Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/1578 K.2025/2432
7. Hukuk Dairesi 2025/1578 E. , 2025/2432 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2472 E., 2024/2828 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/219 E., 2022/262 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; murisin 2016 yılında öldüğünü, muris adına kayıtlı taşınmazların tamamının ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile ... adına tescil edildiğini öğrendiğini, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/399 Esas ve 2018/412 Karar sayılı dosyasında tapu iptali ve tescil davası açıldığını, mahkemece taşınmazların davacının miras payı oranında adına tesciline karar verildiğini, ilgili hükmün 23.11.2020 tarihinde kesinleştiğini, ancak dava süresince ... tarafından dava konusu taşınmazlar üzerinde ... Bankası ve S.S. ... Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi lehine ipoteklerin tesis edildiğini, tapuda davacı adına olan hisseler üzerinden de ipoteklerin işlenmiş olduğunu ileri sürerek; davaya konu taşınmazlar üzerindeki ipoteklerin tapu sicilinden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ...Ş. vekili; dava ticari dava olduğundan ticaret mahkemesinin görevli olduğunu, tapu sicil kayıtlarına güvenerek iyi niyetle ayni hakkın tesis edildiğini, ipotek işleminin ekspertiz incelemesi ile yapıldığını, davacının ileri sürdüğü tapu iptali ve tescil davasının bilinmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı S.S. ... Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi vekili; ipoteklerin tapu siciline iyi niyetle tesis edildiğini, ipotek tarihinde ...'in malik olduğunu, tapu sicilini incelemek dışında başka bir yükümlülüğün yüklenemeyeceğini, nitekim açılan tapu iptali ve tescil davasında davacının taşınmazlara tedbir şerhi koydurma imkanı varken teminat yatırılmaması nedeniyle tedbir konulamadığını, davacının şahsi haklarını üçüncüye kişilere ileri süremeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 22.03.2022 tarihli 2021/219 Esas 2022/262 Karar sayılı kararı ile; herkesin iddiasını ispatla yükümlü olduğu, davalıların ipotek tescil ederken kötü niyetli olduğunun ispatlanamadığı, tapu iptali ve tescil davasının açıldığına yönelik taşınmazda herhangi bir şerhin bulunmadığı, ipotek hakkının ayni haklarda olması sebebiyle sicile güven ilkesinin ipotek hakkı içinde aynen geçerli olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuş, Bölge Adliye Mahkemesinin 09.11.2022 tarihli 2022/1992 Esas 2022/2443 Karar sayılı kararı ile; resmi şekle uygun olmayan bir kazanımın hukukumuzda korunmadığı, muvazaanın niteliği gereği iptal edilen işlemin tarafların asıl iradelerinin sakat olması nedeniyle işlemin iptal edildiği, yani tarafların bağışlama şeklinde beliren asıl iradelerinin resmi şekilde yapılmadığından yok hükmünde olduğu, bu nedenle dava dışı ...'nin taşınmazı edinmesinin temelindeki muvazaaya dayalı tescilin tamamen yok hükmünde olduğu ve bu kişinin mülkiyetinde iken tapuya tescil edilen diğer takyidatların da yok hükmünde kabul edileceği, muvazaa ile iptal edilen ve butlanla sakat tescilin iptali sonrası üzerindeki diğer takyidatların da iptalinin gerektiği gerekçesiyle davacının istinaf talebinin kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince duruşmasız ve davalı ...Ş. vekilnce duruşma talepli temyiz edilmesi üzerine Dairemizce, davacının sair temyiz itirazlarının reddi ile dava konusu 829 parsel yönünden; davacı tarafından açılan davada ... ili, ... Köyü, 829 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılması talep edilmiş olmasına rağmen, Bölge Adliye Mahkemesince ilgili taşınmaz yönünden olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediği, davalı ...Ş. vekilinin temyiz itirazları yönünden; tapu kaydında, Bankanın iyi niyetini ortadan kaldıracak nitelikte tapu iptali ve tescil davasının açıldığını gösterir tedbir şerhi bulunmadığı, tapu iptali ve tescil davasının açılacağının davalı Banka tarafından bilinmesinin beklenemeyeceği, davalı Banka tarafından ekspertiz raporunun düzenlendiğinin görüldüğü, bu bağlamda değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilamına uyularak yargılama sırasında dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı S.S. ... Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi vekili temyiz dilekçesinde; istinaf aşamasında kooperatif lehine tesis edilen ipoteklerin fek edildiği, temyiz kanu yoluna başvurmakta kooperatifin ve hatta davacının hukuki bir menfaati kalmadığı, davacının da 829 sayılı parsel yönünden hükümde bir açıklamaya yer verilmediği ve vekalet ücretinin nispi hesaplanması gerektiği gerekçesi ile temyiz kanun yoluna başvurduğunu, Bölge Adliye Mahkemesinin 829 sayılı parsel yönünden eksik karar vermesi nedeniyle kararın bozulduğunu, kooperatif aleyhine vekalet ücreti takdir edilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve bozma kararına göre davalı S.S. ... Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararı).
