,00 TL ecrimisil bedelinin ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 29.08.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin 16.02.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 19.09.2023 tarihli ve 2023/3246 Esas, 2023/3898 Karar sayılı kararıyla Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
3. Davalı vekilinin karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
4. Dairemizin 05.02.2024 tarihli ve 2023/5430 Esas, 2024/580 Karar sayılı ilâmında belirtilen “ '...1. Karar düzeltme istemine konu edilen ilamın sonuç bölümünde 1. Bentte "davacı vekilinin tüm, davalı Mürüvvet mirasçıları vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine' yazılmış ise de, ilâmın gerekçesinde davacı vekilinin aşağıda belirtilen temyiz itirazları kabul edilmiş olduğundan bu bölümün gerekçe ile çelişkili olduğu anlaşılmıştır. Davalı vekilinin bu hususa ilişkin karar düzeltme isteminin kabulü ile Mahkeme kararının aşağıdaki gerekçelerle bozulması gerekmiştir.
2. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. Davacı vekilinin el atmanın önlenmesi talebine ilişkin temyiz itirazına gelince;
a. Kural olarak, mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğar. Diğer taraftan yerel mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu müessese mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esas çerçevesinde işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir (09.05.1960 gün, 21/9 sayılı YİBK).
b. Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir ve davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibarıyla, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
4. Somut olayda, tarafların paydaşı olduğu dava konusu taşınmazın davalı tarafından kullanıldığı belirtilerek açılan el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasında Mahkemece davanın kabulüne, davacının payına vaki el atmanın önlenmesine ve 500,00 TL ecrimisil bedelinin davalıdan tahsiline dair verilen karar, davalı vekilince temyiz edilmiş, Yargıtay Dairesince davalının ecrimisil kararına ilişkin temyiz talebinin kabulüne, el atmanın önlenmesi kararına ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilâmına uyulmasına karar verildikten sonra, davacı lehine usuli kazanılmış hakka aykırı olacak şekilde ve hukuki olmayan gerekçeyle el atmanın önlenmesi talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir...” gerekçesiyle davalı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulüne, bozma kararının kaldırılmasına ve hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; davanın kabulüne, 154 ada 6 parsel sayılı taşınmaza davacının payı oranında davalının müdahalesinin men'ine, 500,00 TL ecrimisilin ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 29.08.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkil lehine hükmedilen vekâlet ücretinin hatalı ve eksik olduğunu, el atmanın önlenmesi davalarında taşınmazın değeri üzerinden nispi vekâlet ücretine karar verilmesi gerekirken maktû vekâlet ücretine hükmedildiğini beyan etmektedir.
2. Davalı vekili temyiz (ve katılma yolu ile verdiği ek) dilekçesinde özetle;
a. Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu,
b. Davacının el atmanın önlenmesi bakımından kazanılmış hakkı bulunmadığını,
c. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 08.03.2021 tarihli bozma ilâmında, davacının el atmanın önlenmesi davasının dinlenemeyeceği, konunun ancak taksim veya ortaklığının giderilmesi suretiyle giderilebileceğinden söz edildiğini,
d. El atmanın önlenmesi talebinin reddi gerektiğini,
e. 03.05.2016 tarihli ilk kararın davacı tarafından temyiz edilmediğini ve kararın davacı bakımından kesinleştiğini,
f. İlk kararda davacı lehine 1.800,00 TL vekâlet ücreti üzerinden hüküm tesis edildiğini, takdir olunan miktarın aşılamayacağını ve hükmün buna göre düzeltilmesi gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, paydaşlar arası el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un geçici 3/2 hükmü atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439/2 hükmünde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. Davacı vekilinin vekâlet ücretine yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Somut olayda, davacının payına isabet eden dava değeri 228.500,00 TL olup kendisini vekille temsil ettiren davacı lehine yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde 17.900,00 TL vekâlet ücretine hükmedilmiş olması bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2 hükmü atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438/7 hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
1. V.B.2 numaralı paragrafta açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı vekilinin V.B.3 numaralı paragrafta açıklanan nedenlerle temyiz itirazının kabulü ile Mahkeme kararının, hüküm fıkrasının (5) numaralı bendinde yer alan "...17.900,00 TL..." rakamının hüküm sonucundan çıkarılarak yerine "...36.275,00 TL..." rakamının yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Yargıtay duruşma vekâlet ücreti 28.000,00 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
06.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.