Taraflardan birinin mahkeme kararına karşı temyiz başvurusunda bulunmaması halinde; kamu düzenine aykırılık yok ise, diğer taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşacaktır.
Somut olayda; mahkemece dava konusu taşınmazların tamamındaki ipotekler istinaf aşamasında fekkedilmiş olup dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, tapu kaydında; davalıların iyi niyetini ortadan kaldıracak nitelikte tapu iptali ve tescil davasının açıldığını gösterir tedbir şerhi bulunmadığı, tapu iptali ve tescil davasının açılacağının davalılar tarafından bilinmesinin beklenemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin açmış olduğu davada haklı olmadığı, davalılar ... ve ... Esnaf ve Sanaatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi lehine yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiği belirtilmiş ise de, davalı Kooperatifin 829 nolu parsel yönünden temyize başvurmadığı, davacının temyize başvurduğu gerekçesiyle aleyhe bozma yasağı gereği lehine avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiştir. Ancak; Dairemizin bozma kararında 829 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılması talep edilmiş olmasına rağmen, Bölge Adliye Mahkemesince ilgili taşınmaz yönünden olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediği gerekçesiyle karar bozulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesinin ilk kararında bu parsel yönünden verilmiş bir karar bulunmadığından usuli kazanılmış haktan söz edilemeyeceği gibi, aleyhe bozma yasağı kapsamında olduğu da söylenemeyecektir.
Hâl böyle olunca; 829 parsel yönünden davalı S.S. ... Esnaf ve Sanaatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru bulunmamıştır.
Ayrıca 5235 sayılı Kanun uyarınca bölge adliye mahkemelerinin denetim ve hüküm mahkemesi sıfatların haiz adli yargı ikinci derece mahkemeleri olduğu, ilk derece mahkemesi kararlarına karşı tarafların itirazları doğrultusunda istinaf kanun yolu incelemesi görevini yerine getirirken istinaf başvurusunun esastan reddi veya ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurmak dâhil denetim ve hüküm mahkemesi olarak gerekli tüm kararları verebileceği, ancak ilk derece mahkemesi kararına müdahale ettiği noktalarda Yargıtay’ın bozma kararı vermesi durumunda dosyanın karar verilmek üzere bölge adliye mahkemesine gönderildiği, bu noktada bölge adliye mahkemesinin alt derece hüküm mahkemesi olarak ilk derece mahkemesiyle aynı sıfatla yargılama yaptığı, denetim görevini kullanmadığı, temyiz incelemesi sonucunda verilen Yargıtay bozma ilamına yönelik karar vermek üzere alt derece hüküm mahkemesi olarak hukuki dinlenilme hakkı kapsamında aynen ilk derece mahkemesi gibi duruşma açmak zorunda olduğu, açılan bu duruşmada istinaf kanun yolu incelemesi yapmadığı, alt derece hüküm mahkemesi sıfatına uygun şekilde karar verildiği, taraflar yararına ayrıca vekâlet ücretine hükmedilemeyeceği gözetilerek karar verilmesi gerekirken istinaf incelemesinin duruşmalı yapıldığı belirtilerek vekalet ücretine hükmedilmesi doğru bulunmamış ve hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmekte ise de, bu hususlar yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/2 nci maddesi gereğince hükmün temyiz edenin sıfatı da dikkate alınarak aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Yukarıda 1. numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı S.S. ... Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Yukarıda 2. numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı S.S. ... Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, Bölge Adliye Mahkemesinin 18.12.2024 tarihli ve 2024/2472 Esas, 2024/2828 Karar sayılı kararının hüküm sonucunun 5. fıkrasında yer alan “verilmesine,” sözcüğünden sonra gelmek üzere “davalı S.S. ... Esnaf ve Sanaatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince takdir edilen 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı S.S. ... Esnaf ve Sanaatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi’ne verilmesine,” cümlesinin yazılmasına, kararın hüküm sonucunun 8. fıkrasının çıkartılmasına, hükmün DÜZELTİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.